No Result
View All Result

Irak ve Suriye’nin 60 yıllık Baas deneyimi

Cemil Deveci by Cemil Deveci
20 Şubat 2026
in GÜNLÜK
0
Irak ve Suriye’nin 60 yıllık Baas deneyimi

Baas (Arap Sosyalist Diriliş Partisi), üç temel iddia üzerine kurulmuştur.

  • Arap milliyetçiliği (Pan-Arap birlik)
  • Devletçi-sosyalist ekonomi
  • Laiklik ve modernleşme

Teorik olarak hedeflenen; sömürge sonrası parçalanmış Arap toplumlarını güçlü, bağımsız ve çağdaş ulus-devletler hâline getirmekti. Ancak pratikte Baas, iktidara geldiği Suriye ve Irak deneyiminde ideolojik bir parti olmaktan hızla çıkarak askerî-bürokratik ve otoriter bir iktidar aygıtına dönüşmüştür.

Baas Partisi, Irak’ta ilk kısa deneyiminden sonra 1968 yılında iktidara geldi ve Irak Cumhuriyetini kurdu. Ancak çağdaş ve dönüştürücü ilkelerine rağmen adım adım merkezileşti, otoriterleşti ve zor yoluyla parti devleti kurdu. Bu süreç, Saddam Hüseyin döneminde daha da hızlandı ve kişiselleşti. Devletin tüm aygıtları, ordusu, polisi, istihbarat birimleri, devletin önüne geçerek kişi emrine girdi. Saddam, mezhepsel ve etnik fay hatlarını bastırarak ve petrol gelirlerine dayalı rantçı bir ekonomik model uygulayarak, kurumsal devlet yerine lider-devlet modeli oluşturdu.

BAAS’ın “güçlü devlet” iddiası,  toplumla devlet arasındaki bağın koparılmış olması nedeniyle 2003 ABD müdahalesi karşısında direnmeden teslim oldu ve Baas modeli tam bir kurumsal çöküş ile sonuçlandı.

Suriye’de 1963 yılında iktidara gelen Hafız Esad’lı Baas Partisi, kuruluş ilkelerinden adım adım uzaklaşarak; Hafız Esat-Ordu-İstihbarat-Parti bileşenleri, ülkeyi Nusayri/Alevi azınlığın çekirdek iktidar bloğu hâline getirdi.

Toplumsal rıza yerine istikrar söylemi; ekonomide yarı-devletçi, yarı-oligarşik yapı, ilkelerinden kopuk, oligark “şahsım” devletine dönüştü.

2011 sonrası BAAS rejimi, devleti değil rejimi korumayı tercih etti; Ülke fiilen parçalandı; sonuç olarak ne rejim, ne parti ve ne de kendisi kaldı.

Ortak Yapısal Sorunlar ve Benzerlikler (Irak/Suriye)

Baas, devleti temsil etmedi; devleti ele geçirdi. Muhalefete hayat hakkı tanımadığı gibi muhalefeti “ihanet” olarak kodladı. Hukuk, parlamento, sivil toplum işlevsizleşti; korku, meşruiyetin yerine geçti.

Mezhep, etnisite, yerel kimlikler bastırıldı. Baskı kalktığında iç çatışmalar başladı.

Eğitim ve kadın haklarında göreli ilerlemeler sağlandı ise de siyasal katılım ve yurttaşlık bilinci geliştirilemedi. Modernleşme, çağdaşlaşma yarım bırakıldı. Kurumsallaşmış hukuk devleti, siyasal meşruiyet, toplumsal sözleşme ve barışçıl iktidar değişimi geleneği geliştirilemedi.

Günümüze Dersler

Baas deneyimi şunu açık biçimde gösteriyor ki; milliyetçilik ve devletçilik, demokrasi ve hukukla dengelenmez ve güçlendirilmezse; güçlü devlet değil, kırılgan rejim üretir. Toplumu temsil etmeyen devlet, kriz anında çöker.

Bu yönüyle Baas, sadece Irak ve Suriye’nin değil, tüm seçimli otoriter rejimlerin ibretlik bir örneğidir…

Previous Post

İhanet komisyonu raporunun sonucu:
Kürt-Arap İslam devleti ilan edildi

Next Post

Öcalan’ın yol haritası mı,
Fidan’ın Doğu Akdeniz strateji ve taktikleri mi?

Next Post
Öcalan’ın yol haritası mı, Fidan’ın Doğu Akdeniz strateji ve taktikleri mi?

Öcalan’ın yol haritası mı,
Fidan’ın Doğu Akdeniz strateji ve taktikleri mi?

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.