No Result
View All Result

Amerika’nın hesapları Hürmüz’de bozuluyor

Ali Açık by Ali Açık
13 Ekim 2026
in GÜNLÜK
0
Amerika’nın hesapları Hürmüz’de bozuluyor

İran’ın elindeki en önemli kozlardan biri Hürmüz Boğazı’dır. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin normal şartlarda bu güzergâhtan geçmesi, buradaki her krizi küresel bir mesele hâline getiriyor.

İran’ın bu geçiş üzerindeki etkisi, yalnızca Amerika’yı değil, bütün dünyayı ilgilendiriyor. Petrol fiyatları, enerji güvenliği, nakliye maliyetleri ve uluslararası ticaret bu gelişmelerden etkileniyor. İşte İran’ın Amerika karşısındaki stratejik gücü burada ortaya çıkıyor! Amerika’nın uçak gemileri, savaş uçakları ve gelişmiş silahları var. Fakat askerî üstünlük, küresel ekonominin bütün düğmelerini kontrol etmek anlamına gelmiyor.

Washington, İran’ı baskı altına almak isterken dünya ekonomisini sarsan bir krizin maliyetleriyle de yüzleşmek zorunda kalıyor.
Amerika’nın silahları güçlü olabilir; ancak her güçlü silah, istenen siyasi sonucu doğurmaz!

Yılların hesabı mı soruluyor?

İran, yıllardır ekonomik yaptırımlarla, ticari kısıtlamalarla ve uluslararası baskıyla mücadele ediyor. Halkı ağır ekonomik sorunlar yaşarken ülkenin ekonomik imkânları da daralıyor. Ancak Amerika’nın yıllardır uyguladığı baskı, İran’ı bütünüyle teslim almaya yetmedi. Tahran bugün yalnızca askerî saldırılara karşı koymaya çalışmıyor; aynı zamanda yaptırımların kaldırılmasını, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını ve uluslararası ekonomik sistemde yeniden hareket alanı kazanmayı hedefliyor.

İran, bu savaşı kendisi açısından bir pazarlık fırsatına dönüştürebilirse yıllardır ulaşamadığı bazı hedefleri elde edebilir. Elbette bunun bedeli ağırdır. İran ekonomisinin zayıflaması, halkın yaşadığı sıkıntılar ve savaşın yol açtığı yıkım görmezden gelinemez. Fakat stratejik savaşlarda bazen mesele, kimin daha zengin ya da daha güçlü olduğu değil, kimin karşı tarafa istediğini kabul ettirebildiğidir. İran’ın Amerika karşısındaki direnişinin anlamı da burada yatıyor.

Trump için İran, yeni bir Vietnam mı?

Amerika geçmişte de askerî üstünlüğünün her zaman zafer getirmediğini gördü. Vietnam Savaşı bunun en çarpıcı örneklerinden biriydi. Bugün İran ile Vietnam arasında birebir benzerlik kurmak doğru olmayabilir. Ancak Amerika açısından temel soru aynıdır: Askerî güç kullanarak başlatılan bir mücadele, hangi noktada siyasi ve ekonomik bir çıkmaza dönüşür?

Savaşın maliyeti arttıkça, askerî kayıplar yaşandıkça ve hedefler belirsizleştikçe Amerikan yönetimi üzerindeki baskı da büyür. Harcanan milyarlarca dolar, hayatını kaybeden askerler, yaralanan personel, bölgedeki Amerikan üslerine yönelik tehditler ve kamuoyunda oluşabilecek tepkiler…

Bütün bunlar, savaşın gerçek bilançosunun yalnızca cephedeki gelişmelerle ölçülemeyeceğini gösteriyor.

Trump, İran’ı kısa sürede dize getiremezse kendi kamuoyuna şu soruyu açıklamak zorunda kalacak: Bunca bedel hangi amaç uğruna ödendi. Bir savaşı başlatmak güç gösterisi olabilir; fakat o savaştan istediğin sonucu alamadan çıkmak, süper güç imajında derin yaralar açabilir.

Asıl mesele, Amerika’nın yenilmezlik efsanesi!

İran’ın ekonomik bakımdan Amerika ile boy ölçüşemeyeceği açık. Askerî teknolojide de iki ülke arasında büyük farklar var. Fakat İran, bütün bu eşitsizliklere rağmen Amerika’nın istediği siyasi sonucu almasını zorlaştırabiliyor. İşte Washington’ı rahatsız eden gerçek budur! İran’ın stratejik başarısı, Amerika’dan daha güçlü olmasında değil; Amerika’nın gücünü kesin bir siyasi zafere dönüştürmesini engelleyebilme ihtimalinde yatıyor.

Bu nedenle İran’ın savaşı stratejik açıdan kazanabileceğini söylemek mümkündür. Ancak kesin bir zafer hükmü vermek için savaşın nihai sonuçlarını, ekonomik bedellerini ve diplomatik anlaşmanın şartlarını görmek gerekir.

Son söz

Amerika yıllardır dünyaya gücünü gösterdi. Yaptırımlar uyguladı, tehditlerde bulundu, askerî müdahaleler gerçekleştirdi. Kendisini dünya siyasetinin kurallarını belirleyen ülke olarak gördü.

Şimdi ise İran gibi ekonomik ve askerî bakımdan kendisinden çok daha zayıf bir ülkenin direnişi karşısında gücünün sınırlarıyla yüzleşiyor. İran, Amerika’yı kendi istediği koşullarda mücadele etmeye zorlayabilirse, bu yalnızca iki ülke arasındaki savaşın değil, dünya siyasetindeki güç dengelerinin de önemli bir göstergesi olacaktır.

Unutulmamalıdır ki tarih, yalnızca en güçlü silahlara sahip olanları değil, gücünü doğru stratejiyle kullanabilenleri de yazar. Amerika İran’ı bombalayabilir; ama İran’ı bombalamak, onu teslim almak demek değildir. Ve bazen fareyi yakalamak için yola çıkan kedi, kendisini hiç beklemediği bir oyunun içinde bulur!

Previous Post

Atatürk ve kooperatifçilik

Next Post

Türkiye, Basra Körfezi’nin güneyinde askeri üsler oluşturmalı mı?

Next Post
Türkiye, Basra Körfezi’nin güneyinde askeri üsler oluşturmalı mı?

Türkiye, Basra Körfezi’nin güneyinde askeri üsler oluşturmalı mı?

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

imunify-bot-check