Bu topraklarda bir zamanlar halk, saraydan korkardı.
Bugün saray halktan korkuyor, ama muhalefet saraya hayran.
AKP, bir dönemin Düyun-u Umumiye’sini hatırlatıyor:
Ekonomiyi dışa bağımlı hâle getirdi, borcu kalkınma sanıyor.
“Yatırım” adı altında ülkenin kaynaklarını küresel sermayeye açıyor.
Oysa halk, borçla değil üretimle ayağa kalkar.
Ve bu ülke, Tanzimat izleriyle değil, devrim izleriyle büyür.
CHP’ye bakalım.
Atatürk’ün kurduğu parti ama ne gariptir ki, onun en çok susacağı partiye dönüştü.
Nutuk’tan slogan devşirip, içerikten kaçan bu yapı;
1920’lerin halkçı ruhunu değil, 1940’ların bürokratik nobranlığını taşıyor.
Ve bugün yeniden o tek tipçi, yukarıdan bakan “şapka giydirme” zihniyetiyle halktan oy istiyorlar.
MHP mi?
Bir zamanlar Alparslan Türkeş’in “tam bağımsız Türkiye” hayali vardı.
Bugün ise iktidarın yedeğine dönüşmüş, “idare-i maslahatçı” bir yapıya dönüştü.
Ülkü dediği şey, devletin yan kolu olana kadar sürdü. Sonrası sessizlik.
İYİ Parti?
İttihatçılığa özenen ama Teşkilat-ı Mahsusa’ya değil, PR ajanslarına danışan bir ruh hâli…
“Merkez” dediler ama merkezde halk yoktu, sadece merkez bankası vardı.
HDP/YSP?
Demokrasiyi sadece kendi etnik kabuğuna sıkıştırdı.
Halkçı değil, etnikçi.
Birleştirici değil, ayrıştırıcı.
Ortak vatandan çok ortak taleplerin pazarlığıyla meşgul.
DEVA, Gelecek, Saadet?
Siyasi haritanın yeniden “Hürriyet ve İtilaf” partileri gibi…
Eski düzenin figürleri, yeniden karşımıza “reformcu” diye çıkıyor.
Ama millet artık takvim değil, değişim istiyor.
Yani bu halkın karşısına çıkan her parti ya maskeli ya taklitçi.
Hepsi konuşuyor ama kimse bedel ödemiyor.
Hepsi vaat ediyor ama kimse mücadele etmiyor.
Hepsi halkın adını kullanıyor ama halkın yanına hiç uğramıyor.
O zaman soru basit:
Bu ülkeyi kim kurtaracak?
Artık bu halk ne sağcıyı istiyor, ne solcu görünümlü liberali.
Ne bir yandaşı, ne bir danışmanı.
Ne AB sevdalısını, ne saray hayranını.
Bu halk, kendisine benzeyen birini istiyor.
Bu halk, kendi içinden çıkan bir hareket istiyor.
Bu halk artık bir Ulusal Parti istiyor.
Ulusal ama ırkçı değil.
Atatürkçü ama sahte rozetçi değil.
Laik ama halkın inancına saygılı.
Solcu ama halktan kaçan değil.
Milliyetçi ama savaş makinesi değil.
Gerçek, yerli, cesur, halkın içinden çıkan bir parti.
Çünkü bu halk artık sadece oy vermek değil,
Kendi kaderine el koymak istiyor.
Ve bu kaderi ancak bir Ulusal Parti taşır.
Ey halk, seni kandıranlara değil, seni anlayanlara yönel.
Çünkü bu kez sadece partiler değil,
Sen değişeceksin.
Instagram: @entelaktor.kitap

