Dil, bir milletin yalnızca konuşma aracı değildir; aynı zamanda hafızası, vicdanı ve ruhudur. İnsan nasıl geçmişini unutursa, kimliğini kaybederse, milletler de dillerini kaybettiğinde benliğinden uzaklaşır. Çünkü dil; tarihimizin taşıyıcısı, kültürümüzün aynası ve ortak duygularımızın en güçlü bağlarından biridir.
Bugün dünyada güçlü devletlerin yalnızca ekonomik ya da askerî gücüyle değil, diliyle de etkili olduğu görülmektedir. Bir milletin dili ne kadar güçlü ve canlıysa, kültürü de o kadar uzun ömürlü olur. Bu nedenle dil meselesi sadece edebiyatçıların veya öğretmenlerin konusu değil; doğrudan milletin geleceğiyle ilgili bir meseledir.
Türkçe, yüzyıllar boyunca geniş coğrafyalarda konuşulmuş, destanlar, şiirler, türküler ve büyük medeniyet eserleri üretmiş köklü bir dildir. Bu dilin içinde Orhun’dan Yunus Emre’ye, Karacaoğlan’dan Mehmet Âkif’e kadar uzanan büyük bir kültür hazinesi yaşamaktadır. Her kelime, geçmişten bugüne taşınmış bir emanettir. Bu emaneti korumak ise hepimizin sorumluluğudur.
Son yıllarda günlük hayatta yabancı kelimelerin giderek artması, iş yerlerine sitelere yabancı isimler verilmesi, gençlerin kendi dilinin zenginliğinden uzaklaşması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Elbette diller birbirinden etkilenir; ancak kendi diline yabancılaşan toplumlar, zamanla kendi kültürüne de yabancılaşır. Çünkü dil bozulduğunda düşünce de zayıflar, düşünce zayıfladığında ise toplumsal bağlar gevşer. Ortak paydalarda birleşmek guçleşir, millî birlik zayıflar.
13 Mayıs Türk Dil Bayramı, bu nedenle sadece bir kutlama günü değildir. Bu gün, dilimizin değerini yeniden hatırlama ve gelecek nesillere güçlü bir Türkçe bırakma sorumluluğunu düşünme günüdür. Çocuklarına ana dilini sevdiren toplumlar, geleceğini de koruma altına almış olur.
Unutmamak gerekir ki bayrak bir milletin gökyüzündeki şerefi ise, dil de yeryüzündeki kimliğidir. Dilini koruyan milletler ayakta kalır; dilini ihmal edenler ise zamanla hafızasını kaybeder. Türkçemize sahip çıkmak, aslında kendi geleceğimize sahip çıkmaktır. Toplulukların milletleşmesi dil ile mümkündür. Ortak dilden yoksun topluluklar milletleşemez. Milletin son şekline devlet denir. Millet olmadan devlet olmak ise mümkün değildir.
Ali AÇIK
Emekli akademisyen
Siyaset Bilimi uzmanı
