No Result
View All Result

İran’ın jeopolitik sondajı: Ari maskesi ve Türkistan gerçeği

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy by Prof. Dr. Şener Üşümezsoy
25 Mart 2026
in GÜNLÜK, HAFTALIK
0
İran’ın jeopolitik sondajı: Ari maskesi ve Türkistan gerçeği

Tarihte “İran” ismi, Partların yani Arşak Hanedanı’nın iktidardan indirilmesi ve onların yerine Sasani hanedanını kuran Erdeşir’in iktidara gelmesiyle kullanılmaya başlanmıştır. İran kelimesi Ari olanların yaşadığı yer anlamına gelir. Buna karşılık Eran kavramı ise Ari olmayan halkların topluluğunu ifade eder. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: MS 250 yıllarında bile İran coğrafyasında Ari nüfus son derece sınırlıdır. Yani İran kavramı başından itibaren etnik bir gerçekliği değil, ideolojik bir egemenlik tanımını ifade etmektedir.

Sasani döneminden önce İran coğrafyasının demografik yapısına baktığımızda, toplumun büyük kısmını Partlar oluşturmaktadır. Partlar Mitra inancına sahip topluluklardır ve köken olarak Turani bir halktır. Mitra geleneği ay, güneş ve yıldız kutsalları üzerine kuruludur. Anadolu’daki Pont krallıklarında da aynı inanç sistemi görülmektedir. Dolayısıyla Sasani iktidarı ortaya çıktığında İran coğrafyasında demografik çoğunluğu Turan’dan gelen topluluklar oluşturmaktadır. Sasani hanedanı ise kendisini Ari olarak tanımlayan küçük bir elit zümreyi temsil etmektedir.

Sasaniler iktidara geldiğinde, Zerdüştlüğü devlet ideolojisi olarak kullanmışlardır. Bu ideoloji, iki farklı kavram üretmiştir. Birincisi Aryan Şah ya da Aryan Şahanşah kavramıdır. Bu kavram Ari elitin hükümdarını ifade eder. İkincisi ise Eran Şah kavramıdır. Bu da İran coğrafyasında yaşayan tüm halkların yani Ari olmayanların hükümdarı anlamına gelir. Böylece Sasani iktidarı kendisini hem Ari elitin lideri hem de Ari olmayan halkların efendisi olarak tanımlayan bir hiyerarşik devlet yapısı kurmuştur.

Bu noktada Ari kavramının demografik bir gerçeklik değil, bir ideolojik egemenlik aracı olduğunu görmek gerekir. Çünkü Arilerin İran coğrafyasında yoğun olarak yaşadığı dönem M.Ö. 500’lü yıllardır. Ancak Sasani dönemine gelindiğinde bu nüfus zaten tarihsel olarak ortadan kalkmıştır. Buna rağmen Sasani hanedanı kendisini Ari olarak tanımlayarak bu ideolojiyi devlet meşruiyetinin temeline yerleştirmiştir.

Bugün İran’da görülen Şii teokratik sistem de bu tarihsel geleneğin modern bir versiyonudur. Nasıl ki Sasani döneminde Zerdüştlük egemenlik ideolojisi olarak kullanılmışsa, günümüzde de Şiilik aynı işlevi görmektedir. Ayetullah kurumu da toplumun üzerinde ruhani bir üstünlük kuran bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. Oysa İslam’da ruhban sınıfı yoktur. Bu nedenle İran’daki bu yapı İslam’dan çok Zerdüştlükten gelen bir devlet geleneğinin devamıdır.

İran tarihinde Arapların gelişi, ardından Selçukluların, İlhanlıların, Akkoyunluların, Safevilerin ve Kaçarların egemenliği söz konusudur. Bu hanedanların büyük bölümü Türk kökenlidir. Dolayısıyla İran tarihi uzun süre Türk hanedanlarının yönettiği bir siyasi yapı olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle İran’ın kesintisiz Pers devleti olduğu iddiası tarihsel gerçeklikle bağdaşmaz.

Modern İran milliyetçiliğinin oluşumunda İngiliz emperyalizminin önemli bir rolü vardır. İngilizler İran’daki petrol sahalarını kontrol edebilmek için Pers milliyetçiliğini desteklemiştir. Persepolis’in yeniden keşfedilmesi, Pehlevi hanedanının kurulması ve İran’ın 2500 yıllık bir devlet geleneğine sahip olduğu iddiası bu süreçte üretilmiştir. Oysa Ahamenişlerin yıkılmasından sonra İran coğrafyasında yaklaşık 250 yıl Helen egemenliği vardır. Bunun ardından yaklaşık 500 yıl Part egemenliği sürmüştür. Bu uzun dönemler, Pers devlet sürekliliği iddiasını açıkça çürütmektedir.

İngiliz emperyalizmi yalnızca İran’daki Pers kimliğini güçlendirmekle kalmamış, aynı zamanda Türk dünyasını parçalamaya yönelik politikalar da izlemiştir. İran, aslında Türkistan coğrafyasının bir parçası olan bir Türk devletiydi. İngilizler bu yapıyı bölerek kuzeyde Azerbaycan’ı, güneyde ise İran’ı oluşturmuştur. Aras Nehri, bu bölünmenin sınırı haline gelmiştir. Azerbaycan’daki ayrılık türküleri ve Haydar Baba şiiri, bu tarihsel bölünmenin kültürel yansımalarıdır.

İran’da bugün gelişen siyasi süreçte birden fazla çelişki aynı anda varlığını sürdürmektedir. Bir yanda Molla rejimi ile toplum arasındaki çelişki vardır. Diğer yanda İran ile Amerikan emperyalizmi arasındaki çelişki bulunmaktadır. Bunun yanında İran’daki Türk bölgeleri üzerinde gelişen Kürt yayılmacılığı tehlikesi de ayrı bir çelişki ekseni oluşturmaktadır. İran çökerse Zagros hattındaki Salmas, Hoy, Urmiye ve Kermanşah gibi Azeri Türk bölgeleri üzerinde Kürt genişlemesi ortaya çıkabilir. Bu durum geçmişte Kerkük ve Musul’da Türkmen bölgelerinin önce Araplaştırılması, ardından Kürtleştirilmesi sürecine benzer bir gelişmeye yol açabilir. İran’ın zayıflaması durumunda Mahabad benzeri yeni bir yapının ortaya çıkma ihtimali de bu nedenle gündeme gelmektedir.

Bu nedenle İran’daki Türklerin politikası tek boyutlu bir mücadeleye indirgenemez. Bir taraftan Molla rejiminin baskıcı yapısına karşı mücadele edilirken diğer taraftan emperyalizmin İran’ı parçalama projelerine karşı da dikkatli olunmalıdır. Aynı zamanda bölgedeki Türk nüfusunun tarihsel toprakları üzerinde yeni bir etnik yayılmacılık yaratılmasına da izin verilmemelidir.

Bu durum farklı çelişkilerin aynı anda var olduğu bir siyasal tablo ortaya çıkarmaktadır. Bu tür durumlar teorik olarak Louis Althusser’in çelişkilerin çoklu yapısı üzerine geliştirdiği analizlerle açıklanabilir. Benzer bir yaklaşım, Mirseyit Sultangaliyev tarafından da siyasi pratikte uygulanmıştır. Birden fazla çelişki aynı anda var olabilir ve bu çelişkilerin çözümü tek bir eksene indirgenemez.

Dolayısıyla İran tarihini kesintisiz bir Pers devleti anlatısı üzerinden okumak doğru değildir. İran, uzun süre Türk hanedanlarının yönettiği çok uluslu bir imparatorluk coğrafyasıdır. Bugün İran’da görülen Pers milliyetçiliği, Şiilik ideolojisi ve Molla rejimi büyük ölçüde bu tarihsel gerçeğin üzerini örten ideolojik yapılardır. İran’daki Türklerin geleceği de ancak bu tarihsel bilincin ortaya çıkmasıyla şekillenebilir.

Previous Post

PKK-PYD elebaşı Salih Müslim öldü
AKP’nin başı sağ olsun…

Next Post

Türkiye’de herkes siyasetçi

Next Post
Türkiye’de herkes siyasetçi

Türkiye'de herkes siyasetçi

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.