No Result
View All Result

Kelimeler değişir, emperyalizm değişmez

Ahmet Buğra Öksüz by Ahmet Buğra Öksüz
6 Temmuz 2026
in GÜNLÜK
0
Kelimeler değişir, emperyalizm değişmez

Türkiye’de son yıllarda tarih üzerine yürütülen tartışmaların ortak bir özelliği var: Yaşanmış gerçekler yerine kavramlar hedef alınıyor. Bugün de “Kurtuluş Savaşı” ifadesini sorgulayanlar, “Neyden kurtulduk ki?” diye soruyor. Bu soru ilk bakışta masum görünse de, aslında emperyalist işgale karşı verilen bağımsızlık mücadelesini önemsizleştiren bir bakış açısını besliyor.

Evet, Osmanlı Devleti resmen varlığını sürdürüyordu. Ama hangi koşullarda? Mondros Mütarekesi’nin ardından ülkenin limanları, demiryolları ve stratejik noktaları yabancı güçlerin denetimine girmişti. İzmir Yunan ordusu tarafından işgal edilmiş, Güney Anadolu’da Fransız birlikleri, İstanbul’da İngiliz kuvvetleri bulunuyordu. Sevr Antlaşması ise Anadolu’yu paylaşmayı öngören bir dayatmaydı. Devletin şeklen var olması, halkın özgür olduğu anlamına gelmiyordu.

Tam da bu nedenle, verilen mücadele yalnızca bir savaş değil, emperyalizme karşı topyekûn bir bağımsızlık hareketiydi. Bu mücadeleyi yalnızca büyük komutanların hikâyesi olarak okumak eksiktir. Cephede savaşan yoksul köylüler, mermi taşıyan kadınlar, işgal altındaki kentlerde direnen halk ve Anadolu’nun emekçi insanları bu mücadelenin gerçek öznesiydi. Cumhuriyet, sarayların değil, halkın omuzlarında yükseldi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük tarihsel başarısı yalnızca bir askerî zafer kazanmak değildi. Asıl başarısı, bağımsızlığın kaynağını hanedandan alıp halka vermesiydi. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, yalnızca bir anayasa maddesi değil; yüzyıllarca süren kulluk düzenine karşı siyasal bir devrimdi.

Bu yüzden Kurtuluş Savaşı’nı yalnızca “Osmanlı vardı, öyleyse kurtuluş yoktu” gibi yüzeysel bir tartışmaya indirgemek, tarihin özünü kaçırmaktır. Kurtuluş, yalnızca yabancı orduların Anadolu’dan çıkarılması değildi; aynı zamanda manda ve himaye anlayışının reddedilmesi, halk iradesinin egemen kılınması ve laik, çağdaş bir cumhuriyetin kurulmasıydı.

Bugün Cumhuriyet’in temel değerlerini tartışmaya açanların önemli bir kısmı, önce tarihin kavramlarını değiştirmeye çalışıyor. Çünkü biliyorlar ki bir toplumun hafızası zayıflatılırsa geleceği de kolay şekillendirilir. Oysa tarih, ideolojik tercihlere göre yeniden yazılamaz. İşgaller, Sevr, İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz nasıl tarihsel gerçeklerse, bu mücadelenin anti-emperyalist niteliği de öyledir.

Cumhuriyet, emperyalizme karşı kazanılmış bir bağımsızlık mücadelesinin ürünüdür. Bu nedenle “Kurtuluş Savaşı” ifadesi yalnızca bir isim değil, Anadolu halkının verdiği tarihsel cevabın adıdır. O cevap, dün olduğu gibi bugün de aynı anlamı taşır: Bu ülke ne sarayın teslimiyetçiliğiyle ne de emperyalizmin dayatmalarıyla kurulmuştur. Bu ülke, halkın örgütlü direnişi ve bağımsızlık iradesiyle kurulmuştur. Kelimeleri değiştirmek isteyenler olabilir; ancak bu gerçeği değiştiremezler.

Previous Post

Allah korusun! Ya Ankara’da NATO değil de ŞİÖ toplantısı olsaydı?

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.