Son dönemde Türkiye’nin en kalabalık Nakşibendî grubu haline gelmiş olan Menzil Cemaati, iç çatışmalarla gündeme geliyordu. Cemaatin şeyhi Abdülbaki Erol ölünce, üç oğlu arasında çıkan taht kavgasının artık büyük kardeş Saki Erol ve onun liderliğindeki Serhendi Grubunun lehine sonuçlandığı görülüyor. Basına yansıyanlara göre Saki Erol, Türkiye’de durumunu sağlamlaştırdıktan sonra bir de Orta Asya gezisi yapmış, bu gezi kapsamında Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’ı ziyaret etmiş, hatta Kırgızistan’da Cumhurbaşkanı ile de görüşmüş. Ne kadar tanıdık değil mi? 2016’dan önce Fethullahçılar da böyle güçlü ve yurtdışı da dâhil olmak üzere makbuldü…
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: Acaba Fethullahçıların yerini Menzil mi dolduruyor? Gerçekte bu hiç de yeni ortaya çıkmış bir soru değil. Daha 2017’de Pusudaki Cemaatler’i yazdığımda kitabımın temel konusu buydu. Türkiye’de onlarca tarikat ve bunların yüzlerce alt kolu var ve hepsi de eline fırsat geçtiği anda aynı şeyleri yapmak için pusuda bekliyor, demiştik. Özel olarak incelediğim ve dikkat çektiğim grupların başında da Menzil geliyordu. Şimdi hep birlikte Menzil’in şaşırtıcı olmayan yükselişini izliyoruz.
Fakat Menzil’in yükselişiyle ilgili olarak üzerinde önemle durmamız gereken nokta biraz daha farklı. Bizi takip edenlerin iyi bileceği gibi, Türkiye’deki Nakşî gruplarının birkaç istisna haricinde hepsi Kürt Nakşîliğinin kurucusu olan Şeyh Halid’den tarikat kökünü alır. Yani gerçekte hepsi de Kürt Nakşîliği olan Halidiye’nin alt kollarıdır.
Fakat geçmişte Halidilerin en güçlü ve kalabalık cemaatleri İstanbul merkezli İsmailağa, İskenderpaşa ve Erenköy dergâhlarıydı. Bunların tümü de tarikat kökü itibariyle Kürt Nakşisi olsalar da şeyhleri, etkili isimleri ve müritlerinin çoğu Kürt değildi. Şeyhler genellikle Karadeniz, İç Anadolu ve biraz da Kafkas ve Balkan kökenli ailelerdendi. Fakat şeyh ailesi Kürt olan Menzil, merkezi Adıyaman Kâhta’nın Menzil köyünde bulunan bir kol olarak etnik anlamda da bir Kürt tarikatıdır. Geçmişte Kürt şeyhlerinin başında olduğu Halidi kolları (Norşin, Hizan şeyhleri gibi) Doğu ve Güneydoğu’da çok etkin olan ama bölgesel etkinin ötesine geçemeyen yapılardı. Menzil ise ülke çapında bir etki kazanmakla bu durumu değiştirmiş bulunuyor.
Yani Menzil’in egemenliği, Nakşîliğin tam anlamıyla Kürtleşmesi demektir.
Bir önemli ayrıntı da Menzil şeyhlerinin tarikat silsilesinin Suriye’deki Kürt Haznevi tarikatından kökenini alması. Haznevilerin günümüzdeki temsilcilerinin bir kısmı ise PYD-YPG ile birlikte çalışmalarıyla tanınıyor. Hatta aralarında Şeyh Mürşid Haznevi gibi “Rojava” yönetiminde görev alanlar dahi oldu. Menzil ile yakın bağları olan Haznevilerin bu konumunun değerlendirme yapılırken mutlaka göz önünde tutulması gerekir.
Gelgelelim konunun daha da ilginç ve bir o kadar da acı olan yanı, Menzil’in bu yükselişinin bundan 45-50 yıl önce MHP’nin desteğiyle olması. O dönemde “ülkücü gençlere maneviyat sağlama” adı altında Menzil’e götürülen ülkücülerin, buradan “Menzilci” olup dönmesi, Menzil’in MHP ve BBP’deki yoğun etkisi, etnik Kürt Nakşîliğinin Türk milliyetçiliği iddiasındaki partiler eliyle yükseltilmesi de üzeri öyle kolayca örtülemeyecek bir gerçektir. Bununla birlikte günümüzdeki açılım mimarı MHP’nin bu anlamda da özüne döndüğünü görmek de kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.
