Şara’nın iktidara gelişinden hemen sonra Suriye’nin ABD’nin yeni bir eyaleti olacağını yazmıştım. Bunun Azerbaycan, Türkiye, Suriye ve İsrail ittifakına evrileceğini belirtmiştim. Katolik ve Ortodoksların İznik’te bir araya gelmesi de İspanya’dan Levant’a kadar eski Roma’nın ideolojik ve teolojik olarak birleştirilmesi de Rusya’nın Akdeniz’e girişini engelleyecekti. Sonunda da ABD’nin 5 deniz bölgesine yerleşerek Kürtleri dışladığını belirttim. Bunun diğer boyutu ise Türkmenlerin Araplaşması olacaktı. Bu fikirlerimi Yeniçağ’da Arslan Bulut da benden alarak yazdı. Bu yazıda iki yerde “Bunlar Üşümezsoy’un görüşleridir” diye de bahsetmiştir.
Türkiye’nin jeopolitik konumunu ele aldığım “Türkiye’nin Kesik Damarları” isimli kitabım bundan 20 yıl evvel yazılmıştı. Kaya gazıyla doğalgaz arasındaki meselenin Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşa neden olacağını kestirmiştim. Türkiye’nin yolunda olan boru hatlarının kesilmesini, yani PKK kuşağıyla Basra Körfezi’nden Akdeniz’e uzanan hatla Türkiye’nin Avrupa’ya bağlanan konumunun kesileceğini vurgulamıştım.
Son bir yıldan beri yazdığım yazıların sonuçlarının gerçekleşmesiyle bu süreç farklı bir noktaya geldi. Bunlar da sevgili arkadaşım Arslan Bulut’un yazısında özetlenmiştir. Teopolitik anlamda Fener Patriği Bartholomeos ile Papa 13. Leo’nun İznik’te ortak ayin yapmasının arkasında Türkiye ile Avrupa ittifakı olduğunu gösteriyordu. Bu tarihsel olarak Hristiyanlığın yedi kutsal kilisesinin Anadolu’daki yayılımı ile daha önceki dinlerin tasfiyesiyle Roma Hristiyanlığı ortaya çıkmıştı. Yuhanna İncili’nin Kıyamet bölümündeki kestirimlerle Roma’nın dinsel bütünlüğünü sağlayan bir olgu olarak Hristiyanlığın Roma’yı bütünleştirecek ideolojik aygıt olarak ortaya çıktığını vurgulamıştım.
Mısırlılarla Anadolulular arasında İsa’nın tanrı olup olmadığı tartışması vardı. Mısırlılar değil derken Anadolulular “Tanrı’dır” diyordu. I. İznik Konsülü’nde bu tartışma aşılarak Roma bütünleştirilmişti. Artık Konstantinapol egemenlik taşıyordu. Bu, İkinci Roma’nın Cermen saldırıları ile zayıflayan Roma’ya üstünlüğüydü. Fakat daha sonra bu ayrım dolayısıyla Katolik-Ortodoks bölünmesi doğdu. Ortodoks dünyasında egemen olan Leon hanedanı döneminde, Mısırlı Ariusçuların teziyle yani İsa’nın Tanrı olmadığı teziyle ilerleyerek kiliselerdeki ikonalar kırıldı. Bunun ardından İznik’te düzenlenen yeni konsülle ve Leon hanedanının iktidardan düşürülmesiyle tekrar Baba-Oğul-Kutsal Ruh noktasına gelinmiş ama bu arada Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile Konstantinapol arasında da bir zıtlık oluşmuştur.
Böylece Katolik ve Ortodoks dünyası da ayrıldı. Osmanlı Devleti, Ortodoks alanda egemen olmuş ama Katolik dünyası ise Osmanlı ve Doğu Roma’ya buraya girme imkanı vermemiştir. Ortodoksluk ve İslam bir arada burada bulundu. Fatih’in İstanbul’u almasından sonra dünya sisteminin merkezi yeniden İstanbul’a taşınmıştır. Buna karşılık, Akdeniz’den Hollanda’ya ilerleyen sistem Moskova’yı öne çıkarmıştır. Moskova, kendisini Üçüncü Roma olarak tanımlamıştır. İstanbul’da 2025‘te yapılan toplantı, bu tarihsel zemin üzerinde oldu.
Buradaki amaç İspanya, İtalya, Türkiye ve Levant’a gidip bölgede Birinci ve İkinci Roma’nın birleştirilmesi hedeflendi. Bu, Üçüncü Roma’nın yani Moskova’nın önünün kesilmesi anlamındaydı. Patrikliğin Türkiye’de olması da Türkiye’nin jeostratejik etkisini artırdı. Bu konuyu “Anadolu Yunan Yurdu mu?” isimli kitabımda incelemiştim.
Bunun sonrasında Hakan Fidan’ın da üzerinde durduğu Kürt Koridorunun anlamını yitirmesi geliyordu. Şara’nın PKK karşısında yapacağı operasyonlar, Suriye ordusu eliyle yapılarak Kürt Koridorunu ortadan kaldıracaktı ve bu da Amerikan politikasının sonucu olacaktı.
Burada Suriye’de Arap kimliğinin siyasi yapılanması gündeme geldi. Geride sadece İran ve Rusya kalmıştır. Mezopotamya’dan Basra Körfezi’ne giren petrol kuşakları, İran’ın Zağros Dağlarının batı kesiminden başlar. Burada Şii Arap devleti kurma eğilimi vardır. Azerbaycan’ın Rusya’ya bırakılması, tarihsel olarak İngiliz petrol bölgesi ile Rus bölgesi arasındaki ayrılmanın sonucuydu. Günümüzde İran’a bırakılan bölgenin geri alınması tavrı ön plandadır.
Trump öncesinde Türkiye yönetimi, ABD karşısında Rusya’nın yanında yer alıyordu. Erdoğan ile Putin’in arkadaşlığı siyaseti belirliyordu. Trump ile Erdoğan arasındaki ilişki ise şimdi Orta Doğu’yu yeniden şekillendiriyor. Türkiye de merkezi bir konumdadır. Buna pasif tepki olarak, Rus büyükelçisinin eylül ayında Türkiye’den ayrılmasına rağmen yeni elçinin ancak martta geleceği söylenmektedir. Burada bir boşluk var. Rusya, Türkiye’ye fiilen elçi atamamıştır. Türkiye yeni elçiyi onadığı halde halen gelmemiştir. Bu önemli bir noktadır. Gelişmelere bunun ışığında bakmamızda yarar olur.
Bu durum marttan sonraya da uzanırsa diplomatik olarak bunun anlamı, Rusya’nın Türkiye’nin politikasına ciddi bir soğuk karşılık vermesi olacaktır. Diğer taraftan Lavrov’un görevden ayrılması ve yeni elçinin onu beklediği öne sürülebilir ama bu zayıf bir ihtimaldir.
ABD’in Ankara büyükelçisinin tüm Orta Doğu, Yunanistan, hatta Azerbaycan ve Gürcistan’la kurduğu ilişkisi bizim tespitlerimizle uyuşmaktadır. ABD elçisi bu kadar aktifken Türkiye’de Rus büyükelçisinin olmaması önemli bir boşluktur. Rusya açısından bir siyasi protesto görünümünü almaktadır.
Rus Büyükelçisinin Ankara’da suikaste uğradığı dönemde bile Aleksey Erkhov birkaç ay içinde atanıp Ankara’ya gelmişti. Erkhov, Özbekistan’a tayin edildi ama onun yerine tayin edildiği ve Türkiye tarafından kabul edildiği söylenen Sergey Vasileviç Verşinin, henüz Türkiye’ye gelmemiştir.
Diğer taraftan, Zengezur ya da Turan koridoruna Trump Koridoru ismi verilecek kadar ABD bu bölgede etkin bir şekilde yer almaktadır. Beş Orta Asya cumhuriyetinin İsrail’e yakın bir politikayla Kıbrıs Rum Kesimi’nde elçilik açması Türkiye açısından şok oldu. Bu, Amerikan politikasının sadece denizlerle değil, denizleri çevreleyen bölgelerle de ilgilendiğini gösterir.
ABD Büyükelçisi Barrack, bölgedeki tüm jeostratejik duruma yön verir durumdadır. Bu dönemde Ankara’da Rusya büyükelçisinin bulunmaması, Türkiye’nin ABD ile birlikte bölgede merkezi devlet olarak konumlanmasına bir tepki olarak ele alınabilir.
Diğer taraftan, ufukta görünen ABD-Rusya barışı, Ukrayna konusundaki Putin-Trump konsensüsü gibi Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de de bir gelişme olabilir. Bu denklem de Trump, Putin ve Erdoğan arasındaki üçlü bir lider siyasetinin Orta Doğu ve Orta Asya’yı belirlemesi aranabilir. İran’daki olası operasyona baktığımız zaman Zağros-Mezopotamya petrol kuşağının Ahvaz-Buşehr bölgesine uzanan bir anlamı olduğu görülür ve bu da ayrı bir analiz getirir.
Orta Asya devlet başkanları, Aliyev ve Güney Kıbrıs ekseni AB ile desteklenme görüntüsüne karşın esas olarak İsrail eksenidir. Aynı zamanda bir Türkiye karşıtlığı anlamı da içermektedir. Bu eksene Rusya’nın tavrı konusunda net bir görüntü oluşmamıştır ama göründüğü kadarıyla karşı çıkmamaktadır. Yoksa Rusya, bunu Orta Asya’da kolayca engelleyebilirdi. Buna yol vermesi, Rusya’nın da burada yer aldığı ve Rusya-İsrail ilişkisinde kullanılacağı gibi bir izlenim yaratmaktadır. Direkt Moskova’dan İsrail’e bir hat çizmek yerine dolaylı bir hatla İsrail’le bağlantı kurulmuştur. Bu, Putin’le Netanyahu arasındaki bir ilişkidir. Bu denklemi üçgenlerle ölçmek için yer kabuğunun engebeli olduğu dikkate alınmalı, üçgenler minimuma indirilerek ölçmek gerekir. Bu anlamda bu politika alanını ölçmek için alt üçgen ve hatları hesaplamak gerekir.
Brzezinski’nin lineer anlayışıyla iki süper güç arasında geliştirdiği anlayış günümüz için geçerli değildir. İç içe geçmiş üçgen ittifaklar, bunları kesen lineer ittifaklarla hesaplamazsak günümüzden kopuk kalınır. Erdoğan-Trump çizgisi Putin’le bir üçgene dönüşür. Diğer taraftan Erdoğan-Şara-Suudi Arabistan üçgeni, Türkiye-Arap ittifakını verir. Azerbaycan-Türkiye-Suriye-İsrail-Mısır, bir başka çizgisel ittifaktır. İkinci çok liderli çizgisel eksen, Orta Asya cumhuriyetlerinin oluşturduğu ve Azerbaycan üzerinden Güney Kıbrıs ve İsrail’e yönelen eksendir. Bunun ardında Putin-Netanyahu yakınlaşmasının dolaylı hattı vardır.
Bu denklem içinde Rusya’nın Ankara büyükelçisinin bulunmaması da ayrıca değerlendirmemizi gerektirmektedir.



