Epstein Adası kaçağı Tom Barrack’ın AKP Aşkı
ABD Büyükelçisi Tom Barrack Türkiye’ye atandığı ilk günden itibaren sömürge valisi gibi konuşuyor, sömürge valisi gibi davranıyor.
Lübnan’dan ABD’ye kaçmış bir Katolik kendisi. Sonra burada köşeyi dönmüş. Sonra da yakın arkadaşı Trump tarafından Türkiye Büyükelçisi ve Ortadoğu Koordinatörü olarak atandı.
Anlayacağınız Türkiye-Suriye-Lübnan-Irak tek bir torbaya atıldı. Başına da bu Lübnan bezirganı getirildi. Bu bile Türkiye için utanç vericidir. Türkiye’ye bir adet büyükelçi göndermiyorlar, tüm bölgeye bir “koordinatör” atıyorlar.
Bölge ne mi dediniz? Büyük Ortadoğu. BOP Eş başkanı, kendince “başkanlığına” devam ededursun, bir tane de amir göndermişler sanki şirket merkezinden.
Barrack, Lübnan’da basın açıklaması yaparken, gürültüyü fazla bulunca salondakileri azarladı “siz zaten bu yüzden adam olmazsınız” diye. Lübnan’da bile istenmeyen adam ilan edildi.
Türkiye’de ise AKP’liler yere göğe koyamıyor. Türkiye’yi defalarca aşağılamasına rağmen! Barrack, Türkiye’ye gelir gelmez, Lozan’ın, Türk ulus devletinin ve Cumhuriyet’in kurulmasının hata olduğunu belirtti. İstiklâl Savaşı’nda kanla çizdiğimiz sınırlara “sahte” dedi. “Osmanlı millet sistemi” geri gelirse, bütün Ortadoğu serbest ticaret bölgesine dönermiş. Herkes ceplerini doldururmuş. Her cemaat de kendini yönetirmiş.
Her konuştuğunda Türkiye’de Cumhuriyet’in yıkılmasını, ulusal sınırların değişmesini isteyen bu şahsı normal bir ülkede çoktan sınır dışı ederlerdi. Türkiye’de ise tam tersi oluyor. Çünkü AKP’liler ve özellikle AKP lideri kendisini çok seviyor. O da her fırsatta RTE’yi övüyor. Göklere çıkarıyor. Ama diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türklüğe sataşmaya devam ediyor.
Trump iktidardan devrilirse, bu tipin kendi ülkesine bile dönebileceği meçhul. Epstein ile çocuk fotoğrafı paylaşımı yaptığı dahi ortaya çıktı. Epstein adasında her türlü haltı yemiş ve gelmiş, burada da bize bizim tarihimizi öğretiyor.
AKP’liler de sevinçten dört köşe. Barrack, Osmanlı’yı bizim için yeniden kuruverecek, reisi de tahta oturtacak. Allah’ın Lübnan Katoliği! Lübnan’da bunun mahallesinde küçük bir olay çıksa, bir kaşık suda boğulmasınlar diye, Türk mutasarrıfı yanındaki bir tane değnekçiyi gönderir hizaya çekerdi hepsini. Bunların seviyesi bu. AKP’li sözde Osmanlıcıların seviyesini varın siz düşünün.
Barrack’ın ağzındaki bakla: “Ver Çanakkale’yi al monarşiyi”
RTE’nin iktidardan düşme paranoyasına, kendisinden sonra olacakların paranoyası da eklendi. Lübnan kaçkınının ağzından monarşiyi düşürmemesi de bundan. Eş başkanın zaafına oynuyor.
Trump ve Barrack’ın RTE sevgisinin kaynağının ve asıl dertlerinin ne olduğu ise Antalya Diplomasi Forumu’nda ortaya çıktı. Epstein ile masör avına çıktığı otellerde Barrack’a mikrofon verdiler. Yine başladı “Türkiye ve Ortadoğu vizyonunu” anlatmaya.
Demokrasi bu bölgede işlemezmiş. Demokrasi diye iktidara gelenler işkenceci, baskıcı rejimlerini maskelemiyormuş. Bunun yerine körfezdeki gibi monarşiler yeterliymiş. Bu bölgede güçlü lider gerekirmiş. Tayyip Erdoğan da çok olağanüstü ve güçlü lidermiş. Kısacası Türkiye’ye de monarşi önerdi. Bunun için de şöyle bir kavram uydurdu: “Monarşik cumhuriyet!”
Müjdeler olsun. Yaşadığımız rejimin adı kondu. Gerçekten de saraydan yönetilen bir “cumhuriyetimiz” var artık. Monarşik Cumhuriyet!
Erdoğan bundan çok ne ister? Ancak bir karşılığı var. Tom Barrack, Antalya konuşmasında aynen şöyle dedi:
“Şimdi, deniz hukukunun Hürmüz Boğazı’nda pek iyi işlemediği durumda, ‘her ihtimale karşı’ felsefesine geçtiğimizde, elimizde Çanakkale Boğazı da var.”
Yani monarşi için yeşil ışık yakılmış ama bedavaya olmayacak: “Ver Çanakkale’yi al Monarşiyi.”
Kimse de çıkıp Lübnan kaçkını, Epstein Adası kaçağı bu eski tebaa bozuntusuna “Ulan Çanakkale Boğazı bizim ülkemizin boğazı, senin değil. Sen kimsin Çanakkale Boğazımız var diyorsun?” demiyor.
Özgür Özel’in görmezden geldikleri
Önce Özgür Özel sonra da İmamoğlu, Barrack’ın demokrasi aleyhine monarşi lehine sözlerini eleştirdi. Ancak ikisinin de görmezden geldiği Barrack’ın Çanakkale ile ilgili ifadeleriydi. Barrack’ı Monarşi konusunda eleştiriyorken, ulus devletin parçalanması ve yerine cemaatler federasyonu kurulması yönündeki açıklamalarını görmezden geldiler. Daha da kötüsü, Barrack’ın sahte ve kurgu dediği Türk ulusal kimliği yerine önerdiği Türk-Kürt-Arap tekerlemesini, kendileri de aynen yineliyorlar.
Özgür Özel, Tom Barrack’a monarşi konusunda tepki gösterirken ne kadar samimi? Barrack sadece monarşi demiyor ki! “Türkiye’de ulus devlet yapısı da ortadan kalkmalı. Türk, Kürt, Araplardan oluşan bir federasyon oluşmalı.” diyor. “Bütün mezhepler ve cemaatler kendi sınırları içinde kendi özyönetimine sahip olmalı” diyor. Peki ama monarşiye hayır diyen Özgür Özel, federasyona karşı çıkıyor mu?
Çıkmıyor. Çünkü aynı konuşmanın bir kısmına karşı çıkarken diğer kısmına üç maymunu oynamayı tercih ediyor. Duymamış gibi yapıyor. Ama Barrack’ın “Türk-Kürt-Arap” kalıbına gelince bu sefer de “üç maymunluğu” bırakıp, papağanlığa soyunuyor.
Özgür Özel de “Türk-Kürt-Arap” diyor başka bir şey demiyor. Barrack’ın papağanlar korusuna CHP’lilerin de katılması utanç vericidir.
Barrack’ın “Türk-Kürt-Arap” tekerlemesinin papağanları
Tarihe kayıt düşülsün. Ne zamanki Tom Barrack “Türk-Kürt-Arap” lafını söylemeye başladı, papağan gibi AKP lideri Tayyip Erdoğan da “Türk-Kürt-Arap” demeye başladı. Sonra Meclis’te illegal açılım komisyonu toplandı. Yine illegal bir rapor yayınladılar. İçinde tek bir Türk milleti, Türk ulusu ibaresi yok. Onlar da “Türk-Kürt-Arap” kalıbını defalarca kullandılar.
Hani Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri vardır ya. Barrack’ın “monarşik cumhuriyetinin” kutsal dokunulmaz ibaresi de “Türk-Kürt-Arap” oldu.
Özgür Özel de RTE bu ifadeyi ilk kullandığında, itiraz etmişti. Ama artık bütün mitinglerinde papağan gibi o da “Türk-Kürt-Arap” diyor. Bağdat Caddesi’ndeki 29 Ekim kutlamalarını tek bir kez “Türk ulusu” veya “Türk milleti” veya “Türk bayrağı” demeden geçiştirmeyi başardı Özgür Özel. “Bu coğrafyada yaşayan insanlar” diye uyduruk bir zırvayı bile yumurtlayabildi. Ama “Türk” diyemedi. Kadıköy’ün ortasında, Cumhuriyet Bayramı kutlayıp, Türkiye. Cumhuriyeti yerine defalarca “Bu Cumhuriyet” demeyi başardı (!) Özel. Ayıp ya.
Şimdi en azından “Türk-Kürt-Arap” diyor diye sevinsek mi acaba? İçinde “Türk” geçiyor.
Kendi partisinden çok, DEM Partisi’nin kapısında görüyoruz Özgür Özel’i. Son ziyaretlerinin birinde yine saçma sapan bir konuşma yaptı. Sonra da “burada bir Kürt bir Türk bir de Arap genel başkan var” diye sözlerine devam etti. Adam hayata artık bu üçlü kategori çerçevesinde bakıyor. Karşına çıkan her üçlüyü “Türk-Kürt-Arap” kalıbına koyuyor. Ama bir de bu saçmalığın mucidi Barrcak’ı güya eleştiriyor.
“Ekrem İmamoğlu” derseniz. O bin beter. Hapse gireli bir yıl oldu. En az üç kez “Kürtçe öğreniyorum” diye deklarasyon yaptı. Bir türlü de öğrenemedi. Üzülmesin. Teröristbaşı Apo bile öğrenemedi. Ortada öyle bir dil olmamasından olabilir mi? Belki de Farsça ile başlasınız.
Bahçeli, İmamoğlu’na her fırsatta hakaret ediyor. İmamoğlu ise “Türk-Kürt-Arap” birliği için eşsiz bir devlet aklı ortaya koyduğu için Bahçeli’ye teşekkür ediyor.
Akıllarını peynir ekmekle mi yedi bu ikisi -Özgür ve Ekrem- diyorum ama papağan olmak için akla çok gerek var mı?
RTE de tutturmuş: “Türk-Kürt-Arap.” Özgür Özel de, Ekrem İmamoğlu da… Tom Barrack bu kadar mı önemli biriymiş? Lübnan kaçkını bir yılda herkesi hizaya soktu, akıllarına format attı, ezberlerini yeniden belirledi.
Federasyonsuz monarşi olmaz
Tom Barrack monarşi deyince “hayır olmaz” diyen biri, “Türk-Kürt-Arap federasyonu” deyince papağan gibi “Türk-Kürt-Arap” diyorsa ya ikiyüzlüdür ya cahil.
Tom Barrack haklı. Monarşi varsa, federasyon var. Federasyon varsa da demokrasi yok. Özgür Özel’in politika bilgisi bu kadar mı sığ?
Özgür Özel yanıt ver. Tom Barrack’ın monarşi açıklamasına belli ki karşısın. Peki ya federasyon önerisine? Neden bu konuda susuyorsun?
Yok, “monarşi olmasın, demokrasi olsun ama Türk-Kürt-Arap ve cemaat örgütlenmesinde sıkıntı yok” diyorsan sana küçük bir ders.
Barrack tam olarak federasyon istediği için demokrasi yerine monarşi öneriyor. Çünkü demokrasinin temel birimi yurttaştır. Yurttaş ise ulusun ferdidir. Cemaatin değil.
Barrack’ın önerdiği gibi demokrasi yerine monarşi kurulursa, monark ülkeyi nasıl yönetir sanıyorsunuz? Önce ülkeyi feodal bölgelere, mezhepsel derebeyliklerine, etnik baronluklara böler.
Örneğin Diyarbakır’ın baronu, teröristbaşı Apo olur. Adıyaman’ın “emiri” Menzil bilmem nesi olur. Konya’da başka bir yapı olur. İzmir’de başka, Trabzon’da başka… Her ilin mütegallibesi oranın yerel oligarkı, yerel “monarkı” olur. Tom Barrack’ın ifadesiyle “hiçbir cemaat diğerine karışmaz.”
En tepede de RTE olur. İşleri tepeden halleder. Amerika ne istiyorsa verir. Böyle tepeden aşağıya otorite parça parça dağıtılır. Trump her gün Tayyip ile uğraşacak değil ya. Barrack, “olağanüstü lider” RTE’ye gider. İş bağlanır. O da yerel zorbaları idare eder.
Barrack işte bu yüzden “demokrasi değil, monarşi daha iyi” diyor. Çünkü emperyalistler için ülkeleri bölüp parçalayıp, Ortaçağ derebeylikleri gibi yönetmek her zaman çok daha kolaydır. Ancak bizim “ana muhalefet” hâlâ “aa Tom Barrack demokrasi istemiyor, monarşi istiyor, çok ayıp” diye şikayet ediyorken, aynı Barrack’ın “Türk-Kürt-Arap” söylemini papağan gibi aynen yineliyor.
Bir de “biz Cumhuriyet’in kurucu partisiyiz” demezler mi? Yazıklar olsun.

