PKK’nın Suriye kolunun elebaşı Salih Müslim’in öldüğü haberi dün akşam ulaştı. Sadece PKK ve DEM Parti için değil AKP için de çok önemli bir kişiydi. Hepsinin başı sağ olsun. (!)
Gerçekten de DEM Parti, hiç zaman yitirmeden bir taziye mesajı yayınladı. Aynı vefayı AKP’nin, hatta MHP’nin de göstermesi gerekir. Ne de olsa onların da tutarlı olmaya ihtiyaçları var.
Salih Müslim, 1951’de PKK’nın “Kobani” adını verdiği Arappınarı’nda doğmuş. Bilirsiniz, bu isim bile buradaki Kürtçü istilanın şiddetini ve tuhaflığını anlatır. Türk ve Arap nüfusun yaşadığı Arappınarı’nın adı Esad rejiminin Arap milliyetçiliği politikası gereği önce Aynelarab yapılarak Arapçaya çevrilir. Sonra da Kürtler buraya el koymaya karar verince Bağdat demiryolunu inşa eden şirketten dolayı “company”den bozma Kobani adını verirler. Orta Doğu’nun kadim halkı Kürtlerin on bin yıl tarihli öz dillerinden bir kelimeyi neden seçmedikleri benim için de hep merak konusudur!
İşte Salih Müslim, bu uyduruk isimli yeni Kürt bölgesinde yetişir. Artık o zamanlar nasıl olduysa, kimler sahip çıktıysa İstanbul’a gelir. Bir süre İTÜ’de okur. Sonra da gider Barzanici olur. Barzani aşiretinin partisi KDP’nin Suriye koluna katılır. 2000’lere kadar bu örgütte teröristlik kariyeri yapan Müslim, 2003’te yeni kurulan PKK’nın Suriye kolu PYD’ye terfi eder.
Suriye’de iç savaş başlayıp Esad Türkiye sınırındaki birçok bölgeyi kendi isteğiyle PYD’ye bırakınca Salih Müslim de artık başkanı olduğu bu terör şebekesi ile beraber buraların küçük diktatörü olarak buluverir kendini. Buralar, bölgenin gerçek sahibi olan Araplara ve Türklere etnik temizlik uygulanan büyük bir toplama kampına dönüşür. Kobani’den bile daha uyduruk olan “Rojava” diye bir isim bulunur ve adeta burada bir PKK “teröristanı” kurulur.
Bu sırada Türkiye’de de ilk açılım devam etmektedir. PKK, aynı şimdi olduğu gibi o zaman da muteberdir. Tabii onun Suriye uzantısı PYD ve lideri Salih Müslim de öyledir. 2013-2015 arasında Salih Müslim defalarca Türkiye’ye getirilir. Burada AKP’liler, Dışişleri ve MİT yetkilileri tarafından ağırlanır. Sonra PYD, IŞİD saldırısı karşısında tutunamayınca AKP, Barzani peşmergelerine Türkiye’den geçme izni vererek Müslim’i kurtarmaya bile kalkışır. Fakat karşıda ümitsiz bir vaka vardır. ABD hava kuvvetlerinin bombalamadığı kimseyi yenemeyen ama sivil halka zulümde cesareti tavan yapan bir çetedir bu Salih Müslim çetesi!
Sonra AKP ile PKK’nın arasına kara kedi girip ilk açılım bozulunca Salih Müslim de gözden düşer. Hatta AKP, onun için Interpol’e yakalama kararı bile aldırır. Birkaç gün Prag’da gözaltında da tutulur ama Türkiye’ye verilmez…
Sağlığı elverseydi ve ömrü vefa etseydi Müslim bugün yeniden muteber adam olurdu. Hiç merak etmeyin. Bahçeli onu da Ahmet Türk gibi “ağa” diye pohpohlar, hatta gelip TBMM’de konuşma yapmasını bile isterdi! Ne olacak, ha Apo ha Müslim…
Şimdi bir zamanlar onu Ankara’da izzet-i ikram ile ağırlayan AKP ricaline, DEM Parti’nin ağa, şeyh ve aşiret reisi önde gelenlerine taziyelerimizi sunarken elbette MHP ve Bahçeli’yi es geçmiyoruz. Bahçeli de mutlaka bir yerlere Salih Müslim’in bir resmini astırıp Sırrı Süreyya’nınkine yaptığı gibi onun da yanaklarını şefkatle okşayacak, acısını ifade edecektir…
Başın sağ olsun Kürt-İslam cephesi…
Bir neferini yitirdin.

