Türkiye, Süleymancılar Cemaati’ne yapılan operasyonu konuşuyor. Birçok okurumuz ve dostumuz da doğal olarak bu konuda sorular sordu. Bunlar, operasyonun odağındaki Süleymancıların kim ve nasıl bir tarikat olduğu, bu olayın sebeplerinin neler olabileceği içerikli sorulardı.
Burada kısaca özetlemeye çalışacağım:
Birincisi; Süleymancılara, daha doğrusu Süleymancıların şu an Alihan Kuriş liderliğindeki ana koluna yapılan bu operasyon birkaç yıldır beklenen bir operasyondu. Zamanlamasının neden Türkiye’nin şu ortamına denk getirildiği, güncel siyasî olaylarla ve Süleymancıların bu kolunun uzun süredir iktidara oy vermemesi ile açıklanabilir. Bunun yanı sıra olayın, Süleymancıların operasyona uğrayan kolunun destek ve oy verdiği kesimlere uzanma ihtimali vardır. Önemli bazı gelişmeler beklenebilir. Kapalı kapılar ardında planlanmış başka sebepleri varsa bunlar da zaman içinde anlaşılacaktır.
İkincisi; bu operasyon, Süleymancılar Cemaati’nin tümüne birden ve onu tasfiye etmek için yapılmış bir operasyon değildir. Cemaatin sadece bir koluna yapıldı. Bu yapılırken de ona bir cemaat ya da tarikat olduğu için değil “çıkar amaçlı suç örgütü” kurdukları için yapıldığı belirtildi. Yani AKP, tarikat faaliyetlerini hedef almadı.
Süleymancıların mevcut lideri Alihan Kuriş’in akrabaları olan diğer şeyh adayları da uzun süredir zaten iktidarla birlikte olan, hatta AKP’den çeşitli dönemlerde milletvekilliği de yapmış isimler veya onların çocukları. Bunun da ötesinde, bu operasyonun yapılmasını asıl talep edenlerin de bu isimler olduğunu tahmin etmek güç değil. Ve bu operasyon sonucunda Alihan Kuriş ve çevresinin tasfiyesi gerçekleşirse cemaatin ortadan kaldırılmayacağı ama tüm maddî, manevî birikimiyle iktidara bağlı olan Süleymancı koluna devredileceğini görmek de güç değil.
Süleymancılar kimdir?
Peki, Süleymancılar kim?
Süleymancılar da Türkiye’deki birçok tarikat gibi Nakşibendîliğin kollarından biridir.
Takım elbiseli kravatlı gezdiklerine bakmayın, onlar da en az diğerleri kadar Orta Çağ’a özgü bir kafa yapısına sahiptir.
Fakat İsmail Ağa, İskenderpaşa, Erenköy, Menzil gibi adını yine çok sık duyduğumuz Nakşibendî kollarından bir farkları var. Diğerlerinin tümünün tarikat silsilesi Şeyh Halid’e uzanır ve hepsi Halidiye’nin alt kollarıdır. Bu, doğrudan doğruya Kürt Nakşîliğidir.
Süleymancılığın kurucusu olan Süleyman Hilmi Tunahan ise icazetini doğrudan doğruya Özbek bir Nakşî şeyhinden almıştır. Yani Halidiye, doğrudan Kürt Nakşisi olan büyük bir koldur, konumuz olan Süleymancılar ise köklerini az çok Orta Asya’dan almış fakat burada diğerlerinin karşısında biraz yalnız kalmış küçük bir kol sayılabilir. Az önce de belirttiğim gibi bu durum, Süleymancıların diğerlerinden daha farklı bir kafa yapısına sahip olduğu anlamına gelmez. İdeolojik olarak Süleymancılar da Orta Çağcı ve Kürt İslamcıdır ancak tarikat silsilesi olarak Kürt İslamcı değillerdir. Bu da diğerleri ile aralarının geçmişten beri açık olmasını izah ederken dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.
Daha önce Menzil Cemaati’nin Nakşîlikte son dönemde kurduğu hâkimiyetini irdelerken şunun üzerinde durmuştuk: Artık Kürt Nakşîliğinde yani Halidiye’de İsmailağa, İskenderpaşa, Erenköy gibi İç Anadolulu, Karadenizli ya da Kafkas kökenli şeyhlerin yönettiği kollar değil, doğrudan etnik olarak Kürt olan bir cemaatin hâkimiyeti söz konusu olacak demiştik. Süleymancılara yapılan bu operasyonu, Süleymancıların iktidara yakın olmayan kolunun tasfiyesi ve cemaatin iktidar bağlısı olan kola devredilmesi olarak okumamız gerektiği gibi, Türkiye’deki tarikatlar camiasının bir adım daha etnik olarak Kürtleştirilmesi olarak da okumak lazım.
Özet olarak, daha önce yaptığımız uyarıyı altını çizerek tekrarlayalım: Bu iktidar, herhangi bir cemaati, tarikatı ya da genel anlamıyla tarikatlar sistemini tasfiye etmez, edemez. Bu, doğasına aykırıdır. Ancak onu kendi siyasi çizgisine uygun halde yeniden dizayn edebilir.
Dolayısıyla ben hiçbir okuruma veya dostuma, bu tasfiyelerden, bu operasyonlardan bir şey beklemesini önermem. Sadece olayı doğru okumak, teşhis ve tahlil etmek açısından bu söylediklerimin üzerinde durmalarını, daha çok merak edenlerin, ilgi duyanların tarikatlar, cemaatler ve bunların etnikçilikle harmanlanmış Cumhuriyet karşıtı ideolojisini ele aldığım üç kitabı; Türk Siyasetinde Kürt İslamcılar, Pusudaki Cemaatler ile Yüzyıl Savaşları-Cumhuriyet ve Tarikat’ı okumalarını öneririm.

