AKP’nin kıdemli isimlerinden Metin Külünk son günlerde yeniden gündemde. Dâhil olduğu tartışmalardan çok daha önemli olan konu ise Külünk’ün 1925 yılında Rize’nin Güneysu-Potomya ilçesinde Şapka Devrimi bahane edilerek çıkartılan isyanın liderlerinden Hasan Külünk’ün akrabası çıkması.
Rize İsyanı, İslamcıların üzerinde en çok yalan söyledikleri konulardan biridir. Necip Fazıl’la başlayan Rize yalanları serisi, Rize’de şapka giymedikleri için insanların idam edildiği, büyük zulümler yapıldığı gibi ipe sapa gelmez uydurmalarla doludur. Daha sonra onun yolundan giden başka Şeriatçılar da bunların üzerine yeni yalanlar ekleyerek bir “Rize Efsanesi” yaratmaya çalışmışlardır. Bu köşede daha önce de değinmiştim. Rize yalanlarını tarihin çöplüğüne atan çok önemli bir eser var elimizde: Rizeli Atatürkçü din görevlisi Recep Koyuncu’nun, Recep Usta ile beraber kaleme aldığı “Ankara İstiklal Mahkemesi’nin Rize Duruşmaları” (Heyamola Yayınları, Rize, 2020). Kitap konuyu tüm ayrıntılarıyla gerçeklik zeminine oturttuğu gibi İstiklal Mahkemesi’nin yaptığı yargılamanın tutanaklarının tamamını da içeriyor.
Metin Külünk’ün daha önceden yaptığı X paylaşımında “İstiklal mahkemesi tarafından idam edilen, akrabam Hasan Külünk ve 7 Şehidimizi rahmetle anıyoruz.”diyerek andığı ve “şehit” ilan ettiği Hasan Külünk’ün ve diğer yedi isyan elebaşının kimliklerini de bu tutanaklardan öğrenmek mümkün.
25 Kasım 1925’te aynı zamanda Erdoğan’ın da memleketi olan Güneysu-Potomya’da önceden planlanmış, kışkırtıcıları, liderleri tarafından örgütlenmiş olan gerici ve silahlı bir isyan başlatılmıştı. İsyan liderlerinin başında olduğu 150 kişilik silahlı grup, Rize’yi basmak üzere yola çıkmış ancak son anda işlerin çok da bekledikleri gibi gitmeyeceğini anlayarak vazgeçmişlerdi. Bu arada Güneysu’daki jandarma karakolu basılmış, içindeki Türk askerlerine silah çekilmiş ve askerler hapsedilmişti!
İsyancıların İstiklal Mahkemesi’nde yapılan yargılaması sonunda 8 kişi idama mahkum edilmişti. 14 kişi 15 yıl, 22 kişi 10 yıl, 19 kişi 5 yıl ceza almış, 80 kişi ise beraat etmişti. Hapis cezası alan 55 kişi ise 1929’da çıkan afla aldıkları hapis cezalarının süresi dolmadan önce tahliye edileceklerdi. Yani ortada “şapka giymeyenlerin asıldığı büyük zulüm” değil, devlete karşı silahlı isyanın lider kadrosunun idam edildiği, isyana katılanların çoğunun da meseleyi ucuz atlattığı bir durum vardı. Zaten mahkeme de kararında, cezaları “derece-i iştirake göre” verdiğini belirtmişti. Yani Metin Külünk’ün sözde şehit akrabası Hasan Külünk ve diğer 7 kişi, Türk devletine isyanları, Türk askerine karşı silah kullanmaları ve bu isyanın lideri, kışkırtıcısı olmaları nedeniyle idama mahkum olmuşlardı.
Potomyalı Külünklerin aile tarihi bize çok şey anlatıyor…
Metin Külünk; Potomyalı siyasal İslamcı, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı bir tipolojinin su katılmamış numunesidir. O ve benzerlerinin Cumhuriyet’e, Atatürk’e kinini, Türk devletine düşmanlığını bu tarihsel akrabalık bağları gayet güzel açıklar. Bugün, Rize ayaklanmacılarının torunları intikam almaktadırlar.
Zamanında Atatürk, Rize’deki isyanın elebaşlarını affetmemişti. Şimdi onların torunları, PKK elebaşı dahil tüm teröristleri affetmenin peşindeler. O zamanın devlete silah doğrultan teröristlerine “şehit” demeleri de not edilmelidir. Bunun bizim için PKK’nın kendi ölülerine “şehit” demesi ile aynı olduğu açıktır.
Bunların hiçbirisi tesadüf değildir elbette.
Tarihte tekerrür olur ama tesadüf olmaz…
Onlarda kin ve intikam saplantısı varsa, biz de bunun bilinci ve ona göre mücadele etme kararlılığı var!

