No Result
View All Result

Halkı “yumuşatıp, normalleştirip”
sonra da direnişe çağıran lider: Özgür Özel

Ali ÖZSOY by Ali ÖZSOY
20 Ocak 2025
in GÜNLÜK
0
Halkı “yumuşatıp, normalleştirip” sonra da direnişe çağıran lider: Özgür Özel

31 Mart’ta CHP 1977’den beri ilk kez bir seçim zaferi kazandı. Özgür Özel ise kendi partisini birinci parti yapan halka, “bunu sarı kart sayalım”, “normalleşelim”, “yumuşayalım”, “müzakere edelim” çağrısı yapmıştı. Bu iş neye yaradı? Sadece AKP-MHP-DEM arasındaki müzakerelerin sorunsuz ilerlemesine ve AKP’nin yeni bir iktidar bloğuyla inisiyatifi ele geçirmesine… Yani yumuşama AKP ve DEM için isteniyordu. Halkın sırtındaki 22 yıllık rejimin sertliğinde hiçbir değişiklik olmadı.

“Normalleşme, yumuşama” aşamasını başarı ile yürüten muhalefet “lider”i, şimdi aynı milyonları belediye önlerinde direnişe, mücadeleye çağırıyor. Sarı öküz hikayeleri anlatıyor.

Saray’ın Özgür Özel’i yeniden “yumuşatmasının” çok zor olmadığını düşünüyorum. Bir iki Kürtçü açılım yaparlar, Bahçeli “Apo, Mapo” der; Özel yine “tarihin doğru tarafında olacağım”, “engel olan olamam” diye pamuk helvası kıvamına gelir.

Halk direnişe geçer. Herkesi de direniş sürprizleri şaşırtmayı bilir. Tarih, özellikle de Türk tarihi, bunun sayısız örnekleriyle bezelidir. Ancak halk nasıl, kimle, ne sebeple sokağa ineceğini kendi seçer. Bunun Özgür Özel’in çağrısı ile olacağını da hiç sanmıyoruz.

Özgür Özel’in “demokrasi kahramanı” ilan ettiği Ahmet Türk, öbür hafta Saray’ın, MHP’nin kapısında ricacılık yapmaya başladı. Şimdi bir düşünün. Bunların çağrısıyla halk meydanlara akar mı direniş için? Direnelim direnmesine de ne için? Sizin “müzakereleriniz” için mi? Eliniz güçlü olsun diye mi?

Özgür Özel, çok kritik bir manipülasyona hizmet etti. AKP’nin en zor günlerinde, 22 yıldır ilk kez resmi sonuçlara göre dahi ikinci parti konumuna düştüğü anda bu “sarı kart sayınsın, şimdi normalleşelim” diyerek parlamenter muhalefeti felç etti. Şimdi de halkı “sokağa çağırıyor.” Halk ise çağrıldığı yerin sokak değil bulanık su olduğunu görüyor ve “direnişe” katılmıyor. Acaba bu sefer de amaç sokak muhalefetini felç etmek mi? “Bakın biz herkesi direnişi çağırdık ama insanların üzerinde ölü toprağı var” demek mi?

Özel, AKP-PKK müzakerelerini biliyordu. Saraya geç işaret verdi. Altı ay hiçbir şey yapmadan ziyaretler yaptı, el sıkıştı.  Sarayın yemeği pişince de, “oy kaygısı ile muhalefet yapmayız, tarihin yanlış tarafında durmayacağız” diyerek yeni AKP-MHP-DEM koalisyonuna fiili güvenoyu verdi. Şimdi ise bu sürece tek itirazı “şeffaf değilsiniz” yani “bizi niye dışlıyorsunuz”.

Şimdi CHP liderliğine bir soru: PKK ve DEM’in, AKP ve MHP ile “açılım” yürütmesi, daha doğrusu yeni bir koalisyon kurması için bu kadar büyük desteğiniz var. O zaman belediye ekonomisiyle kurmaya çalıştığınız “Kent Uzlaşısının” çökeceğini tahmin edemediniz mi? Yani herkes bir arada yürüyemez ki. DEM, AKP ile iş tutabileceğini anlayınca, sizi kullanmayı bıraktı. CHP’nin de bu işten bir politik rantı olacaksa bile, bu rant yine AKP ve MHP’nin cebine aktı.

Çok basit bir soru daha. Mardin’de Ahmet Türk’ün dizinin dibine gittiniz. Tuncer isimli Kürt faşisti, CHP Genel Başkanının yanında Atatürk’e hakaret etti. “Kürt ağası”nın misafirperverliğini (!) tattınız. Peki, kendisi Beşiktaş’a geldi mi? Demokrasi kahramanınız bir günde Tayyip’in, Bahçeli’nin barış kahramanı oldu. Bahçeli’nin ifadesiyle “itibarlı Kürt ağası Ahmet Türk” kimliğine büründü. Atatürk’e ettirdiğiniz hakaretlere değdi mi?

Bir “sarı kart” gösteriyor, halka bekle diyor. Bir “kırmızı kart” gösteriyor halka meydana gel diyor. Sen kendini trafik lambası halkı da araba mı sanıyorsun? Yumuşayacak mısın, sertleşecek misin bir karar ver!

CHP’ye çağrı. Halkla yürüyecekseniz, halkla direneceksiniz, halkı sokağa çağıracaksanız, adam gibi halkla siyaset yapın. Saray-MİT kulislerinden, koridorlarından çıkın. Aksi takdirde “biz sokağa çağırdık niye gelmediniz demek” yok.

Yok, Ahmet Türk, Tayyip, Bahçeli, Apo, Selahattin, Tuncer, Pervin, Kalın bilmem ne ile yürüyeceksiniz, el sıkma ayinleri ile kulis siyaseti yapacaksanız… Gidin Ankara’ya “müzakerenizi” yapın Rıza Akpolat için. Mücadeleyi de halkı da kendi haline bırakın.

Previous Post

Teğmenler tekrar haykırdı: Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!

Next Post

Cübbeli’nin Türk düşmanlığı ve Şeriatçının Arapçılığının anlamı

Next Post
Cübbeli’nin Türk düşmanlığı ve Şeriatçının Arapçılığının anlamı

Cübbeli'nin Türk düşmanlığı ve Şeriatçının Arapçılığının anlamı

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.