Türkiye’nin yakın tarihinde Süleyman Demirel, yalnızca bir siyasetçi değil, aynı zamanda kalkınma hamlelerinin sembol isimlerinden biridir. Onun döneminde yapılan barajlar, enerji yatırımları, demir-çelik ve alüminyum tesisleri Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı açısından tarihî öneme sahipti.
Bir ülkenin gerçek bağımsızlığı yalnızca askerî güçle değil, ekonomik üretim kapasitesiyle mümkündür. İşte Demirel dönemindeki ağır sanayi hamleleri tam da bunu hedefliyordu.
Türkiye kendi elektriğini üretsin, kendi sanayisini kursun, dışa bağımlılığı azalsın isteniyordu. Özellikle Sovyetler Birliği ile geliştirilen bazı sanayi iş birlikleri Batı’da dikkatle takip edildi. Çünkü Türkiye’nin tamamen Batı’ya bağımlı olmadan kalkınabilmesi bazı küresel çevreleri rahatsız ediyordu.
Belki de bu yüzden Demirel siyasette sürekli darbeler, muhtıralar ve müdahalelerle karşı karşıya kaldı. “6 kere gidip 7 kere gelmesi” aslında millet iradesiyle vesayet sistemi arasındaki mücadelenin özetiydi.
Bir tarafta sandık vardı, diğer tarafta ise sistemin görünmeyen güç odakları.
Türkiye’nin her kalkınma hamlesinde ekonomik krizler, siyasi operasyonlar veya toplumsal çatışmaların devreye girmesi tesadüf olarak görülebilir mi?
Bugün bile yerli üretim, enerji bağımsızlığı ve savunma sanayi konularında yaşanan tartışmalar bize aynı mücadelelerin farklı biçimlerde sürdüğünü göstermektedir.
Ali AÇIK
Emekli akademisyen
Siyaset Bilimi uzmanı
