Haluk Levent gözaltına alınınca bütün Aktroller coştu. Muhalifler Kızılay’dan, AKP’den ve RTE’den özür dilemeliymiş. Muhalifler çok safmış, muhalifler reise kulak vermeliymiş. Hatta Pelin Batu gibi bazıları da çıkıp özür diledi. Ahbap yapılanmasına bağış yapmışlar. Keşke yapmasalarmış. Barış Terkoğlu gibiler ise AKP’nin sızdırdığı bilgilerle “gazetecilik” yapıyor. “Haluk Levent meselesi” bildiğimiz gibi değilmiş. Ama Haluk Levent’in AKP ile bağlarına hiç girmiyorlar bu sözde muhalifler. Hem de bütün “muhalifler” adına özür diliyorlar.
Birileri özür dileyecekse, hesap verecekse o da AKP’li sorumlulardır. 25 yıldır her felaketin sorumlusu onlardır.
6 Şubat 2023’te resmi rakamlara göre 53.537 yurttaşımızı kaybettik. Günlerce insanlarımız enkaz altında kaldı. Peki, bugün özür dilenmesi talep edilen “devlet büyükleri” ne yapıyordu? Vatandaşı tehdit edip cep telefon hatlarını kapatıyor, askerleri kışlalara kapatıp yardımlara çökme yollarını arıyordu.
Tüm bu yaşananlar için tek bir AKP’li yetkili hesap vermedi. Ne kağıt gibi yıkılan binalar ne de enkaz altında ölüme terk edilen insanlar için….
Aktroller ne alçak insanlar?! Şimdi “muhalifler özür dilemeli” diye kampanya düzenliyorlar. Hem de kendi “yardım”, “dernek” havuzlarının tamamen içinde olan, boğazına kadar AKP ilişkilerine batmış Haluk Levent için.
Şimdi öncelikle Haluk Levent konusunu netleştirelim.
1. Haluk Levent muhalif değil, muhalefetin kanaat önderi hiç değildir. İlla bir sıfat gerekiyorsa kendisi için ya yandaş ya da en azından tıyneti yandaş denebilir. Kendisi Emine Erdoğan’dan ödül almış, her davetine katılmış, yakın ilişki kurmuş ve bunu da hep kullanmıştır.
Ne zaman muhalif olmakla “suçlansa”, Tayyip Erdoğan için ilk şarkı yazanın kendisi olduğunu belirtmiş ve bununla övünmüştür.
Peki, Haluk Levent ve Ahbap ihtiyaç halindeki insanlara hiç yardımlarda bulunmadı mı? Elbette bunu da yapmışlardı. Ancak tıpkı AKP’li sözde hayırsever vakıflar ve kuruluşları gibi, karanlık bir ekonomik model seçtiler. Ben buna “kirli su ile temiz suyu karıştırma” modeli diyorum. Mesele “bal tutanın parmağını yalamasından” çok daha ötedir. İyi niyet havuzuyla kötü niyet havuzu birleştirilir. Ve hepimiz biliyoruz ki 25 yıldır bu tür havuzlar er ya da geç AKP’nin, Saray’ın “havuzuna” isteyerek veya mecburen dahil olur.
Bu model, AKP’nin Türkiye’ye kazandırdığı pek çok utançtan biridir. “Afrika’da kuyu açacağız” diyenler Dubai’de toz çekerler. “Filistin’de kurban keseceğiz” diyenler İsrail’e demir çelik satarlar. Hayırseverliği de AKP çürüttü. Utanmadan muhalefete saldırıyorlar.
“Ahbap Havuzu” bence uzun süredir AKP Havuzu içindeydi ama bunu Türk milletinin öğrenmesi için 6 Şubat 2023’teki facia gerekti. Ahbap ile Kızılay arasındaki boruları yurttaşlar öğrenince büyük bir infial ortaya çıktı.
İnfial, Ahbap’ın para toplaması ve hatta bu parayı kötü yönetmesinden değil, doğrudan parayı yolsuzluk, torpil ve usulsüzlük ile meşhur AKP’lilerin yönettiği Kızılay’a devretmesinden oldu. Depremzedeler -5 derecede donarken, Kızılay “çadır” satıyordu!
“Muhalif” veya değil tüm yurttaşların derdi sadece ve sadece üzüm yemekti. Asla bağcıyı dövmek değil. Saniyeler saniyeleri kovalıyordu. Çığlıkları duyuyor ama canlarımıza ulaşamıyorduk. Askerlerin arama kurtarma çalışmalarına katılması engelleniyordu. Yurttaşların da bölgeye gitmemesi için tüm resmi kanallardan sayısız çağrı yayınlanıyordu. Ama Kızılay veya AFAD da yoktu ortalıkta. O zaman kim ulaşacaktı depremzedelere, enkaz altındakilere?
Ahbap’a, “belki bunlar ulaştırır” diye milyarlar yağdı. Yoksa “bunlar muhalif” diye değil. Zaten Haluk Levent de bas bas bağırıyordu, ben politik biri değilim, diye. Sonunda Ahbap da tüm yardımları, hiçbir etkinliği olmayan Kızılay’a aktarınca büyük bir tepki ortaya çıktı.
İlla muhaliflik açısından da bakacaksak da… İnsanların muhalif olmaya hakkı olduğu gibi, iktidardan uzak derneklere daha çok güvenmek ve bağış yapmak hakkı da vardır. Asıl rezalet AKP’nin bu kanallara bile engel olması, adeta çökmesidir. Örnek vereyim. Tuncay Özkan’ın Kanal Türk hayatta kalsın diye para toplayıp, “Biz Kaç Kişiyiz” diye kampanya yürütüp, sonra Kanal Türk’ü Fethullahçılara satması düzeyinde bir olaydır bu. O zaman da Aktroller muhaliflerle dalga geçmişti. Utanacaklarına dalga geçiyorlar.
Haluk Levent’in şahsına gelirsek…Kendisine karşı Türk Solu olarak defalarca çevremizi uyardık. Bu yüzden gazetemizin başyazarı Gökçe Fırat tutuklansın diye tıpkı Aktroller gibi twitterda utanmazca iftira kampanyaları bile yürüttü. Yandaşlarla birlikte davranışları çok eskilere kadar götürülebilir. Bugün zaafları olduğunu ve adeta bir kumpasın içine düştüğünü kendisi de itiraf ediyor. Yargı sürecine de kimse güvenmiyor. Çünkü çevresindeki AKP’lilerin dosyaya dahil edilmeyeceği ilk günden belli oldu. Bu tür insanlar, bir noktadan sonra kendi irade ve tercihlerinin dışında, kurdukları ilişkilerin esiri halinde hareket eder. Yaptıkları iyilikler bile artık bir icazet ve zorunluluk ağıyla sınırlandırılır. Kendisini delicesine sevenler var. Belki bunu görseler bir nebze olaylara sağduyu ile yaklaşabilirler.
Nihayetinde Haluk Levent’in rolü muhalif milyonlar açısından daha 3 yıl önce netleşmiştir. 6 Şubat 2023’te Türk halkının bin bir fedakârlık ile yaptığı bağışları, Kızılay’dan sözde çadır satın alarak yandaş havuzuna tamamen dahil etti. Kızılay-Ahbap skandalı ortaya çıktığından beri de tek bir muhalif bunlara bağış vermemiştir. Ama belli ki bunca şaibeye rağmen AKP, Haluk Levent’in önünü açmaya devam etmiştir.
2. Aktroller’e de bir yanıt vermemiz gerekiyor. Şimdi bir slogan bulmuş. “Oyunu Kılıçdaroğlu’na parasını Haluk Levent’e veren kitle” diye muhalefet ile dalga geçiyorlar. Buradaki kasıt, muhaliflerin kandırıldığı ve akılsız oldukları. Kendileri çok akıllıymış.
Kılıçdaroğlu ve Haluk Levent Saray operasyonu olduğu için mi seviniyorsunuz? Halkı AKP’nin maskeli elemanları kandırdıysa bu AKP’nin marifeti mi oluyor? Tam tersine bu, muhaliflerin iyi niyetli ve dürüst olduğunu gösterir. Aktrollerin ise akıllı olduğunu değil, tam tersine ahlaksızlık ve dalavere ile övünen tipler olduğunu gösterir.
Aktroller, AKP’nin açıkça hırsız, katil, vatan haini ve terör örgütleri işbirlikçisi olduğunu bile bile AKP’ye destek oluyorlar. “Hırsızsa benim paramı çalıyor”, “bal tutan parmağını yalar”, “Apo teröristbaşı değil aslında kurucu önder”, “Fethullah ile aslında aynı menzilin yolcusuyuz” diyerek, bilerek ve isteyerek 25 yıllık ihaneti destekliyorlar. Haluk Levent topladığı paraları Kızılay’a ve diğer AKP havuzlarına aktardıysa bu yine AKP’nin utancıdır.
3. Şimdi de kandırılma meselesine gelelim. AKP’nin, Kılıçdaroğlu veya Haluk Levent’i kullanarak yurttaşlarımızı kandırdığı doğru mu? Evet. AKP Rejimi zaten operasyon rejimidir. 25 yıldır böyle ayakta kalıyorlar. “Algı operasyonu” kalıbını bile hayatımıza AKP ve Fethullahçılar soktu.
Peki ya AKP lideri RTE? O nasıl “kandırıldı”? RTE kaç kez “beni kandırmışlar özür dilerim” dedi, sonra da ellerini yıkayıp bir kenara oturdu. Aktroller halkla dalga geçeceklerine kendi reislerine baksınlar. PKK ile masaya oturup, hendeklerde ve şehirlerde yüzlerce askerimiz ve yurttaşımız şehit edilince “Valilerim bizim açılımımızı yanlış anlamış diyen” sizin lideriniz değil mi? “FETÖ beni kandırdı, özür dilerim” diyen sizin reisiniz değil mi?
Şimdi teröristbaşına “kurucu önder”, sapık katil Trump’a “canım dostum” diyorsunuz. İleride de yine “kandırıldık” mı diyeceksiniz?
Halkın kandırılması halka karşı bir suçtur. Halkın suçu değildir. Dünya lideriyim diyen biri ise sürekli ülkeyi felaketlere sürükleyip “kandırıldım” derse ve hiç hesap vermeden yoluna devam ederse buna kimse inanmaz.
4. Son olarak Haluk Levent ve Ahbap Operasyonuna gelirsek. Burada neden bu kadar çok kaynak toplandı? Kızılay ve AKP’nin ele geçirip yok ettiği diğer kurumlardaki yolsuzluk, hırsızlık, torpil ve rüşvet bataklığını bilen sıradan vatandaş, buralara destek olmak istemedi. AKP ise çok kurnaz bir yol seçip, Ahbap’ı öne çıkardı. Zaafları ve dosyaları birikmiş olan Haluk Levent zaten ellerindeydi. O da kâğıt üstünde bir çadır satışı sözleşmesini bahane ederek paraları yine AKP havuzuna aktardı.
Bu şeytanca plandan dolayı yargılama yapılmalıdır ama ilk olarak AKP’li sorumlular hesap vermelidir. İlk başta da Kızılay Başkanı Kerem Kınık dosyaya dahil edilmeli. Benim şüphem satış sözleşmesine konu olan çadırların dahi Ahbap’a teslim edilmediği yönündedir. Yardım için toplanan milyarları AKP havuzuna aktarmak için muvazaalı bir işlem yapılmıştır.
Ahbap başka hangi AKP vakıf ve derneklerine para aktardı? Haluk Levent tutuklanmamak için neler yaptı? Daha nerelere haraç ödemesi istendi? “Konuşmak istiyorum izin vermiyorlar” diyor. Hangi AKP’lilerin adı verilecek? Emine Erdoğan ile Haluk Levent bağlantısı nasıl kuruldu? Bunca yıldır tüm bu yolsuzluklar biliniyordu, o halde Haluk Levent neden korundu?
Ve en önemlisi: Akın Gürlek tüm olayları çözeceğiz diyor. Şov yapıyor. En son Muhsin Yazıcıoğlu dosyasını açtı. Birileri gözaltına alındı. İyi de bu olayların hepsi 25 yıllık AKP iktidarında yaşanmadı mı? Akın Gürlek adeta şunu itiraf ediyor. Bu ülkede elini kolunu sallayarak gezen hırsızlar ve katiller var. Biz bunları biliyoruz ama 25 yıldır dokunmadık. İşimize geldiğinde bir kısmına dokunuruz. İşimize geldiğinde korumaya devam ederiz.
Ne demişler? Şecaat arz ederken merd-i kıptî sirkatin söyler.
