Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı Türkiye’ye geliyor.
Mehter çalıyor.
Kameralar önünde övgüler diziliyor.
Sarayın kapıları ardına kadar açılıyor.
Ve birileri bunu “büyük diplomasi” diye pazarlıyor.
Oysa Türk milletinin hafızası o kadar kısa değildir.
Türk milleti, Sevr’i unutmadı.
Türk milleti, 6. Filo’yu unutmadı.
Türk milleti, Irak’ın işgalini unutmadı.
Türk milleti, Süleymaniye’de Mehmetçiğin başına geçirilen çuvalı unutmadı.
Türk milleti, Orta Doğu’nun kan gölüne çevrilmesini unutmadı.
Mehter, emperyal güçlerin liderleri alkışlasın diye kurulmadı.
Mehter; İstanbul surlarının önünde, Çanakkale ruhunda, Kurtuluş Savaşı’nın bağımsızlık iradesinde yankılanan bir sestir. O ses, emperyalizmin önünde eğilenlerin değil, ona meydan okuyanların sesidir.
Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı dünyanın en büyük emperyalist devletlerine karşı verdi. Cumhuriyet, Washington’dan aferin almak için değil; milletin iradesini hiçbir yabancı başkentin emrine vermemek için kuruldu.
Tam bağımsızlık budur.
Tam bağımsızlık; hiçbir askeri ittifakın, hiçbir küresel gücün, hiçbir yabancı başkentin gölgesine sığınmamaktır.
Bugün Gazze’de çocuklar ölürken, dünyanın dört bir yanında savaşlar sürerken, silah tekelleri servetlerine servet katarken yapılan görkemli törenler, insanın aklına tek bir soruyu getiriyor:
Kimin zaferi kutlanıyor?
Emekçi mi kazanıyor?
Çiftçi mi kazanıyor?
Gençler mi kazanıyor?
Yoksa savaşlardan beslenen küresel sermaye mi?
Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı; yabancı liderlerin mehteri beğenmesinde değil, kendi halkının refahında, kendi sanayisinde, kendi çiftçisinde, kendi bilim insanında ve bağımsız dış politikasındadır.
Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin ölçüsü alkış değildir.
Ölçüsü bağımsızlıktır.
Bu ülke, emperyalizmin liderlerine hayranlık göstermek için değil; emperyalizme karşı diz çökmeyen bir millet olarak tarih yazdığı için saygı gördü.
Mehterin sesi Washington’a hoş gelsin diye değil, Ankara’nın bağımsızlığını hatırlatsın diye yükselmelidir.
Çünkü Cumhuriyet’in marşı, hiçbir yabancı başkentin makamına göre değişmez.
Cumhuriyet’in pusulası bellidir.
Tam bağımsız Türkiye.
Yurtta sulh, cihanda sulh.
Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.
