Müslüman, bir Müslümana zulmetmeli midir?
Türkiye’nin sözde millî ve dinî liderleri, kendi yandaş şirketlerini ve gelirlerini güçlendirirken halkı borçla yaşamaya mahkûm ettiler.
Ben az önce evin önündeki hamile kediye mama almak için markete gittiğimde bir paket mamaya 500 ₺’den daha fazla bir ödeme yaptım kasaya. Yol boyu eve gelirken ister istemez öfkelendim. Sadece kedi maması o kadar tuttu, bir de insanlar geçinmeye çalışıyor! Demek, ev alışverişi ne kadar tutardı acaba…
O sırada 70 yaşını devirdiği halde hâlâ çalışmak zorunda kalan yaşlılar geldi aklıma bir an…
Bir ülkede ekonomi iyiyse o ülkede herkesin cebinde bolca para vardır ve alım gücü yüksektir ama ekonomisi kötüyse ülkeyi yöneten de, halk da açtır ve tek gayeleri yemek bulup yaşamak olur. Türkiye’de ise bizi düşündüren durum, halkın aç olduğu halde Erdoğan’ın ve onun ailesinin, vekillerin ve yandaşlarının nasıl zengin olduğudur.
Bu konuda da yazacak çok şey var…
Bu da bizi tek bir gerçeğe çıkarıyor. Halkı açken çocuklarının şirketi olan bir lider, komşusu açken tok yatandır. Sonra da fakir edebiyatı yapar…
Bu, tam anlamıyla halkla dalga geçmek demektir.
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözü Hz. Muhammet’in söylediği iddia edilen bir sözdür ve sözde “ümmet liderleri” bu sözün izinden gitmemektedir çünkü onlar kendilerini ve yandaşlarını doyururlar, komşuyu düşünen yok zaten…
Müslüman, bir insanı aç bırakmalı mıdır peki?
Anlaşılan “İnşallah, Maşallah, Elhamdülillah” diyerek halkı din ile kandıranların hakiki Müslümanlıkla ne kadar uyuştuklarını sorgulama zamanı gelmiş de geçiyor…

