No Result
View All Result

İznik Konsülü çerçevesinde Roma’nın birleşmesi ve Türkiye – İtalya ittifakı

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy by Prof. Dr. Şener Üşümezsoy
7 Aralık 2025
in GÜNLÜK
0
İznik Konsülü çerçevesinde Roma’nın birleşmesi ve Türkiye – İtalya ittifakı

Metrova adında tımarlı sipahilerin oluşturduğu bir yerleşim var. Her yönüyle Osmanlı – Türk özelliği gösterir. Giritliler burayı 1913’te aldıkları zaman Hristiyanlaştırma çabası içine girdiler. Burada tartıştığım genç bir papaza ilk şunu sordum: “İkonoklast hareketi için ne düşünüyorsun?” Bu noktada karşı taraf geri çekildi. İkonoklast hareketinin çok önemli bir özelliği var. İznik Konsülü açısından belirleyicidir. İkinci olarak da şunu sordum: “Kilisenin kapısında üç bayrak var. Biri sarı uzun ve üzerinde iki başlı kartal var ve bu, Roma”yı temsil ediyor. Siz Roma mısınız?” Roma patriği İstanbul Fener’dedir. Arnold Toynbee anlatır. Milli Yunan devleti kurularak Roma’nın bölünmesine karşı çıkar. İkinci bayrak ise ortada haç olan mavi bayraktı. Mora İsyanı’ndan sonra ortaya çıkan Yunan devletine aitti. Üçüncüsü ise daha sonra ortaya çıkan Yunan bayrağıydı. Burada patrikliğin ekümenik olup olmamasına dair güncel tartışma gündeme gelir. Ekümeniklik, Türkiye’nin bugünkü güçlü pozisyonunda bir risk taşımaz. Ama Sevr’in yırtılıp Lozan’ın kurulduğu dönemde tehlikeliydi çünkü Türkiye Cumhuriyeti henüz kendi kimliğini ortala koyamamıştı.

O tartışmada yeni Roma’nın merkezinin ve patrikliğinin İstanbul’da olduğunu vurgulamıştım. Buradan günümüze gelirsek karşımıza iki olgu çıkar. Patrik bugün Müslüman olsa da bu coğrafyanın Roma coğrafyası olduğunu ve bölmemek gerektiğini söylüyordu. Böylece Toynbee’den yola çıkarak Katolik ve Ortodoksluğu coğrafya temelinden okumaya çalıştık. Braudel’in de belirttiği gibi Ortodoks dünya Balkanlarda başlıyor, Mısır ve Türkiye’ye kadar uzanıyordu. Katolik dünyada ise İtalya, Fransa, Macaristan ve Polonya yayı vardı. Daha sonra bu yayın içine Protestanlık girmiş ve İngiltere üzerinden Amerika’ya doğru yayılmıştı.

Geçmişte İngiltere’nin İngiliz – Yunan devleti kurmak için Osmanlı’dan kopardığı alanın ayakta kalabilmesi için dini bir kimlikle tutunması gerekmişti. Türkiye’ye saldırı da İngiliz – Anadolu devleti kurulmasını amaçlıyordu ama Kurtuluş Savaşı ile engellendi. Coğrafya temelli baktığımız zaman görürüz ki Osmanlı, Viyana’ya kadar Ortodoks dünyası içinde ilerleyebilmişken Katolik dünyaya geldiği zaman karşısında büyük bir ittifak beliriyordu. Osmanlı, Malta da içinde olmak üzere hiçbir Katolik toprağını alamadı. Biz Osmanlı olarak, Doğu Roma coğrafyasının devamıydık.

İkonoklastlık ise şu açıdan önemlidir: İkinci Konsülü anlamak için Birinci Konsülü anlamak gerekir. Birinci Konsül’deki temel sorunlardan biri Hz. İsa’nın ikili doğası tartışmasıydı. İnsan olan Hristo ile tanrısal yanı olan Jesus. Özellikle Mısırlı Ariusçular, Hz. İsa’nın Tanrı değil insan olduğunu savunuyordu. Bu Doğulu görüştü. İkinci görüş, Hz. İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu iddia ediyordu. Üçüncü yaklaşım ise Hz. İsa, tam Tanrı’dır diyordu. Bu fikir çok daha eskidir. Antik Yunan’da, Sümer’de Tanrılar insanlardan çocuk edinir ve bunlar yarı tanrı olurdu. Kökenleri buradadır. Roma’nın birleşebilmesi için Ariusçu tek tanrı tezinin kabul edilmesi gerekirdi Ariusçular ama dışlandı. Hz. İsa’yı Tanrı’nın oğlu ve giderek de Tanrı olarak tanımlayan tez öne çıktı. Ariusçular karşı çıkmaya devam ettiler. Böylece Pavlikyenler ortaya çıktı. Bu nedenle çok eziyete uğratıldılar. Batıya sürüldüler. Bogomiller ve Katarlar da bunların devamcıları oldu. Pavlikyenler haçı bile kabul etmezdi. Kapadokya’daki birçok eski kilisede de bu yüzden haç görülmez.

İkonoklastlar iktidara geldiğinde Birinci Konsül’ün tüm kararlarını yok ettiler. Kadıköy’deki kilise de onlardan yanaydı. Birinci Konsül’ün görüşleri ancak durumun değişip İkinci Konsül’ün toplanmasından sonra egemen olmuştu.

Bugün Papa’nın gelişi, İtalya ile Türkiye’nin ilişkilerinin pekiştiği bir döneme rastlamıştır. Bunun arka planında da ABD var. Projenin özü Roma’nın yeniden “establish” edilmesidir. İstanbul’un fethinden beri Rusya, Bizans’ın devamı olmak iddiasıyla Yunanistan’a, Sırbistan’a sarılmıştır. Bugün de yine Ortodoksların hamisi rolüne soyunuyor. Bunun karşısına Birinci Konsül tezine dönerek Katoliklik ile Ortodoksluğu birleştiren bir tez çıkarılıyor.

Ege’deki Yedi Kilise’deki Yuhanna İncili’ne baktığımızda burada Grekliğe ait hiçbir şey olmadığı görülür. Ortada Anadolu halkı, Mısırlılar, Yahudiler ve İskit – Kimer olarak adlandırılan Orta Asyalılar vardır.  Bu dönemde yaşanan Alaşehir, Hierapolis gibi önemli depremler de apokaliptik ögeler olarak kutsal kitaba sokulmuştur. Yuhanna’nın mektuplarındaki ifadeler, Anadolu’da antik dinlerin dışında Yahudi ve Mısır dinlerinin etkisinin olduğunu itiraf eder. Burada Helen ya da Grek yoktu. Fakat İncil Grekçe yazıldığı için buradaki eski halklar olan Luviler, Likyalılar, Lidyalılar giderek Grekleşti. Latince ile başlayan Doğu Roma’da giderek aynı süreci yaşadı. Bizans deyimi de sonradan çıktı. Bu deyim de Rusya’nın tezlerinin bir unsuru olarak kullanıldı.

Bugün Putin, Avrasyacıdan çok Ortodoksçu olarak tanımlanmalıdır. Buna karşı İtalya – Türkiye ittifakı yeni bir Yeşil Kuşak gibi Rusya’yı kuşatma hedefi gözetmektedir.

Solda eski Mısır tanrıçası İsis, oğlu Horus’u; sağda ise Meryem, oğlu İsa’yı kucağında tutmaktadır.

Previous Post

Doğanın öğrencileri – “an”lar

Next Post

TÜRK SOLU, Serap Eser’i mezarı başında andı

Next Post
TÜRK SOLU, Serap Eser’i mezarı başında andı

TÜRK SOLU, Serap Eser'i mezarı başında andı

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.