PKK emperyalistlerin kullandığı bir terör örgütüdür. Bu çeteyi kuranların amaçları 30 Ağustos 1922’nin ve Lozan’ın intikamını alıp Türkiye’yi yeniden parçalayıp, işgal etmektir. Bu yüzden düşmanların kullandığı teröristler ile “barış” olmaz.
Çok karmaşık bir denklem yok. PKK zaten kimliğini, niyetlerini saklamıyor. Bu yüzden tespitlerimiz net olacak.
Bir, PKK teröristtir, bebek katilidir. İki, AKP vatan hainidir. Üç, MHP sapıtmıştır ve ihanet ve dalalet sıfatları onları da kapsar. Ancak şu anda yaşanan ihanetin en önemli sorumlularından biri de CHP liderliğidir. Yani gaflet şu an için CHP’ye aittir.
Atamızın ifadesiyle “Gaflet, dalalet ve hatta hıyanet” şer denkleminde ilk hedefimiz CHP liderliğini sarsmak ve eğer bilinçli ihanet içinde değillerse gafletten uyandırmaktır. Böylelikle Ankara’daki “İhanet Yığınağı”nda ilk gedik açılabilir. Bu yüzden “CHP’yi eleştirmemek” en yanlış politikadır. Asıl CHP’yi eleştirmeliyiz ki; blok bölünsün. CHP’ye değer verdiğimiz için eleştiriyoruz. Diğerleri zaten düşmanımız.
CHP liderliği şu anda “Görevimiz Tehlike” dizisindeki kendi kendini imha eden yanan aygıtlara benziyor. Sanki karargâhı ele geçirilmiş. Mantığa sığmayan hareketler içindeler. AKP, CHP’yi neredeyse tüm kadrosuyla hapse atacak. Ancak CHP yine de AKP-PKK açılımını destekliyor.
Özgür Özel “AKP darbe yapıyor” diyor. AKP’nin belediyelere saldırması darbe ama PKK ve MHP ile birlikte devletin bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyet’in birliğine saldırması “barış”.
Aynı siyasi özne yani Tayyip, CHP’ye göre hem diktatörlükten sorumlu hem de barışın ve demokrasinin umudu. Bu öylesine bir şizofreni ki!
AKP-MHP eğer DEM/PKK ile yeni koalisyonunu kurmasaydı, CHP’ye bu denli saldıramazdı. CHP’nin hiçbir direnişini, mitingini DEM desteklemiyor. DEM resmen Cumhur İttifakı’nda şu anda. Bunu bile göremiyorlar çünkü kimlik kayıpları, artık kişilik parçalanması aşamasına gelmiş. Akşam İstanbul’da diktatörlüğü protesto eden CHP, sabah Ankara’da AKP-PKK-MHP protokollerini “barış” adına alkışlıyor.
Ortalama bir CHP yöneticisinin kalbi Sırrı için yasta, aklı DEM Genel Merkezi’nden yapılacak protokolde, açıklamada. Ben tutuklu üyelerini bu kadar düşündüklerini sanmıyorum. Özgür Özel kendisine yapılan saldırıyı dahi değil, Sırrı’nın anısını düşünüyor. Saldırı günü yumuşak mesaj vermesinin nedeni Sırrı ve kızıymış. Onların acısına saygıdanmış.
CHP’nin “Kürtlerden de oy almak için susuyoruz” bahanesi de artık geçersizdir. Çünkü Tayyip ve Apo atı almış ve çoktan Üsküdar’a geçmiştir. Seçim mi olacak ki? Ne Kürdü ne oyu? Anadolu Federe Emirliği kuruyorlar. Tayyip müebbet başkanlık karşılığında, Apo’ya derebeyliğini veriyor.
Ayrıca AKPKK’nın İkinci İhanet Açılımı ilan edildiğinde, Özgür Özel açıkça “oy kaybetme pahasına destekliyoruz” demişti. Demek ki CHP liderliği halkı kandırmak için artık “Kürtlerden de oy almalıyız” argümanını kullanamaz. Kaldı ki oy avcılığı oportünizmi açısından da Tayyip-Bahçeli-Apo bloğunu desteklemenin bir mantığı yoktur. Eğer batıda Tayyip Emirliği, doğuda Apo derebeyliği kurulursa ne Türk ne Kürt ne de başka bir şey kalacak. Herkes maraba olacak.
CHP desteği olmasaydı bu alçak ihanet bu kadar kolay ilerleyemezdi. Birinci ihanet açılımı ile bugünkü arasındaki en büyük fark budur.
PKK’nın Lozan’ı ve 1924 Anayasası’nı kadük ilan eden açıklamasından sonra dün Özgür Özel sonunda bir tepki gösterdi. Açıklamanın başında PKK için terör örgütü ifadesi kullandı. MİT’i eleştirdi. Ancak sonra “gaflet” mikrobu yine devreye girdi. Çok iyi giden açıklamanın DEM ile ilgili kısmında yumuşama başladı sonra bir üst paragrafta “terörist” dediklerine inanılmaz bir şekilde “siyasi parti” dedi. ANKA’dan aynen aktarıyorum:
“Dünün birbirlerine ağza alınmayacak söz söyleyenleri bugün bir araya gelmişler. Bir de bakıyorsunuz, düşmansız kalmışlar bize ‘DEM’leniyorsunuz’ dediği DEM Parti’yi ki bence hiçbir mahsuru yok, diyaloğa girmişler, bir ilişki kurmuşlar. Şimdi onlara düşman lazım CHP’yi düşman bellemişler. PKK, Abdullah Öcalan’ın kurduğu partidir. O partiye ve kurucusuna methiyeler dizip, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye, kurucusuna ve bugünkü yönetimine mesafe koymaya çalışıyorlar. Bunu milletimizin takdirine bırakıyoruz.”
Nereden baksan bir akıl tutulması! İnanılmaz bir gaflet. PKK bir parti değildir. Terör çetesidir. Abdullah Öcalan bir siyasi parti lideri değildir. Terörist başıdır, bebek katilidir.
Özgür Özel ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu seni? Aynı cümlede Apo denen alçak emperyalist uşağını Atatürk ile, PKK denen terör çetesini CHP ile kıyaslayamazsın. Bu saygısızlıktır. Akılsızlıktır. Ayrıca ne mesaj vermeye çalışıyorsun, cümle nereye gidiyor hiç belli değil. Demeç nereden tutsan dökülüyor. Bir talebin mi var? “AKP-MHP-DEM bizi de muhatap alsın mı” diyorsun? Tek sorun senin dışlanmış olman mı?
Özgür Özel MİT’i eleştiriyor. Ama PKK ve MİT’in kadrolu “barış şehidi” Sırrı kendisi için adeta bir kutsal değere dönüşmüş. Özel’in ruh iklimi şaşmış. Anneler gününde 32 anneyi arıyor. Aralarında anlamlı isimler de var. Güzel düşünce ancak 32 ananın içinde bir tane şehit annesi yok. Ama Sırrı’nın annesi ve kızı var.
32 anne arasında neden tek bir şehit annesi yok? Bunu da anlamlı ve kasıtlı buluyorum. Hani şehit ailelerinin hassasiyeti dikkate alınacaktı? AKP ve MHP’nin söylemi palavra biliyoruz da, Özgür Özel de “önce şehit annelerinin görüşü alınmalı” demişti. Sen de mi yalan söyledin?
“Analar ağlamasın” derken AKP-MHP-DEM, PKK’lıların annelerini kastediyor. Biz şehit annelerini.
Özgür Özel yine güya ortada durmuş. Tarafsız daha doğrusu kayıtsız kalmış. Özgür Bey bu iş böyle artık devam etmez. Böyle siyaset olmaz. Gaflet diyemeyiz artık bundan sonraki tavrına. Tarafını seç.
Atatürk’ün partisiyiz demeyle olmaz. Ya Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünden yanasın ya da emperyalist dayattığı Yeni Sevr’den. Ya laik, demokratik, sosyal hukuk devletinden yanasın, ya da AKP-PKK’nın hayal ettiği Anadolu Federe “İslam” Emirliğinden. Ya Türk milletinden tarafsın ya da Türk düşmanı ırkçılardan…
Israrla “taraf olmak istemiyorum” diyorsan, biz de Türk milleti olarak gafletten hıyanete terfi (!) ettiğini ilan edeceğiz.
[Özgür Özel’in basın bürosunun açıkladığı anneler gününde aranan 32 ananın listesini not düşmek için aktarıyorum:
Ekrem İmamoğlu’nun annesi Havva İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu,Sırrı Süreyya Önder’in annesi Zeliha Önder ve kızı Ceren Önder Kandemir, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın eşi Esin Şahan ve annesi Sevim Şahan, tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ın eşi Zehra Evin Çalık ve annesi Gülseren Çalık, tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in eşi Selma Özer, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın annesi Perihan Akpolat ve eşi Yeşim Akpolat, tutuklu Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in eşi Firdevs Köseler ve annesi Ülkü Köseler, tutuklu İPA Başkanı Buğra Gökçe’nin annesi Şeyma Gökçe ve eşi Filiz Kahveci, tutuklu Can Atalay’ın annesi Şükran Atalay, tutuklu Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman, tutuklu Mine Özerden’in annesi Halide Birsen Özerden, Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku,Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz,Çorlu tren kazasında hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz,15 Temmuz darbe girişiminde hayatını kaybeden Abdullah Tayyip Olçok’un annesi Nihal Olçok,Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş ve eşi Ayşe Ateş,ISİAS Hotel’de kızı Selin’i kaybeden Ruşen Yücesoylu Karakaya,Cumartesi Anneleri’nden Hasan Ocak’ın annesi Maside Ocak,Kadıköy’de öldürülen Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Akıncılar,öldürülen Münevver Karabulut’un annesi Nagihan Karabulut,6 Şubat depreminde oğlunu, kızını ve torununu kaybeden Nurgül Göksu, önceki İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, önceki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu.]

