Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu yıllarca kurgulanan muhalefet tiyatrosunun figüranı olarak kullandı. Oysa artık Kılıçdaroğlu’nun kimliği açığa çıktı. Artık tiyatroda figüranlık yapamayacak kadar, halkın gözünde bir nefret odağına dönüştü.
Bu yüzden Saray, Kılıçdaroğlu’na artık muhalif lider rolü değil başka bir görev verecektir. Bu görev ise AKP-PKK ihanetine CHP ismini alet etmektir. Şimdi iki önemli tespit yaparak durumu açıklığa kavuşturalım.
Birinci tespit.
ABD’nin Türkiye’ye sömürge valisi olarak gönderdiği Tom Barrack’ın koordinatörlüğü ile yürütülen Tayyip-Apo görüşmeleri nihayete erdi. Tom Barrack’ın açıkça belirttiği monarşi ve federasyon temelinde mutabakat sağlandı ve AKP şu anda tüm gücüyle saldırıya geçti.
Bu aşamada CHP’nin tamamen tasfiyesi süreci başlatıldı. Bu yeni süreçte kontrollü dahi olsa bir muhalefete de artık yer yoktur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti yıkılacak, yerine monarşik-federatif-dinsel yeni bir sömürge teşkilatı kurulacaktır. CHP’ye çöken ve CHP mührünü artık tamamen eline aldığını düşünen Saray ise CHP’nin ismini kullanmak ve AKPKK Açılım İhanetine “Cumhuriyetin kurucu partisinin” imzasını dahil etmek istemektedir.
İkinci tespit.
Özgür Özel bu süreçte direnişin değil, gafletin lideri oldu. En büyük hatası Saraçhane’deki gençleri ve direniş mevziini dağıtmak oldu. Özgür Özel, gençleri evlerine gönderip AKP PKK açılım komisyonu masasına oturduğu gün, CHP’nin mutlak butlanını ve mutlak yenilgisini hazırlamış oldu.
Özel, “Genel Merkezi gelin koruyun” dediğinde ise artık çok geçti. Saraçhane’de partili olmayan sıradan vatansever gençler günlerce direndi. Yüzlercesi dayaklar yedi, işkence gördü, tutuklandı. Yine de İBB binasını savundular. AKP’yi sokmadılar. Ancak ne yazık ki Ankara’da artık bu gençler yoktu. CHP açılım masalarına oturarak, Tuncer Bakırhan ziyaretlerinde sırıtarak militan gücü dağıttı. CHP’liler ise bir saat bile savunamadılar binayı.
İBB operasyonları başladıktan sonra Tayyip Erdoğan ile değil anayasa menemen bile yapmam diyordu. Ancak menemenden de öte tarihin en büyük ihanetine ortak oldu. Sonra yine de yaranamadı. Halka sırtını dönüp Ankara’da AKP-MHP-PKK masalarında “tahliye” pazarlıklarına heveslendikçe, Saray’ın elini daha da güçlendirdi.
Saray sabırla bekledi. Özel il il ilçe ilçe miting düzenliyorken, hem AKP-PKK mutabakatı sonuçlanıyor hem de CHP’ye saray darbesinin son adımları atılıyordu. Saray, zamanı gelince hiç gecikmeden CHP’ye darbeyi vurdu. Türkiye’nin en küçük ilçesinde bile miting düzenleyen Özel, bir tek Genel Merkeze, en önemli direniş mevziine ne halkı ne partinin kalabalığını toplayabildi. Çünkü artık eylem yorgunluğu da en üst aşamadaydı. Sonunda AKP’nin çöktüğü yerler listesine ne yazık ki CHP de dahil oldu.
Peki ama tüm maskesi düşmüş Kılıçdaroğlu’nun sahte CHP’si (ya da CHP (Saray) ya da CHP (KK) mı desek) Sarayın ne işine yarayacaktır?
İşte şimdi bu sorunun yanıtını verelim.
Herkes Kılıçdaroğlu’nun “mutlak butlan” kararından bir gün önceki açıklamalarından bahsediyor. Oysa 22 Kasım 2025’te yaptığı açıklama, kendisinin hangi göreve talip olduğunu göstermektedir. Bu açıklamada Kılıçdaroğlu, CHP’yi açılım sürecine yeteri kadar katkı sağlamamakla eleştiriyordu:
“Türkiye Cumhuriyeti, at sürdüğü ve şehit verdiği coğrafyalarda sıkışamaz. Gönül bağı kurduğu kardeş milletler sofrasında sıkıştırılamaz, sıkışıklığa gelemez. CHP, Ortadoğu’da tökezlememizi bekleyen İsrail ve Amerika belasını bertaraf etmek ve devletin âli menfaatleri için sürecin içinde olmak zorundadır. Risk almalıdır ve konuya siyaset üstü bakarak elini taşın altına koymalıdır. Milletimizin CHP’den beklentisi kardeşlik sürecinde öncü olması ve sürece istikamet çizmesidir. Tarihin doğru tarafında yer almak, çoğu zaman cesaret ve kararlılık gerektirir.”
Bu açıklama, Saray’a ve teröristbaşı Apo’ya “göreve hazırım” beyanıydı. Bu tarihte yapılması da rastlantı değildi. Çünkü kasım ayında beklenen mutlak butlan kararı gecikmişti. İmralı’ya giden heyete CHP’liler dahil olmadığı ve illegal açılım komisyonunun illegal raporuna imza atmak konusunda CHP çekimser kaldığı için; hem DEM hem de bizzat RTE sert bir şekilde Özgür Özel’i eleştirmişti.
Özgür Özel direnmek yerine, orta yolu seçti. İmralı’ya CHP’li vekil göndermedi ama illegal açılım raporunu imzaladı. Ama bu yeterli olmadı. Artık Barrack ve Trump ile anlaşan RTE, hızlı ilerlemek istiyordu. Kılıçdaroğlu’nun da “buradayım da buradayım” diye yeniden çırpınmasının nedeni buydu.
Kılıçdaroğlu, “CHP tarihin doğru tarafında olmalı” derken; tarihin en pislik ve en karanlık süreçlerinden birine dahil olmalıyız demek istiyordu. Yani ABD güdümünde RTE-Apo ile yürüyen sözde anayasa yazımı!
Peki, CHP’nin isminin bu pisliğe alet edilmesi, CHP’nin bu vatana ihanet öyküsüne bir şekilde dahil edilmesi neden bu kadar önemli? Çünkü RTE, pis işlerini MHP’ye yaptırsa bile bu partinin küçük ve tecrit bir oluşum olduğunu biliyor. Ve mutlaka CHP’yi de açılım pisliğine bulaştırmak istiyor.
CHP, Cumhuriyeti kurucu parti ise; Cumhuriyetin yıkılması ve monarşi-federasyona dayalı BOP eyaletinin kurulmasında “rızası” ve imzası işe yarayacaktır. Teröristbaşı Apo’nun da sürekli “illa ki bu işin içinde CHP de olmalı” demesi de bundan.
Böylelikle AKP diyecek ki “bak toplumsal mutabakat kuruldu. İlk kurucu parti CHP’ydi. İkinci kurucu parti biziz. CHP de bizi destekliyor.”
Veya ilk açılımda olduğu gibi bir sorun çıkarsa, etraf yine kan revan içinde kalırsa RTE çıkacak, “MHP ve CHP istedi, beni kandırdılar.”
Kısacası Tayyip Erdoğan, “burada bir CHP’nin de imzası olsun. Bu imzayı da bizim Kılıçdaroğlu ile halledelim” diyor.
İşte Saray’ın Kılıçdaroğlu’nun yeni CHP (KK)’sına yani Saray’ın S-CHP’sine vereceği ilk talimat, ilk iş bu olacak. Kılıçdaroğlu ilk iş olarak İmralı’ya CHP etiketi taşıyan bir heyet gönderecek. Kendi ifadesiyle “tarihin doğru tarafında”, “sürecin içinde” olacak. Saray’a da borcunu böylelikle ödeyecek.
Diğer taraftan Akın Gürlek de Kılıçdaroğlu ile mesaiye başlayacak. KK’ya direnen bir belediye başkanı, milletvekili veya simge bir CHP’li isim olursa, KK hemen ikna toplantısına çağıracak. “Bakın sayın vekilim, Akın Gürlek’ten böyle bir dosya geldi ama ben çok yanlış buluyorum. İnanmıyorum sizin hakkınızdaki bu iddialara” v.s…
Saray’ın “CHP müfettişi” gibi çalışacak KK. KK, partiyi %1’lere bile çekse, CHP’nin ismini Barrack-RTE-Apo yıkıcılığına bulaştırması yeterli. O da “kurucu parti biziz, asıl biz destekliyoruz bu kardeşlik projesini, buradayım da buradayım” diye zıplayarak destek vermeye dünden razı.
Aferin be RTE! Her şeyi düşünmüşsün. Ama yine unuttuğun bir şey var. Hani Atatürk’ün bir sözü var ya. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk Milleti denir.”
Türk Milletini unuttun sanki. Onu da mutlak butlan kararıyla falan ortadan kaldıramazsın ya.
Her şeyi kitabına uydursan, bin bir türlü entrika, milyon tane yargı taklası tertiplesen, her yere kayyum atasan… Gelip kafanı çarpacağın duvar değil koskoca dağı yani Türk Milleti gerçeğini nasıl ortadan kaldıracaksın?
