No Result
View All Result

CHP’nin Kürtçülerle Stockholm Sendromu ilişkisi

Kaya ATABERK by Kaya ATABERK
30 Temmuz 2025
in GÜNLÜK
0
CHP’nin Kürtçülerle Stockholm Sendromu ilişkisi

Son günlerde siyaset kamuoyunun en çok tartıştığı konu, CHP’nin ihanet komisyonuna girip girmeyeceği. Ortada AKP, MHP, PKK üçlüsü tarafından oluşturulmuş bir koalisyon var. Bundan Türkiye’nin ve Türklerin göreceği zararları zaten defalarca yazdık çizdik. Ancak bu ittifakın en çok zarar verdiği, doğrudan esir aldığı ve tasfiye ettiği siyasi gücün CHP olması da altının çizilmesi gereken bir gerçek.

Bu ihanet koalisyonu, CHP’yi tasfiye etmeden ya da “hizaya getirmeden” yol alamayacağının bilincindeydi. Bu nedenle Apo açılımını başlatmadan önce CHP’nin elini kolunu bağlayacak hamleleri zaten yapmışlardı. İşin daha da ilginci bu hamlelerin yapılacağını Biz Türk Solu olarak çok daha öncesinden tespit edip uyarmıştık.

AKP, MHP ve Dem Parti, CHP’ye “Kent Uzlaşısı” üzerinden bir kumpas kuruyordu. Uzun uzun tekrarlamaya gerek yok. Süreç içerisinde Türk Solu’nun ve başyazarımız Gökçe Fırat’ın bu tespit ve uyarılarının ne kadar doğru ve yerinde olduğu zaten ortaya çıktı. Özellikle dün itibariyle CHP operasyonlarının esas kışkırtıcısı olan Aziz İhsan Aktaş’ın kimliğinin de ortaya çıkmasıyla kumpasın nasıl kurulduğu netleşti. Kışkırtıcı ve itirafçı Aziz İhsan Aktaş, doğrudan Apo’nun İmralı’daki yardımcısı konumunda bulunan ve geçen gün tahliye edilen Veysel Aktaş’ın amca oğluydu!

Bu tip adamlarla CHP’nin ne işi olabilir? Görünen o ki CHP’ye çok büyük ve en tepeden kurulan bir kumpas var. Böyle bir tezgâh, içinde AKP, PKK, Apo’nun kendisi, MHP ve hatta MİT ve benzeri güçler olmadan kurulamaz. Yani artık tablo çok daha açık ve nettir.

Ama bunlar olurken dün CHP yönetimi ve Özgür Özel hâlâ “komisyona girelim mi, girmeyelim mi”, “komisyonun yapısı nasıl olursa iyi olur” gibi tartışmalar içerisindeydi. Hatta CHP Parti sözcüsü, “Komisyonu öneren zaten biziz, bu komisyonda olmamamız saçma olur” bile dedi. Kısacası kendisine kumpas kuran esas gücün Dem Parti olduğunu bilmesine rağmen CHP halen Kürtçülerle, Dem Parti ile iyi geçinme derdinde.

CHP’lilerden bu tavrı bilerek devam ettiren varsa –ki olduğu açık- onların zaten CHP’li falan değil doğrudan bu sürecin ve kumpasın görevlisi olduğunu baştan belirtelim. Ama görevli olmayıp hâlâ akıllanmayanlar için de söylenecek sözlerimiz olmalı.

Onların durumunun psikolojide çoğumuzun bildiği bir adı var: Stockholm sendromu. Rehin alınanlar, eziyet görenler bir süre sonra kendisini rehin alanlara, eziyet edenlere karşı sempati beslemeye, hatta aşk duymaya başlarlar. CHP’lilerin Dem Parti ve Kürtçüler karşısındaki konumu tam bir Stockholm sendromu örneğidir. Politik psikoloji literatürüne girmeye adaydır.

Dem Parti çok önceden AKP ve MHP ile anlaşmış, CHP’ye bu kumpası kurmuş… “Olsun canım, yine de onlar mağdur… Yapabilirler…” Kent uzlaşısı adı verilen yapılanmanın en tepesindeki isimlerden tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, ne hikmetse MHP Genel Başkan Yardımcısı Fetih Yıldız’dan övgüler almış. Anlaşılan, bu isimler kent uzlaşısını CHP ile değil AKP ve MHP ile yapmışlar ama olsun… “Yine de onlar haklı. Hiç Kürtlerin böyle bir şey yapacağı yapabileceği söylenir mi? Yoksa ırkçı, faşist misiniz?”

CHP’nin ve özellikle de Özgür Özel’in temel sloganı, “Kürtler her zaman mağdurdur, ne yapsalar haklarıdır. Biz de ne yaparlarsa yapsınlar onlara aşk duymaya devam edeceğiz” şeklinde.

Bugünkü ihanet koalisyonunun aktörleri olan AKP, MHP ve PKK asıl pasifize edilmesi gerekenin CHP ve onun da ötesinde CHP’nin Atatürkçü, ulusalcı kitlesi olduğunu çok iyi biliyordu. Bu kitle, sürece Türkiye’nin bölünmesine, Apo’nun salıverilmesine karşı tepki koyamazsa süreç rahatça ilerlerdi. Tüm plan ve kumpas buna göre kuruldu ve uygulandı. Ancak bu süreçte kumpasçıların en yakın müttefiki doğrudan doğruya CHP yöneticilerinin Kürtler ve Kürtçülerle aralarındaki Stockholm Sendromu ilişkisi oldu. Bu sendrom, CHP’ye de Türkiye’ye de AKP’nin, MHP’nin ya da PKK’nın veremeyeceği kadar zarar vermiştir.

CHP’nin bugünkü konumu, Atatürkçü, ulus devletçi ve Türk milliyetçisi olmadan, bu ihanete karşı çıkmadan solcu da muhalif de olunamayacağını hatta politika yapılamayacağını kanıtlıyor. Bu, solun geneli için geçerli olmakla beraber ambleminde halen Altı Ok taşıyan CHP için çok daha geçerli.

CHP yöneticileri gün gelir akıllanır ve bu Stockholm sendromundan kurtulur mu? Açıkçası onlar açısından çok ümitli değilim. Ama Atatürkçü, ulusalcı kitlenin bu sendromdan uzak tutulması, buna karşı uyarılması, gerçek ideolojisine, değerlerine ve politikasına yeniden kavuşturulması en büyük görevdir. Bu ulusal sola, Türk Solu’na Türkiye’nin neden ihtiyacı olduğunu gösterir.

CHP’nin Stockholm Sendromu engel olsa da Türkiye’nin bu en önemli kitlesinin, “Ne mutlu Türküm diyene” sloganıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne ve Türklüğe sahip çıkmaya devam etmesini sağlamalıyız.

Previous Post

AKP-MHP-DEM İttifakına CHP de mi katılıyor?

Next Post

Rezalet: CHP, ihanet komisyonuna katılıyor!

Next Post
Rezalet: CHP, ihanet komisyonuna katılıyor!

Rezalet: CHP, ihanet komisyonuna katılıyor!

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.