No Result
View All Result

Sadakat, şeyhe değil vatana olmalıdır

Ali Açık by Ali Açık
20 Mayıs 2026
in GÜNLÜK
0
Sadakat, şeyhe değil vatana olmalıdır

Türkiye’de son yıllarda en çok tartışılan konulardan biri tarikat ve cemaatlerin toplum ve devlet içindeki ağırlığıdır. Bu yapıların bir kısmı kendisini “manevi rehberlik” çerçevesinde tanımlasa da, pratikte ekonomik, bürokratik ve siyasal alanlarda etkili bir güç odağına dönüşmeleri ciddi bir mesele hâline gelmiştir.

Türk milliyetçiliği açısından bakıldığında temel sorun şudur:
Devletin dayanağı millet midir, yoksa kapalı dini yapılanmalar mı?

Tarih boyunca Türk devleti; aklı, bilimi ve millî kimliği esas aldığı dönemlerde yükselmiş; dogmanın ve kapalı örgütlenmelerin etkisine girdiği dönemlerde ise zayıflamıştır. Tarikat ve cemaatler, bireyin vicdan dünyasında kaldığı sürece bir inanç alanıdır. Ancak devlet kadrolarına, eğitime, ekonomiye ve siyasete yön vermeye başladıkları anda mesele sadece din değil, millî egemenlik meselesine dönüşür.
Bugün Türkiye’de birçok vatandaşın kaygısı tam da buradadır.

Çünkü:
Liyakat yerine aidiyetin öne çıktığı her yapı devleti çürütür. Millî kimlik yerine ümmet söyleminin siyasallaştırılması, millet bilincini aşındırır. Din üzerinden örgütlenen kapalı güç odakları, hesap vermezlik üretir.

Türk milliyetçiliği, dini reddetmez; aksine dini milletin kültürel değerlerinden biri olarak görür. Ancak dini, siyasal ve örgütsel güç devşirme aracına dönüştüren anlayışa da mesafeli durur. Çünkü Türk devlet geleneğinde egemenlik; şeyhlerin, liderlerin, kapalı yapıların değil, doğrudan milletindir.

Ümmet söylemi ile millî kimliği karşı karşıya getiren anlayışlar, aslında en büyük zararı dine de verir. Zira din, siyasallaştıkça araçsallaşır; araçsallaştıkça da toplumda güven kaybeder. Bugün gençlerin önemli bir bölümünün dini yapılara mesafe koymasının sebeplerinden biri de budur.

Unutulmaması gereken gerçek şudur:
Türk milleti tarih boyunca İslam’ı taşıyan büyük bir medeniyet kurmuştur; fakat bunu tarikatların yönettiği bir devletle değil, akıl ve devlet geleneğiyle başarmıştır.

Devletin temeli, tarikat değil millettir. Sadakat, şeyhe değil vatana olmalıdır. Rehber ise bilim, hukuk ve millî irade olmalıdır.

Bugün yapılması gereken; inanç alanını özgür bırakırken, devlet ve kamusal alanı hiçbir cemaat ya da tarikatın nüfuz alanına dönüştürmemektir.

Türk milliyetçiliğinin temel uyarısı budur:
Millet zayıflarsa devlet çöker. Devlet zayıflarsa bağımsızlık gider. Bağımsızlık giderse ne din kalır ne vatan. Bu nedenle mesele bir inanç tartışması değil, doğrudan doğruya millî egemenlik ve devletin geleceği meselesidir.

Ali AÇIK
Emekli akademisyen
Siyaset Bilimi uzmanı

Previous Post

Trump-Şi görüşmesi ışığında “Çok Kutuplu Dünya” yanılgısı ve bütünleşmiş emperyalizm

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.