Her kafadan bir ses çıkıyor ancak bir yılı aşkın süredir Türkiye’nin gündeminde zorla tutulmaya çalışılan sürecin, en başından beri Suriye’deki değişimin ama daha genel bakışla bölgedeki yeni jeopolitik denklemin etkisinde ortaya çıktığı ve o düzlemde ilerlediği kesinlikle gözlerden kaçırılmamalıdır.
O halde bu süreç için daha doğru tabir “Yeni Türkiye ve Orta Doğu Planı” olmalı. Evet, böyle tabir “Terörsüz Türkiye” ya da “Demokratikleşme Süreci” gibi eğreti duran tabirlere nazaran durumu daha iyi açıklamaktadır.
Dikkat edilirse taraflar arasında kullanılan dil de tamamen birbiriyle uyumsuz. DEM Parti grubu ve örgüt süreci Kürtçülük ya da Kürdistan değil, bir demokratikleşme süreci olarak tanımlarken çözüm olarak Apocu doktrinleri gösteriyor; bunun yalnızca Türkiye halkları için değil tüm Orta Doğu için en makul seçenek olduğunu savunuyorlar.
Oysa muhatapları bir taraftan sırf kazanma ihtimali çok kuvvetli olduğu için en zırva iddialarla rakip partinin adayını tutsak ediyor, diğer taraftan dokuz yıldır adeta intikam alırcasına içeride tuttuğu bir başka siyasi lideri AİHM‘in bağlayıcı kararına rağmen halen serbest bırakmıyor. Siz bunlara dün Fatih Altaylı’nın davasında çıkan kararı ve diğer rezaletleri de ekleyin, bu liste uzar gider.
Şimdi böyle bir rejimin demokratik açılım yapma ihtimali çölde bir kutup ayısı ile karşılaşma ihtimalinden bile daha düşük. İşte burada çok açık bir çaresizlik durumu söz konusudur.
Rejimin durumu ise daha komik ve aslında milletin bütünü adına oldukça vahim:
Yurt genelinde ciddi bir eylem olmamasına ve örgütün silah bırakma kararına rağmen “Terörsüz Türkiye” söylemiyle siyaset yürütmek(!) çelişkili ve aslında başka gerçekleri örtmeye yönelik bir söylem. “Suriye’de ve daha önce Irak’ta yanlışlar yaptık. Meğer ilk düğmeyi yanlış iliklemişiz” diye itirafta bulunacak halleri yoktu elbette.
Pan-Kürdist akımlar özellikle Rojava’daki direniş sayesinde çok ciddi kazanımlar elde etti. Dolayısıyla işler artık Öcalan’ın boyunu aşmış durumda. Bunu görmezden gelip MİT destekli Öcalan direktiflerinin bölge siyasetini yeniden şekillendirmesini beklemek ham hayaldir.
Kürt Uluslaşma Süreci’ni daha esaslı biçimde ele alan Pan-Kürdist akımlar nezdinde genel görüş Öcalan’ın bir düşkün hatta bir hain olduğu yönündedir.
Hepsi bir yana Öcalan Türkiye’de ne kadar güçlü orası bile tartışmalıdır. Türkiye’de halkın özellikle de Kürtlerin iradesini yok saymaya çalışanların gözünde Öcalan oldukça etkili bir figür olabilir ama son birkaç seçimde görüldü ki, Öcalan ne istediyse halk tersini yaptı. Çünkü herkes olan bitenin farkında ve stratejik oy kullanmasını da biliyor.
Öyle soruya böyle cevap
Halka soruyorlar:
Terörsüz Türkiye’yi destekliyor musun?
“Evet” cevabı verenler %65’ler mertebesinde çıkıyor. Elbette ben de böyle bir soruya “Evet” yanıtını veriyorum.
Şu durumda geri kalan %35’lik kesim ruh hastası ya da başka bir şey olmadığına göre neyin nesidir?
Rejim ve pazarlıkçıları önce bunu bir düşünsün…
Anlamlı soru açıklayıcı cevap, çarpık soru yanıltıcı cevap üretir… Halkın zaten kafası karışık, ne sürece ne de aktörlere bir güven söz konusu. Üstüne bir de böyle saçma sapan sorular sordurarak milleti daha da kendilerinden soğutuyorlar.
Aylar önce de belirttiğim gibi bu ittifak tamamen cumhuriyetin karşısında konumlanmış gerici bir ittifaktır. Burada bir durum değişikliği de henüz yoktur, dolayısıyla CHP‘nin aldığı karar yerinde bir karardır. Karşı tarafın bu husustaki agresif çıkışlarına ayrıca cevap yetiştirmesinin bir lüzumu kalmamıştır.
Alaska zirvesinin gizli gündemi
Ağustos ayında Trump ve Putin Alaska’da düzenlenen ve ağırlıklı olarak Ukrayna Savaşı’nın konuşulduğu zirvede bir araya gelmişlerdi. Bu zirve bazı çevrelerde ciddi soru işaretleri oluşturdu ve daha çok 1945’teki Yalta Konferansı‘na benzetenler oldu.
Ukrayna’ya dayatılan barış şartları, Suriye’de ve Gazze’de ortaya çıkan durum ve ABD’nin Venezüela için yaptığı hazırlık bu yöndeki kaygıları haklı çıkardı. İran’da yeniden başlaması an meselesi olan operasyon öncesi Kürt bölgelerini güçlü bir entite (varlık) olarak hazırlamaları da bu kapsamda sayılabilir. Operasyon ne mahiyette olacak orası belirsiz ama başladığı gün İran Kürtleri (Rojhîlat) ve Belucistan İran rejimine karşı Batı’nın kara gücü olacak. Rusya bu alanı şimdilik terk etmiş görünüyor.
Türkiye ise Ukrayna Savaşı’nın en başından beri doğru politika yürütmüş, dahası savaştan kârlı çıkmış bir ülke olmasına karşın kendi öncülüğünde daha adil bir anlaşmayı taraflara kabul ettirebilecekken kritik birkaç hata yüzünden o fırsatı da elinden kaçırmıştır.

