Bugün 6 Mayıs. Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in idamlarının yıldönümü.
Deniz’leri saygıyla anıyorum.
Deniz Gezmiş’in sansürlenen mektubunu bilmiyor muydunuz?
Gelin bu sansürü birlikte delelim…
Bu mektup sayesinde gerçek Deniz’le tanışacaksınız.
Önce mektubun öyküsü…
Yıl 1971… Aylardan Ocak…
12 Mart’a giden günler… 68’in liderlerinden Deniz Gezmiş, eylemleri nedeniyle tüm Türkiye’de aranmaktadır.
Deniz’in babası Cemil Gezmiş, oğlunun öldürüleceğinden endişe ederek Cumhuriyet gazetesinde bir açık mektup yayınlar. Ve Deniz’e teslim ol çağrısı yapar.
O sırada ODTÜ’de saklanmakta olan Deniz, bu çağrıyı elbette kabul etmez. Gazeteci Ergin Konuksever’e ulaşır ve babasına yanıtını iletir. Deniz’in babasına mektubu 29 Ocak 1971’de Cumhuriyet’te yayınlanır.
Mektup şöyle:
“Baba;
Sana her zaman müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni. Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim.
Baba,
Biz Türkiye’nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız. Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlanacağız da.Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşında olduğu gibi. Ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onları.
Düşün baba,
Bugünkü hükümet, işini gücünü bırakmış bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda. Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmışlar. Ve tarih önünde hüküm giymiş durumdalar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız.
Ya vatan ya ölüm!”
Deniz’i seviyor olabilirsiniz…
Ya da Deniz’i bir “terörist” olarak görüyor olabilirsiniz…
Hangi tarafta olursanız olun, eminim, çoğunuz bu mektubu hiç görmedi. Çünkü bu mektup Deniz’in, daha doğrusu Deniz’lerin, 68’in Atatürkçü kimliğinin bir kanıtıdır.
Bu, gizli bir mektup değil. Hatta Deniz’in en çok önem verdiği metinlerden. O kadar ki, aranıyor olmasına rağmen yakalanma riskine girip mektubu gazeteye ulaştırmış.
Bu, sansürlenmiş bir mektup…
İki kesim bu sansürde birleşmiş.
Bir kesim, kimi sözde Deniz Gezmiş taraftarları…. Sonradan Kürtçü olup ABD’nin kucağına oturanlar…
Diğeri ise 12 Mart’ta zaten Amerika’nın kucağında olanlar: Deniz’i idam edenler…
Deniz’in, Mahir’in ve genel olarak 68’in Atatürkçü kimliğini gizlemek, bir Amerikan projesidir.
Çünkü en çok korktukları şey, bu ülkede solculukla Atatürkçülüğün buluşmasıdır.
Çünkü bu topraklarda Atatürkçülük, aranılan sosyalizmin ta kendisidir.
Deniz’lerin bu kadar sevilmesinin sırrı da budur.
Gelin bu Amerikancı, Kürtçü, gerici sansürü birlikte kıralım. Bu mektubu yaygınlaştıralım. Ve Amerika’nın en büyük korkusunu gerçek kılalım: Atatürkçülükle solculuğu buluşturalım.
68’de olduğu gibi…
Deniz’lerin yaptığı gibi…
