Üç düşünürün nedensellik anlayışlarının karşılaştırılması
Gazâlî, Descartes ve Malebranche, evrendeki düzenin son kaynağını Tanrı’da görürler. Üçünün de din adamı olmasından dolayı bu bakış açısı anormal değildir. Mutlak kabul üzerine akıl yürütmüşlerdir. Ancak ateşin yakması, taşın camı kırması veya insan iradesinin bedeni harekete geçirmesi gibi olayları aynı biçimde açıklamazlar.
Gazâlî’ye göre:
Gazâlî, ateş ile yanma arasında değişmez ve zorunlu bir bağ bulunduğunu kabul etmez. Ateş pamuğa dokunduğunda pamuğun yanması sürekli gözlemlenir; fakat bu durum ateşin yanmayı kendi gücüyle meydana getirdiğini kesin olarak göstermez.
Gazâlî’ye göre; ateş ile yanmanın birlikte gerçekleşmesi, Allah’ın alışılmış yaratma düzenidir. Allah dilerse ateşle temas hâlindeki pamuğu yakmayabilir. Bu nedenle ateşin yakması zorunlu değil, alışılmıştır.
Gazâlî’nin düşüncesi şu cümleyle özetlenebilir:
Ateş yanmanın bağımsız yaratıcısı değildir; ateşle temas sırasında yanmayı Tanrı yaratır. Bununla birlikte Gazâlî, tabiatta düzen bulunmadığını söylemez. Ateşin genellikle yakacağını kabul eder; yalnızca bu bağlantının Tanrı’dan bağımsız ve değiştirilemez bir zorunluluk olduğunu reddeder.
Descartes’a göre: Descartes, Tanrı’yı evrenin ilk ve genel nedeni kabul eder. Tanrı maddeyi ve hareketi yaratmış, doğa yasalarını koymuş ve evrendeki düzenin devamını sağlamıştır. Descartes, “ilk şey”i Tanrı’ya hareket ettirir. Ondan sonra Tanrıya ihtiyacı kalmaz. [1]
Fakat Descartes, tabiatta gördüğümüz varlıkları bütünüyle etkisiz saymaz. Ateş, taş, su ve diğer maddi varlıklar Tanrı’nın koyduğu doğa yasaları içinde belirli sonuçların ortaya çıkmasında rol oynar.
Bu nedenle Descartes’ın görüşü şöyle açıklanabilir:
Tanrı ilk nedendir; ateş ise Tanrı’nın koyduğu doğa yasaları içinde pamuğun yanmasına yol açan fiziksel nedendir. Yani pamuğun yanmasına vesile değildir. O işe karışmaz.
Descartes’a göre evren her an gelişigüzel biçimde değişmez. Tanrı değişmez olduğu için doğa yasaları da düzenli ve güvenilirdir. Böylece tabiat, bilimsel olarak incelenebilen mekanik bir düzen hâline gelir.
Malebranche’a göre:
Katolik rahip ve filozof Malebranche, Descartes’ın düşüncesinden hareket etmiş; fakat nedensellik konusunda ondan daha ileri gitmiştir.
Malebranche’a göre ateşin, taşın, insan iradesinin veya herhangi bir yaratılmış varlığın gerçek nedensel gücü yoktur. Tek gerçek neden Tanrı’dır.
Ateş pamuğa temas ettiğinde ateş yalnızca bir vesile oluşturur. Bu vesile üzerine yanmayı meydana getiren Tanrı’dır. Ben elimi kaldırmak istediğimde iradem de kol hareketinin gerçek nedeni değildir. İradem bir vesiledir; bedendeki hareketi meydana getiren Tanrı’dır.
Malebranche’ın görüşü şu cümleyle özetlenebilir:
Tabiatta sebep olarak gördüğümüz şeyler gerçek neden değil, Tanrı’nın fiilinin ortaya çıkmasına vesile olan durumlardır.
Bu bakımdan Malebranche, yaratılmış varlıkların gerçek nedensel gücünü Descartes’tan daha kesin biçimde reddeder.
Farkları bir örnekle görelim.
Ateşin pamuğa temas ettiğini ve pamuğun yandığını düşünelim.
Gazâlî şöyle der:
Ateş ile yanma arasındaki bağ zorunlu değildir. Tanrı, ateşle temas sırasında yanmayı yaratır; fakat dilerse yaratmayabilir.
Descartes şöyle der:
Tanrı ateşi, pamuğu ve doğa yasalarını yaratmıştır. Ateş, bu yasalar içinde pamuğun yanmasına fiziksel olarak yol açar.
Malebranche ise şöyle der:
Ateşin hiçbir gerçek nedensel gücü yoktur. Ateş yalnızca vesiledir; yanmayı doğrudan Tanrı meydana getirir.
Bu görüşler bilime engel midir?
Gazâlî ve Malebranche’ın düşüncelerine yöneltilen en önemli eleştirilerden biri, doğal sebeplerin araştırılmasını gereksiz hâle getirebileceğidir.
Her olay:
“Tanrı öyle istediği için meydana geldi.” cümlesiyle açıklanıp konu kapatılırsa ateşin hangi şartlarda yaktığı, ilaçların insan bedenini nasıl etkilediği veya cisimlerin hangi yasalarla hareket ettiği araştırılmayabilir.
Ancak ne Gazâlî ne de Malebranche tabiatta bir düzen bulunduğunu inkâr eder. İkisi de ateşten sonra genellikle yanmanın, yağmurdan sonra ıslanmanın ve çarpışmadan sonra hareketin meydana geldiğini kabul eder. Tartıştıkları asıl konu, bu düzenin kaynağıdır.
Bilim şu soruyu sorar:
Ateş, hangi fiziksel ve kimyasal şartlarda pamuğun yanmasına yol açar?
Felsefe ve metafizik ise şu soruyu sorar:
Ateşin yakma gücü kendisine mi aittir, yoksa bu gücün ve düzenin son kaynağı Tanrı mıdır?
Bilim, olayların nasıl meydana geldiğini araştırır. Gazâlî ve Malebranche ise tabiat düzeninin en son kaynağının ne olduğunu açıklamaya çalışır.
Bu iki soru birbirinin yerine geçirilmemelidir. “Her şeyi Tanrı yaratır” demek, ateşin hangi sıcaklıkta ve hangi maddelerle tepkimeye girerek yanmaya yol açtığını araştırmayı gereksiz kılmaz. Aynı şekilde doğal sebepleri araştırmak da zorunlu olarak Tanrı’nın yaratıcı kudretini reddetmek anlamına gelmez.
Ancak metafizik açıklama bilimsel araştırmanın yerine geçirilirse sorun ortaya çıkar. Bir hastalığın yalnızca Tanrı’nın iradesiyle meydana geldiğini söylemek, hastalığa yol açan mikrop, virüs veya biyolojik bozukluğu araştırmanın yerini tutmaz.
Bu nedenle bilimsel açıklamayla metafizik açıklama arasında şu ayrım yapılmalıdır:
Bilim, olayların hangi şartlarda ve nasıl meydana geldiğini; metafizik ise bu düzenin en son dayanağının ne olduğunu araştırır.
Toparlarsak; Gazâlî, Descartes ve Malebranche, Tanrı’yı evrenin ve tabiat düzeninin son kaynağı olarak kabul eder. Ancak yaratılmış varlıkların gerçek bir etki gücüne sahip olup olmadığı konusunda birbirlerinden ayrılırlar.
Gazâlî’ye göre sebep ile sonuç arasındaki bağ zorunlu değildir. Ateşin ardından yanmanın gelmesi, Tanrı’nın alışılmış yaratma düzenidir. Allah dilerse bu düzeni değiştirebilir.
Descartes’a göre Tanrı evrenin ilk ve genel nedenidir. Bununla birlikte tabiat, Tanrı’nın koyduğu düzenli doğa yasalarıyla işler. Ateş, bu yasalar içinde pamuğun yanmasına yol açan ikincil bir nedendir.
Malebranche’a göre ise; yaratılmış hiçbir varlık gerçek neden değildir. Ateşin pamuğa teması yalnızca bir vesiledir; yanmayı meydana getiren doğrudan doğruya Tanrı’dır.
Descartes, Tanrı ile tabiat arasında doğa yasalarına dayanan bir düzen kurar. Malebranche ise Descartes’ın sistemini daha ileri götürerek yaratılmış varlıklardan bütün gerçek nedensel gücü alır ve yalnız Tanrı’ya verir.
Gazâlî ile Malebranche’ın yakınlaştığı temel nokta şudur:
Olayların sürekli birlikte meydana gelmesi, aralarında zorunlu bir bağ bulunduğunu kanıtlamaz.
Ancak aralarında önemli bir fark da vardır. Gazâlî’nin temel amacı Tanrı’nın özgür iradesini ve mucizenin imkânını korumaktır. Malebranche ise Descartes’ın açıklamakta zorlandığı ruh-beden ilişkisini çözmek ve bütün gerçek nedensel gücü Tanrı’ya vermek ister.
Üç düşünürün görüşleri en kısa biçimde şöyle özetlenebilir:
Gazâlî: Ateşin ardından yanmanın gelmesi zorunlu değildir; yanmayı Tanrı yaratır.
Descartes: Tanrı ilk nedendir; tabiat onun koyduğu düzenli yasalarla işler.
Malebranche: Ateş dâhil bütün yaratılmış sebepler yalnızca vesiledir; tek gerçek neden Tanrı’dır.
Böylece “Ateş pamuğu neden yakar?” sorusu üç ayrı cevaba ulaşır. Gazâlî ilahî iradeyi, Descartes doğa yasalarını, Malebranche ise Tanrı’nın doğrudan etkinliğini öne çıkarır.
KAYNAKLAR
[1] Yellice, Muharrem, Mitolojiden Felsefeye: Mitlerin Dine, Felsefeye ve Bilime Evrilmesi, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2024.
[2] Gazzâlî, Tehâfütü’l-Felâsife: Filozofların Tutarsızlığı, eleştirmeli metin ve çev. Mahmut Kaya–Hüseyin Sarıoğlu, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, İstanbul, 2014; özellikle “On Yedinci Mesele”.
[3] Laberthonnieere.Descartes üzerine Tetkikler. Çeviri. Mehmet Karasan. Milli Eğitim yayınevi. 1959.
[4] Muhtaroğlu Nazif.Batı Düşüncesinden Seçme Metinler ve Eleştiriler. II.Çilt. Küre Yayınları. İstanbul.2024.
[5] Malebranche, Nicolas, Hakikatin Araştırılması. Çev. Miraç Katırcıoğlu. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. VI. Cilt. Ankara. 1997.
[6] Cevizli Ahmet. 17.Yüzyıl Felsefe Tarihi . Asa Kitapevi. Bursa. 2007.
[7] Gökberk Macit. Felsefe Tarihi. Remzi Kitap Evi. İstanbul.

