PKK, bu hafta sonu gelmiş geçmiş en büyük gövde gösterisini yapmaya hazırlanıyor. Her zamanki “barış, demokrasi, özgürlük” demagojileriyle sahaya indiler ve İstanbul başta olmak üzere tüm büyük şehirlerde üzerinde Apo’nun resimleri olan bildiriler ve afişlerle çalışmaya başladılar.
Teröristbaşı Apo’nun serbest bırakılması için yapacakları mitinglerin temasını “Özgür Önderlik Demokratik Toplum” olarak tanımlıyorlar. PKK’nın garip şifreli diline alışık olanlar “Özgür önderlik”le serbest bırakılmış ve Bahçeli’nin isteğiyle TBMM’de konuşan, siyaset yapan Apo olduğunu anlamıştır bile. Tabii ki “demokratik toplum” denilen şey de Türksüzleştirilmiş ve bölünmüş Türkiye’den başka bir şey değil.
DEM Parti’nin açıkladığı programa göre 27 Haziran Cumartesi günü Mersin ve Van’da; 28 Haziran Pazar günü ise İstanbul ve Diyarbakır’da PKK alanlarda olacak. Bu gövde gösterisi için bu illerin seçilmesi de elbette tesadüf değil. PKK’ya göre Diyarbakır ve Van zaten “Kürdistan”! Fakat iş bununla da bitmiyor. PKK’nın tezi, “Güneydoğu zaten bizim ama artık Türkiye’nin geri kalanı da bizim. İstanbul ve Mersin ise en büyük Kürt şehirleri” şeklinde. Geçtiğimiz gün Amedspor bayrağının İstanbul’da köprüye asılmasının anlamının da bu mesajın verilmesi olduğunu belirtmiştim. Kürt ırkçılığı artık sadece ülkeyi bölmek istemiyor. Ülkenin tümünün peşinde…
Bildiğiniz gibi tüm bu “Serbest Apo ve Genişletilmiş Büyük Kürdistan” mitingi hazırlıkları hiçbir müdahaleyle karşılaşmadan, hatta daha doğrusunu söylemek gerekirse açılım çerçevesinden iktidar ortakları AKP ve MHP’nin himayesinde sürüyor.
Fakat diğer taraftan yaklaşan NATO toplantısı için ülkenin altı üstüne getiriliyor. NATO’yu protesto etme ihtimali görülenler çok geniş bir yelpaze dâhilinde gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. İşin daha da tuhaf yanı DEM Parti bu gözaltıları ve tutuklamaları sözde eleştirirken, üzerine gelinen sol çevreler de tutup DEM Parti’ye ya da iktidara “bu nasıl bir çifte standart?” sorusunu yöneltemiyor.
Neden biliyor musunuz?
Kürtçülerin ne yapsalar haklı olacakları ön kabulü bu tip solcularımızın skolastik enternasyonalci ve maalesef anti-Türk beyinlerine ve ruhlarına o kadar derin işlemiştir ki bu gibi sorular hiçbirinin aklına bile gelmez, gelemez.
Düşük ihtimal ama gelen olursa da hemen tövbe istiğfar edip iman tazeler…
Bu hafta sonu olacaklar tarihimizde muhtemelen bir kırılma noktası yaratacak. Türk de sol da uyanmalı ve kendine gelmeli. Türk ve sol, Türk Solu olarak dirilmeli…
