ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşta 15 gün geride kaldı.
İlginç bir mutabakat var gibi Türkiye’de.
Gerçekten çok ilginç hem de…
İktidar yanlısı medya İran’ın yanında ama iktidar karşıtı medya ondan bile daha coşkulu bir şekilde İrancı.
Laik diyebileceğiniz Cumhuriyet gazetesi gibi basın da İran’ın yanında, sol partiler, yayın çevreleri de.
Şu anda İran’da bile bu kadar çok İrancı olmadığına eminim.
Bunun bir sebebi olmalı elbette.
Bu sebebin antiemperyalizm olduğunu düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz derim.
…
Gelin bir tarih yolculuğuna çıkalım.
Buyurun bakalım, ülkemizde kim, ne zaman ve ne kadar antiemperyalistmiş görelim mi?
…
Yıl 2003, aylardan Mart.
ABD ve beraberindeki Batılı emperyalist ülkeler Irak’a savaş açıyor.
O dönem internet böyle yaygın değil ve savaşı televizyonlardan izliyoruz.
Üniversitede Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu (ADKF) olarak bir pankart asıyoruz:
“Katil ABD, Ortadoğu’dan Defol!”
Sonra ne oldu dersiniz?
Üniversitede yuvalanmış ne kadar Kürtçü ve solcu grup varsa saldırdılar.
Sözle falan da değil ha, fiilen, taşla, sopayla, bıçakla…
Biz bir taraftan bu saldırıyı püskürtmeye çalışırken, diğer taraftan da bu pankartı korumaya çalışıyorduk bu gruplardan.
Garip mi, fantastik mi, inanılmaz mı?
Üzerinden 23 yıl geçmiş, kimileri unutmuş olabilir ama hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var.
O dönem de tıpkı bugün olduğu gibi bir mutabakat vardı.
AKP, Saddam’a karşıydı.
Sünni dinci gruplar Saddam’a karşıydı.
Aleviler zaten karşıydı.
Atatürkçüler karşıydı.
Solcular karşıydı.
PKK karşıydı.
O zaman hiç kimse, her ne olursa olsun “biz öncelikle ABD emperyalizmine karşıyız” demiyordu.
Çünkü bugün olduğu gibi o gün de mesele emperyalizm karşıtlığı değildi.
…
İktidar, zaten BOP için iktidara ABD tarafından getirilmişti, elbette ABD’nin yanında olacaktı.
Peki sol?
Ülkemizdeki Sol, gerçekten sol olsaydı emperyalizme karşı çıkardı ama onlar öncelikle Kürtçüydü.
Saddam’ın devrilmesi demek, Kuzey Irak’ta bir Kürt devletçiğinin kurulması demekti ki PKK’nın kuyrukçusu sol için PKK’nın yanında olmaktı önemli olan, emperyalizmin karşısında olmak değil.
Bu nedenle Türkiye’de solun önemli bir kısmı, ABD ve PKK ile birlikte tavır alıp Irak’ın parçalanmasını destekledi.
Saddam karşıtı olmanın bir diğer motivasyonu ise Sünni düşmanlığıydı. Kendisini Alevicilikle sınırlayan bir solculuk vardı bizde ve ülkemizdeki Alevilik ile Irak’taki Şiilerin hiçbir ilgilerinin olmadığını anlamıyordu.
Hemen hemen tümü böyleydi desem abartmış olmam.
Haksızlık yapmış olmayayım, yine de bir kısım solcu ise “Ne Sam ne Saddam” diyordu.
Bu elbette tavır almaktan kaçmanın ve güçlü olanı desteklemenin ve nasılsa temiz kalmanın bir yoluydu.
Atatürkçü kesime gelince propaganda farklıydı, onlara göre Irak’ta demokrasi yoktu, Şeriatçılık güçlüydü vs…
Koca Türkiye’de doğrudan Irak’ı ve Saddam’ı destekleyen, bu savaşı ABD kazanacak olursa tüm Ortadoğu’nun bir kaosa sürükleneceğini, Kürt devletinin kurulacağını, diğer ülkelerin yıkılacağını, hatta sıranın önce Suriye’ye sonra İran’a geleceğini söyleyen bir tek Türk Solu vardı.
Ve üniversitede sözde sol gruplar ve PKK bıçaklarla, sopalarla, keserlerle, döner bıçaklarıyla bize saldırıyordu.
Hürriyet gazetesi o zaman bizi Saddamcı Atatürkçülükle suçlarken, o gün Hürriyet’te ve CNN’de değil Kanal 7’de program yapan Ahmet Hakan, Amerika’ya karşı çıkan bize saldırıyordu.
İşte bu atmosferdeydik.
Kuşatılmıştık.
Yalnızdık.
Ve fırsat bu fırsat diyen bir sol vardı.
ABD Irak’ı bombalarken, bizdeki sol da mazlum bizi bulmuştu saldıracak.
…
Bu tarihi anımsamanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü dün emperyalizmin yanında ve Irak’ın karşısında olanların tümü, bugün sözde emperyalizmin karşısında ama İran’ın yanında!
Şaka gibi değil mi!
Merak etmeyin şaka değil.
Keşke şaka olsaydı ama teoride buna beşinci kol faaliyeti deniliyor.
…
Şimdi İran’a geçmeden Suriye’de duralım ve biraz da Suriye iç savaşını ve Suriye’ye yönelik Batı saldırısını inceleyelim.
Bakalım orada kim antiemperyalist tavır almış…
…
Suriye’nin Irak’tan önemli bir farkı vardı.
Suriye’de önce iç savaş çıkmış, ABD ve Batı müdahalesi ise daha sonradan gelmişti.
Dolayısıyla Irak’a saldırıdaki gibi bir toplumsal mutabakat olmadı.
İç savaş çıktığında Türkiye’de iktidar Suriye’nin karşısında konumlanınca, muhalefet Suriye’yi ve Esad’ı destekledi.
Ama bunun sebebi sadece iktidar karşıtı konum almak değildi, iktidar Sünni grupları kullandığı için muhalefet Sünni karşıtı “Alevi” Esad’ı destekliyordu.
Yani iktidar ve muhalefet mezhep temelinde karşı karşıya geliyordu.
Sonra Kobani olayları başladı ve bu defa PKK yeni bir cephe açınca iktidar ve muhalefet etnik meseleyle cepheleşti.
İlginç bir tabloydu: Sünni cephenin karşısında Alevi ve Kürt cephesi kurulmuş gibiydi.
Suriye savaşı boyunca sol muhalefet iki temel saikle Esad’ı destekledi, Alevilik ve Kürtlük.
…
Fakat Suriye’de de toplumsal bir mutabakatın ortaya çıktığı bir an yine geldi.
IŞİD ortaya çıktığında Irak’ta ve Suriye’deki ABD güçlerine savaş açmış, Kuzey Irak’taki Amerikan kuklası Kürt devletçiğine saldırmış, sonra Suriye’deki PKK unsurlarını vurmuştu.
IŞİD komşumuz olmuştu.
Peki ne oldu?
Şu an İran’ı bombalayan ABD uçakları geldi ve dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük hava operasyonu başladı. Sadece ABD değil tüm Batı koalisyonu Suriye’de ayakta tek bir sivil bina bile bırakmamacasına, yüzbinlerce sivili öldürerek, milyonlarcasını aç susuz evsiz barksız bırakarak tam 6 ay boyunca hiç durmadan havadan bombaladılar Suriye’yi.
O dönem kimse emperyalizme karşı çıkmadı!
Çünkü IŞİD öcüydü ama PKK cici.
Ayrıca ölenler Sünnilerdi.
Ama burada da kalmadı.
ABD, Suriye’de öyle bir adım attı ki solcu olan bunu asla kabul edemezdi: Suriye PKK’sı ABD’nin askeri hiyerarşisine, emir komuta zincirine dahil oldu ve onların emrinde savaşmaya başladı.
Peki sol ne yaptı?
ABD’nin emri ve komutası altında görüntüde IŞİD’e karşı savaşacak ama aslında PKK’ya yancılık, Amerika’ya askerlik yapacak sözde Marksist Leninist tugaylar oluşturdular.
Ha, bir de bunu utanmadan İspanyol faşizmine karşı savaşan Uluslararası tugaylara benzettiler.
…
Yani bizim solcular ve muhalifler Irak’ta da Suriye’de de ABD emperyalizminin yanında yer aldı hiç utanmadan.
İran’a gelene kadar Amerikancı olmaktan hiç gocunmayan bizim solculara ne oldu da birden Amerikan karşıtı oldular dersiniz?
Emperyalizm teorisini yeni mi kavradılar!?
Elbette hayır.
Onları Irak’ta ve Suriye’de Amerikancı olmaya götüren sebepler nedeniyle bugün anti Amerikancı bir politika benimsiyorlar.
İlk neden, yine Sünni düşmanlığı.
İkinci neden ise PKK’nın henüz İran için harekete geçmemiş olması.
Eğer Irak’ta ve Suriye’de olduğu gibi İran’da da PKK harekete geçmiş ve İran’a karşı savaşa girişmiş olsaydı emin olun şu anda Amerikan emperyalizmini değil Molla rejiminin ezdiği Kürtleri, idam edilen kadınları, demokrasiyi konuşuyor olacaklardı.
Haa bu arada daha savaşın başındayız ve eğer ABD Kürtleri cepheye sürerse bu gelişmeyi yaşayacağız.
Emin olun.
Peki Sünni düşmanlığı ne?
Bizim Sol için İran Şiası, tüm Şeriatçılığına ve sol düşmanlığına karşın yine de Sünni olmadığı için aşık olunan bir cellat gibidir.
İran’daki karşıdevrimi nedense devrim gibi görürler. İran’da mollaların katlettiği milyonlarca komünisti görmezden gelirler.
Ve bunu da emperyalizm karşıtlığı ile meşrulaştırmaya çalışırlar.
Ama biliyoruz ki mesele emperyalizm olsaydı, Irak’ta da, Suriye’de de aynı tavrı almaları gerekirdi.
Öyle değil mi…
…
Peki ama bu ülkede hiç Atatürkçü de mi yok?
Uğur Mumcu’nun cenazesinde attığımız “Türkiye İran olmayacak” sloganlarına ne oldu?
İran’ın katlettiği Uğur Mumcu’yu unuttuk mu?
Hadi eski defterleri açmayalım ama laik bir insan nasıl olur da İran’daki azgın ve sapkın Şeriatçılığa karşı tek bir kelime bile etmez?
Irak’a operasyon sırasında “Ne Sam ne Saddam” diyen utangaç muhalefet bile yok artık.
“Ne ABD ne İran” denildiğini duydunuz mu hiç?
Ya da “tamam emperyalizme karşıyız ama İran’daki rezil rejimi de unutmayalım” diyeni?
Evet o cılız sesler bile yok.
…
Ülkemiz gerçekten garip ve sanırım bu konuda dünyadaki tek örneğiz.
Amerika’da Amerika’nın politikalarını destekleyen de var, karşı çıkan da.
İsrail’de İsrail’in politikalarını destekleyen de var, karşı çıkan da.
İran’da İran’ın politikalarını destekleyen de var, karşı çıkan da.
Türkiye’ye gelince radikal Sünnicisinden radikal Alevicisine, sosyalistinden Antikomünistine, Türkçüsünden Kürtçüsüne, sağcısından solcusuna, Feministinden kadın düşmanlarına, laiklerden şeriatçılara, Atatürkçülerden Kemalizm düşmanlarına, Batıcılardan Doğuculara, Avrupacılardan Avrasyacılara herkes İrancı!
…
Sizce de bu garip değil mi?
Sormak gerek, bugünkü antiemperyalizm acaba neyi gizliyor?

