Anadolu’nun o ibretlik hikâyesini bilirsiniz…
Köroğlu, namına güvenerek çıkar yola. Bir çobana rastlar. Kendini tanıtır, gücünü hatırlatır, buyurur:
“Ben Köroğlu’yum! Bir koyun kes… Askerlerim yesin.”
Ama o gün hesap etmediği bir şey vardır.
Çoban başını kaldırır:
“Sen Köroğlu’ysan… Ben de Kiziroğlu’yum. Gel bir güreş tutalım!”
Ve o güreşin sonunda ne olur?
Efsane Köroğlu yere serilir.
Kiziroğlu yakasından tutar ve tarihe geçen o sözü söyler Köroğlu’na:
“Selamını gönderseydin korkudan sürüyü veririm.”
Bugün dünya sahnesinde yaşanan tam da budur!
Yıllardır dünyaya ayar veren, istediği ülkeyi bir telefonla hizaya soktuğunu zanneden Amerika Birleşik Devletleri ve onun en tartışmalı liderlerinden biri olan Donald Trump…
Kendini Köroğlu sandı!
Ama karşısında diz çökecek bir “çoban” bulamadı.
Karşısında, yıllardır ambargolara, tehditlere ve baskılara rağmen ayakta kalan bir ülke vardı: İran.
Üstelik denklem sadece bununla sınırlı değildi.
İsrail üzerinden yürüyen gerilim, bölgeyi bir ateş hattına çevirdi. Ama bu kez hesaplar tutmadı.
Diplomasi yerine tehdit, uzlaşma yerine baskı, akıl yerine kibir tercih edildi.
Ve sonuç?
Dün “ben ne dersem o olur” diyenler, bugün her hamlesinin karşılığını almak zorunda kalan bir noktaya sürüklendi.
Çünkü dünya değişti!
Artık hiçbir ülke, karşısındakini yok sayarak yol alamıyor.
Artık hiçbir güç, sadece silahına güvenerek sonuç alamıyor.
Köroğlu’nun hatası neydi?
Kendisini yenilmez sanması.
Karşısındakini küçümsemesi.
Selam göndermek yerine emir vermesi.
Bugün aynı hatayı yapanlar da aynı gerçekle yüzleşiyor: Her güç, karşısında bir denge bulur.
Her kibir, bir gün duvara çarpar.
Ve tarihin o tokat gibi sözü bugün yeniden yankılanıyor:
“Selamını gönderseydin…”
Ama kibir, selam göndermez.
Ali AÇIK
Emekli akademisyen
Siyaset Bilimi uzmanı

