Viyana Kongresinin, “Egemen Üretim ve Sosyal Refah Modeli” olarak sunduğu şu üç çerçeve yaklaşımı ve Türkiye’nin çıkarması gereken sonuç.
Millî kalkınma hedefi odaklı millî para egemenliği; mali disiplin, ihtiyatlı borçlanma ve finansal şeffaflık; sosyal harcamaların anayasal güvenceye alınması; kalkınma bankası, stratejik sektör kredilendirmesi, parasal genişlemenin üretim artışına endekslenmesi olarak sıralayabiliriz.
Üretim yapısı, Atatürk dönemi kalkınma modeli üzerine inşa edilerek; sanayi planlaması, beş yıllık sektörel planlar; yüksek katma değerli üretim; teknoloji, tarım, savunma ve enerji odaklı olmalıdır.
İç talep desteklenmeli, şartlı temel gelir güvence altına alınmalı; üretime katılım teşvik edilmeli ve planlı bölgesel kalkınma projeleri desteklenmelidir.
Kooperatif üretimi, özellikle tarım kooperatifleri ve yerel kalkınma ajansları desteklenmelidir.
Evrensel sağlık sistemi, kamusal eğitim ve gelir dağılımında progresif vergi sistemi Anayasal zemine taşınarak kurumsallaştırılmalıdır.
Sanayi ve ticari üretim planlanmalı, işçi/işveren ilişkileri ‘işyeri demokrasisi’ ile güçlendirilmeli ve kurumsallaştırılmalıdır.
Bu üst başlıklar altında önerilen model, üç sacayağı üzerine kurulmalıdır:
Üreten devlet: Beş yıllık sektörel kalkınma planları; yüksek katma değerli üretim (savunma, enerji, yazılım, biyoteknoloji) ve stratejik kamu yatırımları.
Rekabetçi özel sektör: Ar-Ge teşvikleri; ihracat odaklı üretim ve finansmana erişim reformu.
Güçlü sosyal devlet: Evrensel sağlık ve akıl ve bilim odaklı milli eğitim sistemi; progresif vergi sistemi ve bölgesel eşitsizlikleri azaltan kalkınma ajansları Anayasal kurumlar olarak planlanmalıdır.
Ekonomik egemenlik ile demokratik kurumsallık birlikte inşa edilmezse model sürdürülebilir olamaz ve ülke bağımsızlığı dış etkilere açık olur.
Ekonomi, bir teknik alan değil, bir medeniyet tercihidir
Türkiye’nin önündeki temel soru şudur; küresel finans sisteminin çevre ekonomisi mi olacak, yoksa kendi üretim kapasitesini inşa eden demokratik bir kalkınmış, kendine yeten devleti mi ?
Türkiye’nin ihtiyacı; üreten devlet; rekabetçi özel sektör; güçlü sosyal devlet ve demokratik hukuk düzenidir. Bu dört sütundan biri eksik kalırsa sistem ayakta duramaz.
Bu nedenledir ki; Mustafa Kemal Atatürk’ün devletçi üretim anlayışı ve Viyana Kongresi’nin kararları sentezlenerek, demokratik çerçevede yeniden planlanmalı ve kurumsallaştırılmalıdır.

