No Result
View All Result

Fenerbahçe ve komisyon üzerinden rejimin yeni atakları

Mutlu YILMAZ by Mutlu YILMAZ
1 Ağustos 2025
in GÜNLÜK
0
Fenerbahçe ve komisyon üzerinden rejimin yeni atakları

“Ali İsmail Korkmaz Fenerbahçe yıkılmaz…”

Bu öylesine etkileyici bir slogandır ki, yüklediği o manevî havayı bozmamak ve evvelce gidenleri incitmemek adına kelimelerimi özenle seçerek yazmaya çalışacağım.

3 Temmuz 2011’deki operasyonlarla çökmeyen Fenerbahçe bugün çok daha büyük bir saldırı altındadır, zira onun üzerinden tezgahlanan daha büyük bir oyun var:

Kamuoyunun ihanet açılımına ısındırılması, süreci normalleştirmesi ve anomalinin içselleştirilmesi..

Amerika Birleşik Devletleri’nde “Yunan yoğurdu” satarak zengin olmuş bir adamın çoban olduğu günlerden esinlenerek “Chobani” adını verdiği markasıyla koskoca bir kulübe sponsor olması ihanet planının bir adımı olmasının yanında apaçık bir provokasyondur. Lafı sağa sola çekmesinler ve kimseyi de aptal yerine koymasınlar lütfen! O ismin orada üstelik mevcut siyasi atmosferde neyi çağrıştırdığının herkes farkında. Koç mudur kuzu mudur, bir de kalkıp tesisin adının “Chobani Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi” olduğuna vurgu yaparak bu düşüklüğüne kılıf arıyor utanmadan. Tabii biz bu düşüklüğün doğrudan siyasetteki versiyonunu da iyi biliyoruz.

Neydi o?

“Türkiye, Türk-Kürt-Arap bilmem ne Cumhuriyeti…”

Yani pörtlemiş Lübnan modelinin yeni sürümü. Tam bir çorba!

Hiç kuşkunuz olmasın bu tür yapılar yıkılmaya meyyal yapılardır. Normal zamanda üç paralık kıytırık adamların transferi yüzünden ya da alınan mağlubiyetleri bahane ederek kulüp binasını basan taraftarların bu son gelişme karşısında stadı başlarına yıkmaları lazımdı. Ama sanırım o mevziler de çoktan kaybedilmiş.

Paranın gücü ve siyaset sınıfının zorbalığı.

Yani havuç ve sopa..

Sonuç; Faşizm!

Bunları niçin söylüyorum? Her şeyden önce Fenerbahçe’yi rejime karşı direnişin önemli bir sembolü olarak gördüğüm için pek tabii. Ve sanırım böyle bir eleştiride bulunmak için koyu Fenerbahçe taraftarı olmam da gerekmiyor. Şayet siz mübalağa ettiğimi ya da böyle bir hakka sahip olmadığımı düşünüyorsanız, bağışlayınız ve buraya kadarki kısmı dikkate almayınız.

Ancak unutmayınız; Futbol sadece bir ayaktopu oyunundan ibaret değildir.

***

Rejimin yeni yollar arayarak türlü taktiklerle yeniden atağa kalktığı şu son günlerde nasıl bir duruş sergilenmelidir?

Bu bağlamda Cumhuriyet Halk Partisi’nin öteden beri yaşadığı ideolojik kafa karışıklığının da etkisiyle maalesef yeniden ciddi bir yanılgıya düştüğünü gözlemlemekteyiz. Perde arkasındaki bir takım siyasi şantajların da burada etken olduğu söylenebilir ancak bu hiçbir biçimde sonucu değiştirmez. Rejim kendi kaderini ülkenin kaderine bağlamış ve topyekûn bir çöküşü millete yaşatmaktadır. Öyle ki, ortalık yangın yeri ama Rejim (merkezi idare) ve Ana Muhalefet (yerel idareler) birbirlerini suçlamaktadır. Çok hazin bir yıkılış öyküsüdür bu. Bir memleket nasıl mahvolur buna tanıklık etmekteyiz.

Öte yandan, Cumhuriyet Halk Partisi kendince ilkesel hareket ediyor ama korkunç bir açmaza girmiş bulunmakta. Önceki yazılarımda, sürmekte olan bu “ahlaksız ameliyatın” bir komplikasyon ortaya çıkaracağını ve tüm cerahatin bu işlerin faillerinin üzerine kusulacağını belirtmiştim. Çünkü yıllar içerisinde icra edilen her türlü gerici ve bölücü faaliyetlere rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslaşma sürecinde çok önemli aşamalar kaydettiği ortadadır. Ultra enternasyonalci vatansız sol ve aşırı sağcı fraksiyonlar bu gerçeği görmek istemiyor olabilirler fakat olgunlaşmış ve görece sağlıklı bir aksam üzerinde ısrarla yapılmak istenen ameliyatın zararlı sonuçlarına herkes hazır olmalı. Korkarım diğerleri gibi Cumhuriyet Halk Partisi de o kusmuktan payına düşeni alacaktır.

Aslında bakacak olursanız Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkesel hareket ettiği de su götürür bir iddiadır. Neticede partinin aldığı bu son karar, sosyal demokrat olduğu iddiasındaki bir partinin mutlak faşist bir rejimle uzlaşarak siyaset üretme çabasıdır. Burada bir ilke ya da ilkesellikten söz etmek pek tutarlı sayılmaz. Elma yemek istiyorsanız elma ağacını kendiniz bulmalıydınız, şeytanın ikramını kabul etmemeliydiniz. Demokratikleşme anlamında onlarca tezat öylece duruyorken rehineleri ve partiyi kurtarma çabası şeklinde algılanacak bu yaklaşıma halkın da muhakkak bir cevabı olacaktır. Tehdidin boyutu ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi’nin buradaki savı hatalıdır.

Rejim, parayla ve yeri geldiğinde tehditle adam satın aldığı, kurum ve kuruluşları en tepeden baskı altında tuttuğu müddetçe bu fetret devrinden çıkamayız. Siyaset öylesine tıkanmış ve ortam öylesine kokuşmuş bir halde ki, resetleme dışında bir çıkış yolu görünmüyor. Rejim partilerine can suyu olacak hamleler ise bu tıkanıklığa çözüm getirmekten çok uzak, hatta foseptiği geri teptirecek hamlelerdir. Gerçi henüz her şey bitmiş sayılmaz. Bakalım Cumhuriyet Halk Partisi bu sefer şapkadan tavşan çıkarabilecek mi? Bir çoğunuz gibi ben de merakla bekliyorum.

Siyaset çoğu zaman midenizin kaldıramayacağı şeyleri kaldırır. Üzülerek belirtmeliyim ki, şartların iğrençliğiyle orantılı biçimde bugünün Türkiye’si için de bu fazlasıyla geçerlidir. Yine Cumhuriyet Halk Partisi açısından ifade edecek olursak; Ulus devlete kasteden ve ülke hayrına bir karar alması mümkün olmayan bu komisyona madem bir tarafından bulaştılar, bu saatten sonra yapılacak tek şey onları içeriden sabote edip krizleriyle baş başa bırakmaktır.

Günü geldiğinde o krizi halk çözer.

Previous Post

Orman yangınları, ülke yıkımını imliyor…

Next Post

CHP’nin komisyona gönderdiği Kürtçüler

Next Post
CHP’nin komisyona gönderdiği Kürtçüler

CHP’nin komisyona gönderdiği Kürtçüler

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.