Önceki gün Taksim’deki bir otelde DEM Parti milletvekili ve İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, yine aynı heyetin üyesi ve yıllarca Apo’nun avukatlığını yapmış Faik Özgür Erol ile bir dönem İmralı’da Apo ile beraber hapis yatmış, ilk açılım döneminde onun “sekreteryasına” dâhil olmuş PKK’lı Veysi Aktaş bir toplantı düzenlediler. Toplantının konusu Çerçeve Yasa adı verilen ihanet ve PKK olarak izleyecekleri yoldu.
Kamuoyu, konuşmacılardan Veysi Aktaş’ı, Apo’nun sekreteri olmasının dışında bir başka özelliği ile daha tanımıştı, hatırlatalım: Tutuklu bulunan CHP’li ya da Yeni Parti’li belediye başkanlarının birçoğunun içeriye girmesine neden olan Aziz İhsan Aktaş ile yakın akrabalığı dolayısıyla…
Bu akrabalık ilişkisi ortaya çıktığında basın ve siyaset dünyasında epey tartışmaya neden olmuştu. Biz de Türk Solu’nda, ortada o dönemki CHP’ye karşı açık bir kumpas olduğunu, kumpasın da doğrudan doğruya PKK bağlantıları ile Kent Uzlaşması gibi isimler altında ve bu operasyonlar yapılsın diye kurulduğunu o dönemde yazmıştık.
Gelelim Taksim’deki toplantıda konuşulanlara… Bu üç ismin yaptığı açıklamalar aracılığıyla Türkiye ilk defa, Bahçeli’nin de sık sık istediğini söylediği, ısrarla üzerinde durduğu Apo’ya verilecek statünün ne olduğunu öğrenmiş oldu. “Süreci” yürütmek için kurullar oluşturulacakmış. Apo da “Siyasallaşma ve Silahsızlanma Kurulu” üyesi olacakmış. Ayrıca teröristlerin silah bırakarak Türkiye’ye gelişlerini de o organize edecekmiş.
Bunun yanı sıra Apo’nun DEM Parti yerine yeni bir parti kurulmasını istediğini de bu açıklamalardan öğrenmiş olduk. Anlaşılan bu yeni parti, doğrudan Apo’nun “yasal” liderliğine hazırlanan bir yapı olacak. Tüm Cumhur İttifakı bileşenlerine hayırlı olsun!
Bunun dışında Buldan ve diğerleri önemli buldukları bir konunun da altını özellikle çizdiler: Devlet ilk kez Apo’nun statüsünü kabul etmiş oldu, bu büyük bir zaferdir diye sevindiler. Buldan şöyle diyordu:
“Bana göre Türkiye’nin en tarihi anlarından biridir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da Sayın Öcalan’ın statüsüne dönük açıklaması da çok değerli bir açıklamaydı. İlk kez siyasi irade Sayın Öcalan’ın statüsünü kabul etmiş oldu. Bu eşik bir türlü aşılamadığı için diyalogdan müzakere aşamasına bir türlü geçilemiyordu. Bu aşamadan sonrası artık müzakere aşamasıdır.”
Bu ne demektir biliyor musunuz?
Bu ülkede normal bir Türk vatandaşı olarak fikrinizi savunursanız hakkınızı ararsanız ve bunu barışçıl, yasal, normal siyasi ve demokratik yollardan yaparsanız sizi ciddiye almayız ama terör örgütü kurup on binlerce insanın kanına girerseniz sizi muhatap alırız, size statü veririz ve gün gelir hepinizi de affederiz demektir.
Bu, her şeyden önce terörü normalleştirmektir.
Bu, Türk devletine de Türk milletine de demokrasiye de hukuka da verilebilecek en büyük zarardır.
Apo’nun; yani bir terör örgütü liderinin, bir bebek katilinin statüsünün olduğu yerde devletin bir statüsü kalmaz.
AKP, MHP ve ortakları DEM Parti’nin yaptığı işte tam olarak budur.
