No Result
View All Result

Türkiye’de herkes siyasetçi

Ahmet Buğra Öksüz by Ahmet Buğra Öksüz
14 Mart 2026
in GÜNLÜK
0
Türkiye’de herkes siyasetçi

Türkiye’de siyaset öyle garip bir noktaya gelmeye başladı ki, siyasetçi sayısı seçmen sayısını geçti gibi hissediyorum. Çünkü nereye gitseniz bir siyaset analizi var. Kahveye gidiyorsunuz, masanın bir köşesinde emekli amca dünya jeopolitiğini anlatıyor. Yan masada biri ekonominin nasıl düzeleceğini söylüyor. Bir başkası da dış politikayı üç cümlede çözüyor. İnsan bir noktadan sonra düşünmeden edemiyor: “Bu kadar uzman varsa, bu ülkeyi kim yönetiyor?”

Mesela Türkiye’de taksiye binmek, küçük bir yolculuk değil mini bir siyaset semineridir. Şoför, size önce trafikle ilgili iki cümle kurar. Sonra birden cümle şöyle devam eder: “Ama asıl mesele sistem meselesi abi.” O andan sonra artık geçmiş olsun. Eve gidene kadar ekonomi politikası, enerji stratejisi ve Orta Doğu dengeleri hakkında kapsamlı bir ders dinlersiniz. Üstelik ücretsiz.

Berbere gidiyorsunuz, saç kesimi başlamadan önce siyaset analizi başlıyor. Berber makası eline alıyor ve diyor ki: “Abi aslında bu işin çözümü çok basit.” Türkiye’de “çok basit” diye başlayan hiçbir cümle basit bitmez ama yine de dinlersiniz. Çünkü makas adamın elinde, fazla itiraz etmek riskli.

Tabi bu işin bir de sosyal medya tarafı var. Orası zaten ayrı bir evren. Türkiye’de herkesin cebinde birer başbakan var. Birisi sabah tweet atıyor: “Ben olsam bu işi şöyle çözerdim.” Altına yüzlerce yorum geliyor: “Yok kardeşim yanlış yapmışsın, doğrusu bu”. İki saat içinde ülkenin bütün sorunları çözülüyor ama nedense akşam olduğunda hâlâ aynı sorunlarla yaşıyoruz.

Aslında Türkiye’de siyaset konuşmak bir tür millî spor haline gelmiş durumda. Futbol gibi. Herkes teknik direktör, herkes taktik biliyor. Ama sahaya çıkacak oyuncu sayısı çok az. Tribünde oturanlar takımı kurtarıyor, sahadakiler ise ıslıklanıyor.

Bir de bize siyaset konuşulurken ses tonu çok hızlı yükselir. Normal bir sohbet şöyle başlar:

“Abi ekonomi biraz zor gibi…”

“Yok kardeşim mesele ekonomi değil.”

Beş dakika sonra iki kişi bağırarak konuşmaya başlar. On dakika sonra ise ikisi de aynı şeyi savunduğunu fark eder ama artık geri dönmek mümkün değildir. Çünkü tartışma başlamıştır; mantık ikinci plandadır. Oysa bazen insan şunu düşünüyor: Belki de bu ülkenin en büyük sorunu siyaset konuşmamız değil, siyaset konuşurken birbirimizi hiç dinlemememiz. Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten anlamaya çalışmıyor. Herkes haklı, herkes doğruyu biliyor ama nedense kimse “Acaba ben yanlış düşünüyor olabilir miyim?” diye sormuyor.

Mustafa Kemal Atatürk bir gün çıkıp, “Arkadaşlar, herkes aynı anda konuşsun; sesi en yüksek çıkan kazansın” deseydi, bugün muhtemelen ülke hâlâ tartışma programında olurdu. Ama O, bağıranları değil düşünenleri tercih etti. Cumhuriyet de böyle kuruldu zaten: Gürültüyle değil akılla…

Belki de bu yüzden bazen siyasete biraz daha sakin yaklaşmak gerekiyor. Çünkü bu ülkede siyaset zaten yeterince gürültülü. Bir de biz bağırınca ortaya çıkan şey tartışma değil, mahalle kavgası oluyor.  Ama yine de umutluyum. Çünkü herkes siyasetçi olduğuna göre, teorik olarak bu ülkede seksen milyon çözüm var.

Tek problem şu: O çözümleri uygulayacak biri henüz yorumlar bölümünden çıkamadı…

Previous Post

İran’ın jeopolitik sondajı: Ari maskesi ve Türkistan gerçeği

Next Post

İlber Hoca için…

Next Post
İlber Hoca için…

İlber Hoca için...

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.