Bazen düşünüyorum…
Bir çocuğun davranışını anlamaya çalışırken, neden hâlâ “inat”, “şımarıklık”, “anlamıyor”, “bizi zorlamak için yapıyor” gibi taş devrinden kalma kelimelere tutunuyoruz?
Çünkü kolay.
Kolaya kaçmak her zaman daha konforlu.
Ama kolay, hiçbir çocuğun gerçek zihnini açmadı.
Ben NeroTree Metodu’nu kurarken tam da bunu fark ettim: Çocukların davranışı yok, beyinleri var.
Ve o beyin, üç temel kökten büyüyor:
Regülasyon, Hiperfokus ve Zihin Yapısı.
Bugün size bu yöntemin neden sadece otizmde değil, dislekside, DEHB’de,
nöroçeşitli tüm çocuklarda ve hatta “normal” diye etiketlediğimiz çocuklarda bile
neden bu kadar etkili olduğunu anlatmak istiyorum.
—
Regülasyon: Sadece otizmin krizi değil, tüm çocukların gerçeği
Regülasyon hep otizmle özdeşleştirildi. Evet, otizmli çocuklarda duyusal yüklenme daha keskin.
Ama normal dediğimiz çocuklar ne durumda?
Bugün normal bir çocuk:
– Derste dağılıyor,
– Eve gelince bağırıyor,
– Sosyal ortamda çöküyor,
– Uyumakta zorlanıyor,
– Bir anda duygu patlaması yaşıyor.
Bunların hepsi regülasyon davranışı.
Sadece otizmli çocuklarda değil; tüm çocuklarda görülüyor.
NeroTree Metodu’nun ilk dalı tam burada başlıyor:
Çocuğu değil, çocuğun beyninin çevresini regüle ediyoruz.
—
Hiperfokus: Yalnızca “takılma” değil, beynin gizli yakıtı
Hiperfokus yıllarca “takıntı” olarak görüldü.
Oysa hiperfokus: beynin içsel gücü.
Bir çocuk aynı çizgi filmi yüz kere izliyorsa,
Bir çocuk LEGO ile saatler geçiriyorsa,
Bir çocuk ezbere yetenek gösteriyorsa…
Bu hiperfokustur.
Otizmli çocukta daha yoğun,
DEHB’de daha sıçramalı,
Dislekside daha seçici,
Normal çocukta daha gizli.
Ama hepsi yaşar.
Doğru yönlendirilmezse davranışa dönüşür,
Doğru kullanılırsa potansiyel patlamasına.
NeroTree Metodu’nun ikinci dalı hiperfokusu keşfetmek,
frene değil motora dönüşmesini sağlamak.
—
Zihin yapısı: En çok yargılanan, en az tanınan alan
Bir çocuk bir şeyi anlamadı diye, anlamak istemiyor sanıyoruz.
Rutin bozulunca tepki veriyor diye tembel sanıyoruz.
Sorulara farklı yanıt verince dalga geçiyor zannediyoruz.
Oysa her çocuğun zihin yapısı farklıdır:
Bazısı görsel,
Bazısı dokunsal,
Bazısı ritmik,
Bazısı sezgisel…
Ve biz hepsine aynı komutları veriyoruz:
“Yap.”
“Bitir.”
“Odaklan.”
Sonuç?
Normal çocuk bile tıkanıyor.
NeroTree Metodu’nun üçüncü dalı bu kör noktayı açıyor:
Çocuğun davranışını değil, zihin devinimini okuyoruz.
—
Neden bu kadar işliyor?
Çünkü çocuklara tek bir soru soruyor:
“Sen nasıl çalışıyorsun?”
Otizmli çocuk için bu soru hayat kurtarıyor.
Disleksili çocuk için özgüven kazandırıyor.
DEHB’li çocuk için yön veriyor.
Normal çocuk için kimlik inşa ediyor.
Ve şunu görüyorsunuz:
Normal diye bir şey yok.
Farklı çalışan beyinler var.
—
Son söz
Çocuk değişmiyor.
Yöntem değiştiğinde çocuk açılıyor.
NeroTree Metodu, çocuğun beyninin dilini görünür kılıyor.
Ve en nihayetinde şunu söylüyor:
“Her çocuk başka çalışır.
Sorun çocukta değil, yöntemdedir.”
Kurucu: Espina Hande Ayas

