No Result
View All Result

AKP’nin okul katliamları, video oyunları ve küresel teknofaşizm

Ozan PEKGÖZ by Ozan PEKGÖZ
12 Mayıs 2026
in GÜNLÜK, HAFTALIK
0
AKP’nin okul katliamları, video oyunları ve küresel teknofaşizm

Biz nasıl katil olmadık?

I. Körfez Savaşı’nı CNN’den canlı takip etmiş bir 90’lar çocuğu olarak yazıyorum. Uyuyacağım yerde yorganın altından gizli gizli savaşı takip etmemin tek bedeli, çizim kabiliyetsizliğim olmuştur. Ha bire uçak, tank, araba çizmekten… Reagan döneminden kalma alfa erkek merkezli çok sayıda dövüş, savaş, cyborg filmi, köklü bir atari salonu müdavimliği ve devamında yine bol savaşlı, vurdu kırdılı PC oyunları… 80’lerin 90’ların her erkek çocuğu gibi ben de bunlarla büyüdüm işte.

Üstelik bizim dönemimizde şimdiki gibi uyduruk dilsel hassasiyetler yoktu. Bilim adamına savaş açıp “bilim insanı”nı dayatan ve bu yolla asında bilim kadınını öldüren sivri zekalılar türememişti daha. Buna rağmen, gelişimime eşlik eden hiçbir görsel/işitsel birikim, benim neslimi şiddet veya zorbalığa yöneltmedi. Bunları yapanlar hem bedel öder hem özür dilemek zorunda kalırdı. Biz aslında sokakta birbirimize “aduket” çekerdik, o kadar. Ama okuldaki yangın köşesinden bir balta alıp arkadaşlarımıza, öğretmenlerimize saldırmak hiçbirimizin aklına gelmiyordu. Bizden önceki Zagor’cu nesilden daha az balta gördüğümüzden değil yani…

Öbür taraftan, RTÜK, BTK gibi denetimler şimdikine kıyasla sıfır gibiydi. Tutti Frutti, Colpo Grosso, arka sayfa güzelleri hatta muzır neşriyat bile tanıdığım kimseyi yoldan çıkarmadı. Yoldan çıkanın ya ailesi sorunluydu ya da aslında yoktu. Çünkü ailelerin kuralları vardı. Anne baba sözü dinlenirdi. “Hayır” sözcüğünün anlamı, utanma, sıkılma, vicdan… Bunlar vardı. Düşünür ve sakınırdık. Evde, okulda, mahallede öğretilirdi bunlar. Bizden önceki nesillerin aldığı terbiye çok daha sıkıydı. Buna da şüphe yok.

Peki bugün yaşananlar ne? Okullarda şiddetin tavan yapması, öğretmene saldırmanın olağanlaşması, Siverek ve Kahramanmaraş’ta okul saldırılarının ardı ardına yaşanır hale gelmesi ne anlam ifade ediyor? Çocuk yaşta silahlı çeteleri nasıl açıklayacağız? Çeyrek asırlık dinci iktidarın “din iman azaldı” zırvalarına mı kanacağız? Yoksa sivri zekalıların “suça sürüklenen çocuk” paspasının altına mı süpüreceğiz? Yoksa her şeye yok bu incel, filan şu DEHB diye ukala etiketler yapıştırıp kafamızı kuma mı gömeceğiz?

Aslında Kaya Ataberk, bugünlerde yaşadıklarımızı 15 Ekim 2024’te, “Kadına Şiddetin Yeni Faili: Değersiz Gençlik” başlıklı yazısında analiz etmişti. Edirnekapı surlarındaki cinayete dair şu alıntı, herhalde yeterli olacaktır:

“Bu tipin en ayrıntılı ve isabetli tablosunu çizen Dostoyevski olmuştu. Özellikle ‘Suç ve Ceza’da çizdiği nihilist ve sonradan katil üniversite öğrencisi Raskolnikov karakteri, kendini, kendi yaşamını ve tabii ki başkalarının da yaşamını kıymetsiz bularak cinayet işlemişti.(…) Ortalama Atatürkçü, laik, Türk ailesine ve bu ailenin ferdine düşen temel görev, çocuklarımızı temel değerler çerçevesinde gerçek anlamıyla insan olarak yetiştirmektir. Kadına şiddetin de, uyuşturucunun da, tarikat batağının da, lümpenliğin de tek ilacı bu…” [1]

Bu bahsi kapatırken, şu gerçeği kesinlikle tespit edelim: Adli/kriminal failler polisin adliyenin işi. Okullarımızın kan gölüne dönmesinde ise tek bir sorumlu vardır, o da AKP düzeni. Ama bundan önce AKP, aileyi bitirmişti. Okul iyi olsa da öğrenci, aile temelini almadan öğretmenin karşısına çıkıyordu. Şimdi okulu da bitiriyorlar.

Bu rejim, geleneğiyle, ideolojisiyle, ahlakıyla, tarihsel olarak öğretmen düşmanıdır, çünkü Cumhuriyet düşmanıdır. Öğrenci düşmanıdır, çünkü çocuk ve gençlerin düşmanıdır. Eğitim düşmanıdır, çünkü halk düşmanıdır. Sokağa yaymayı başardıkları hesapsız bedelsiz şiddeti artık okullara da yayıyorlar. Son derece bilinçli bir şekilde, müfredattan kadrolaşmaya kadar her noktada adım adım Millî Eğitimi ucubeye çevirdiler. Okul cinayetlerinde tek fail, Türk milletinin çocuklarının eğitim hakkını sabote eden AKP’dir.

Oyun endüstrisi neden yeni günah keçisi?

Dolayısıyla herkesin görebileceği ilk gerçeği biz de dile getirelim: AKP’nin video oyunlarına saldırmasının ilk sebebi, kendini gizlemek ve hedef saptırmaktır.

Elbette video oyunlarının bu kriminal patlamada bir ittirici rolü olduğunu düşünmüyorum. Bunu az önce fazlasıyla tartıştım.1 Yalnız, ekran bağımlılığının, her yaş grubunda sinirsel/bilişsel sağlığa büyük darbeler vurduğu biliniyor.

Belli yaş gruplarının belli tür görüntü ve seslere maruziyetinin zararlarını da tartışmasız kabul edelim. Ve burada yine sorunluluk, çocuğun sahiplerindedir. Anne babalar yönetecek ve söz dinletecek. Buraya bir mim koyalım.

AKP’nin Steam, Xbox, Epic Games gibi dijital oyun platformları başta olmak üzere tüm oyun âlemi için geçirdiği yasal denetim paketi, kesinlikle tek boyutlu değil. Ve bunlar arasında vergi gelirinde artış beklentisi, belki de sonuncusu. Hatta yasal düzenlemenin ilk gündeme geldiği bu yılın başlangıcı itibarıyla, irili ufaklı ve yerli yabancı birçok oyun geliştirici ya Türkiye piyasasından çekildi ya da faaliyet durdurdu. Dolayısıyla pasta küçüldü bile. Son 4 ayda sadece Steam Türkiye pazarı, %90 küçüldü.

Ortada faşistçe bir kontrol çabası var. Sosyal medya ayağını iyi kötü dize getirmiş olan AKP, insanların binlerce farklı online oyundaki sohbet odalarına tam veri erişimi istiyor. Burada görünen gerekçe, suç örgütleri vs. Ama suç örgütleri çoktan Dark Web’e yerleşti bile. Onu beceremeyen pudracılar, Çukurambar’da çanta değiş tokuşunda zaten. Dolayısıyla AKP’nin gerçek hedefleri arasında suçla mücadele değil, dijital toplum polisliği var.

Platformlardan beklenen ve onların da geliştiricilere yüklediği yaş grubu ibaresi ekleme zorunluluğu, görünürde çok iyi niyetli. Ama koskoca bir soru var: Neye göre ve kime göre? Avrupa’nın (PEGI) ve ABD’nin (ESRB) yıllar yılı oturmuş medya ürün standartları var ama yeni kanunda buna dair hiçbir düzenleme yok. Top, Bilgi Teknolojileri Kurumu’nda ama onlar nasıl bir cetvel belirleyecek, meçhul. Super Mario, mantarcıkları ezdiği için şiddetli bulunup “+15” damgası mı yiyecek? Onu bıraktım, kaç bin tane oyunu ne ara inceleyip, hangi cetveli nasıl test edecekler? Hangi oyunun yaş damgası ne şekilde bize uygun bulunacak veya bulunmayacak? Ama yasaya bunun da kısa yolunu hemen yapıştırmışlar. Gruplandırması yapılamamış olanlar kafadan “+18” damgası yiyecek. Bu da özellikle küçük ve orta ölçekli oyun geliştiricilere darbe demek. Daha geliştiricilerden talep edilen kullanıcı kimlik bilgileri ve sair datadan bahsetmedim bile…

Şimdi, mim koyduğumuz yere dönelim. AKP, çocuklarını “özgür” ve “bağımsız” yetiştirme konusunda son derece inatçı olan ailelerin ağzına bir bağımlılık afyonu çalıyor. Platformlar, çocukların oyun yükleme, oynama süresi, satın alma gibi işleri için ebeveynlere kontrol ara yüzü sunmakla yükümlü kılınmış. Ama en büyük sorun burada.

Hesabın çocuğa veya yetişkine ait olup olmadığı nasıl kontrol edilecek? Dikkat ederseniz bütün çerçeve, zaten yetkisiz ve etkisiz ebeveyn kurgusu üzerinden şekilleniyor. Oysa terbiyeyi de değerleri de önce aile verir. Ailenin olmadığı yerde isterseniz hayatı Black Mirror’a çevirin… Tekno-denetim, anne babaya alternatif olamaz.

Son olarak AKP, içinde eğlence geçen her şeye karşıdır. Türk insanının mutlu olmasını, kaliteli oyun oynayıp güzel vakit geçirmesini istemezler. Artık kültürel hayatın bir parçası olan dijital oyunlarda, üretim tarafında olduğu kadar tüketim tarafında da “Beyaz Türk” diye aşağılanan muhalif orta sınıfın varlığı söz konusu. Orta sınıf kitlenin burada da tadını kaçırmak, burayı da tarumar etmek, AKP için ideolojik hedeftir.

Hemen bu noktada konuyu da çok dağıtmadan, anne babalara samimi eleştirimi dile getirmek zorundayım. Farkında mıyız? Evlerimizi artık çocuklarımız yönetiyor. El kadar çocuğun omuzlarına, taşıdığını bile fark etmediği anlamsız bir sorumluluk yüklüyoruz. Kitap fuarlarında apaçık yaşıyoruz. Bize anlatılan bir çocuk kitabını alıp almama kararını 5-6 yaşındaki çocuğumuza bırakıyoruz. Dışarıdan çok modern görünüyor. Ama değil. Market alışverişi, hafta sonu gezisi, duvarların rengi, belki taşınılacak muhit bile çocuktan sorulur hale geldi. Yapmayalım. Önce biz büyüyelim, çünkü bu kaçabileceğimiz bir sorumluluk değil. Aynı şey, çok daha yoğun bir şekilde ekran için de geçerli.

O halde bu iş nereye varacak? Kısa cevap; Türkiye’de yakın zamana kadar “unicorn”lar çıkarmış oyun endüstrisi zayıflayacaktır. Bu da klasik bir Orta Doğu diktatörlüğü olan AKP’nin, kontrol edemediği nitelikli bir alandan kurtulması demek. Nitelikli alan, nitelikli kitle yaratır. Bu da nitelikli itiraz kültürü ve muhalif kuvvet demektir. Hele hele maddi potansiyeli yüksek, müreffeh bir orta sınıf vadediyorsa! Çukurambar’da çanta değiş tokuşuna benzemiyor. Bunu yönetemezler. Yani yeni bir beyin göçü tetikleniyor. Yurt dışına çıkamayan, gitsin Teknofest’te damadın şirketlerinde staj kovalasın. Beğenmiyorsa da motokurye olsun! Eğitime aynı şeyi yapmadılar mı? Parası olan koleje, olmayan imam-hatiplere zorlanmadı mı?

Küresel feodalizmden dünya çapında teknofaşizme

Türkiye’de pek gündeme gelmese de bugün dünyadaki bilişim tekellerinin ana hedefi, internet anonimliğini ortadan kaldırmak. Orta Doğu tipi AKP diktasının dijital oyun yasasının uluslararası boyutu, bununla bağlantılı.

Peki bunu nasıl yapacaklar?

Az önce, dijital oyun platformundaki yaş kontrolünün nasıl yapılacağını sormuştum. Kilit bağlantı bu. Endüstri 4.0’ın veri imparatorları Peter Thiel (Palantir) ve Mark Zuckerberg (Meta) gibilerinin bir süredir dünya hükümetleri nezdinde yürüttüğü lobi çalışmalarının temelinde, anonimliği ortadan kaldırma hedefi var. Yani en temel internet erişiminde gerçek kimliğin ortaya konulması. Bunu tüm dünyanın yeni gerçeği haline getirmek istiyorlar. Ne tesadüf, AKP gibi onlar da buna gerekçe olarak yasadışı bahsi, suç örgütlerini bahane ediyor.

Bir sonraki uzun soluklu aşama ise anonimlik ihtimalini fiziksel olarak da ortadan kaldırmak. İnternete bağlanacak herhangi bir cihazın MAC adresini, yani fiziksel kimliğini gerçek kişilerin kimliğiyle ilişkilendirmek demek bu. Böyle bir distopyada gerçekten kimlik gizlemenin tek bir yolu kalacak: Sizi tüm dünyada aranan suçlu haline getirecek, izinsiz üretilmiş ekipmanla internete gitmek. Burada, son imparatorluklar çağını mumla arayacağınız bir kaçışsızlık sizi bekliyor olacak.

Çünkü dijital teknolojiye çepeçevre dolanmış bir gezegende size kaçış yolu bırakılmıyor. Tüm bilişim alt yapılarını ele geçirmeye başlayan bu süper emperyalist yapılar, ulus devletler çağını bu şekilde tehdit ediyor. Doğumdan itibaren her insanın dijital hak ve özgürlüklerine ipotek koyacaklar.

Anonimliği ortadan kaldırma gerekçesi olarak daha masum bir gerekçeleri de var. Bugün internet trafiğinin tahminden yarıdan fazlası yapay zeka ürünü. Sosyal medya hesaplarının da şimdilik en aşağı çeyreğinin yapay zekalar tarafından yönetildiği tahmin ediliyor. Sosyal medyalarda biçimlenen devasa reklam ekonomisinin çıkmazı, işte böyle başlıyor. Meta size diyor ki, kardeşim durum bu ve yaptığın reklam harcamasının kaçta kaçı yapay zekaya, kaçta kaçı gerçek insana görünüyor, bunu bilemiyoruz. Çünkü ipin ucu kaçtı. İyisi mi gel senin hesabını gerçek kimlik bilgilerinle eşleştirelim. AI botlara giden reklamlar seni bulsun, senin verdiğin reklamlar da boşu boşuna AI botlara görünmesin. Bu mecburiyeti sağladıkları anda dedikleri gibi reklam ekonomisi dengeye kavuşacak ama sonrası koca bir muamma!

Anonimliğin yerel olarak kaldırıldığı örneklere bakınca insanlığı neyin beklediği sorusu da cevap bulmuş oluyor aslında. Bu dijital serfliği hakkıyla yerine getiren, Çin var. Çin’de devletin anlık takibindeki vatandaş, el değmeden yolunup sofraya gelen tavuktan farksızdır.

Bakın, çekirdek ailenin kendi temel işini devlete devretmesinden nereye vardık! Dahası da var…

Büyük trilyon dolarlara hükmeden bu yapılar, açık kaynak kodlu yazılıma da savaş açmış durumda. Hatta bu konuda ABD’nin California eyaleti nezdinde daha fazla yol kat ettiler. California’da şimdilik kimlik değil ama en azından yaş doğrulamayı tüm işletim sistemlerinde zorunlu hale getirmeyi deniyorlar. Açık kaynak toplulukları ise mahremiyeti öne sürerek buna karşı çıkıyor. Hukuki zafer elde edilir ve domino taşı gibi ilerlerse, açık kaynak yazılımcılığı darbe yer. Bu noktadan sonra Türkiye’den beyin göçünün de bir anlamı kalmamaya başlar çünkü dünya dijital faşizmde eşitlenecektir.

Bu arada biz, Çin örneğini geriden takip ediyoruz. AKP’nin video oyunlarıyla oyalanacağını sanmayın. Önümüzde bir de Akın Gürlek’in duyurduğu, anonimliği Türkiye özelinde bitirme hedefi var. Kimlik bilgisiyle sosyal medya kullanım zorunluluğu. Gerekçe yine tanıdık: Çocukları korumak, dezenformasyon, suç ve iftira ile mücadele etmek.

Muhaliflerimiz, AK-trollerden kurtulmak gibi saf umutlara kapılmasın. Tetik sarayda ise namlu size doğrulmuştur.

Ama maalesef muhaliflerde Akın Gürlek’in başka müjdelerine (!) sevinme eğilimi de var. Çocuk suçlarında anne babaların da ceza göreceği düzenleme. Siz bunun okul katliamlarını veya sokaklardaki çocuk çetelerini durduracağını mı sanıyorsunuz? Bu kantar yine muhalifleri tartar. Sosyal medyada muhalif mesaj paylaşan çocuğunuzu düşünün, yeter… Bunun dosdoğru muhalif ailelere yönelik bir hukukî soykırım hazırlığı olduğunu anlamak zor olmamalı.

Dipnot:
1. Kaya Ataberk’in yazısında değindiği Edirnekapı canisi ise oyun bile değil, Japon anime takıntılıydı. Ama Anime Türkiye’de o kadar kitlesel olmadığı için, şimdilik Rende Binası’nın radarında değil.

Previous Post

Viyana Kongresi: Yeni arayışlar

Next Post

Memlekette gündem değil sinir testi var

Next Post
Memlekette gündem değil sinir testi var

Memlekette gündem değil sinir testi var

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.