Cumhuriyet Halk Partisi’nde bundan sonra neler olacağı, Özgür Özel’in nasıl bir yol izleyeceği siyasetin temel soruları olmaya devam ediyor. Özgür Özel ve onunla birlikte hareket edenler CHP’de kalarak partiyi geri almak için mi mücadele edecekler, yoksa ayrılıp yeni bir parti ile yol almayı mı seçecekler? Bu konuda tahminim, tercihi yeni bir partiden yana kullanacakları, daha doğrusu oluşacak koşulların onları bu seçeneğe sürükleyeceği. Başarılı olurlar mı olmazlar mı, bunu şimdiden öngörmek güç. Fakat Özgür Özel’in önündeki asıl yol ayrımı bu değil. Temelde karar vermesi gereken şey, önceki söylemlerinden ve siyasetinden koparak Türk merkezli bir politika mı seçeceği yoksa daha önce savrulduğu noktadan devam ederek “bu millet” ve “Türk-Kürt-Arap” formülleriyle dile getirdiği etnikçi bir yola mı sapacağı…
Doğrusu, Özgür Özel’in bu konudaki sicili pek de temiz değil. CHP Genel Başkanı olduğu dönemin başından itibaren DEM Parti ile yakın durduğu, Atatürk ilkelerinden biri olan milliyetçilikten bilinçli olarak kaçındığı için defalarca kendisini eleştirdik. Türk milleti dememek için “bu millet” ifadesini kullanmakta AKP ile benzer bir tavır içinde olduğu için uyardık. Fakat tüm bunlara rağmen Özgür Özel ve onun yönetimindeki CHP, AKP-MHP-DEM ittifakının ihanet açılımına karşı net bir tavır almayı reddettiği gibi bu ihanetin meşrulaştırılma aygıtı olan komisyona katılmaktan da geri durmadı.
Şimdi geldiğimiz noktada Özgür Özel bu konuda bir karar vermek zorunda ve bu karar, onun siyasi geleceğinin asıl belirleyicisi olacak. Geçtiğimiz hafta sonu Özgür Özel, yeni parti yoluna girdiklerine dair en net mesajları vermek için Diyarbakır ziyaretini seçti. Bunun rastgele bir seçim olmadığını görmemek mümkün değil. Özel, Diyarbakır’da ilk olarak kendisine selam gönderen Selahattin Demirtaş’ın bu selamını başının üstüne koyduğunu vurguladığı bir konuşma yaptı. Kendi durumunu Diyarbakır’da görevden alınıp yerine kayyım atanan PKK’lı belediye başkanıyla özdeşleştirdi. Bununla da kalmadı, üzerinde “Amed butlana karşı” yazısı bulunan bir pankartın önünde mutlulukla poz verdi. Sırf bölücülüğün “Amed” dayatmasına destek olması bile Özel’in yanlış bir yolda ilerleme niyetini açık etmeye yetmiştir.
Dünkü CHP grup toplantısında ise Özel, kendisinden ve ailesinden bahsederken öğretmen çocuğu, bahçıvan torunu olduğundan söz etti ve ailesinin Balkan Türkü olduğunu belirtti. Kendisinin Türk olduğunu söylemesi her şeye rağmen takdire değer. Fakat acaba Özel burada “Türk”ü ne olarak görüyor? Vazgeçilmez ve bölünmez bir ulusal kimlik mi, yoksa “bu millet” denilen şeyi oluşturan Kürt ve Arap gibi etnik bileşenlerden biri mi?
Bu soruyu şunun için soruyorum: Özgür Özel, daha önce DEM Partili Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile buluşmasında, “Burada bir Türk, bir Kürt ve bir Arap olarak bulunuyoruz” demişti. Bu “Türk-Kürt-Arap” söyleminin AKP, MHP ve DEM Parti’nin “Malazgirt’ten beri oluşan bu milletin bileşenleri” olarak bize dayatılan bir söylem olduğunu biliyoruz. Bunun, tarihsel gerçekliği olmayan siyasi bir yalan olduğunu biliyoruz. Özgür Özel, o zaman Kürt İslamcı iktidar bloğunun söylemine katılmıştı.
Peki, bundan sonra ne yapacak?
Balkan Türkü olduğunu söylediği konuşmasının başka yerlerinde yine Selahattin Demirtaş’la selamlaşmasını anlattı ve konuşmasını bitirirken de “bu millet” ifadesini tekrarlamaktan geri durmadı.
Balkan Türkleri, Osmanlı geri çekilirken Yunan, Sırp, Bulgar ırkçılarının etnik temizlik ve soykırım politikaları dolayısıyla Anadolu’ya göçmen olarak geldi. Daha doğrusu canını kurtarabilenler buraya ulaşabildi. Balkan Türkü olduğunun bilincindeki Özgür Özel, acaba bunun da bilincinde midir? Eğer öyleyse bu bilinci onun Türk düşmanı etnik ırkçılarla, terörist faşistlerle selam alıp vermesini, onlarla siyasi ittifak peşinde koşmasını neden engellemiyor?
Özel kararını şimdiden vermeli:
Kendi kimliğinin yolunda gidip Türk siyaseti mi yapacak, yoksa AKP-MHP-DEM bloğunun yolunda etnikçi “bu millet” siyaseti mi?
Asıl yol ayrımı budur ve bizim onun hakkındaki nihai kararımızı da bu belirleyecektir.
Doğrusu çok olumlu bir beklenti içinde değilim. Umarım biz yanılmışızdır ve Özgür Özel, bizi utandırır…
