“Çünkü efendim, hâlâ Sevr hayalleriyle uyananlar var bu memlekette.”
102 yıl geçti.
Dile kolay.
Tam bir asır artı iki yıl… Ama hâlâ bazılarına Lozan ağır geliyor. Ne yapsak da bir türlü yutamıyorlar.
İçlerine oturmuş bir kaya gibi.
Lozan’ı sevmiyorlar çünkü bağımsızlık onları rahatsız ediyor.
Çünkü Lozan, “Osmanlı gitti, efendiler dönemi kapandı” demektir.
Çünkü Lozan, kapitülasyonlara elveda; kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz demektir.
Ve en beteri: Lozan, “bu topraklarda artık efendi yok, halk var” demektir.
Bakmayın öyle barış anlaşması dendiğine…
Lozan, imzayla değil, İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da yazıldı.
Masaya oturduğumuzda sırtımızda kefen, ama cebimizde onur vardı.
O masaya “başımıza ne geleceğini bile bile” değil, “başımıza ne gelirse gelsin bu halkla üstesinden geliriz” diyerek oturduk.
Ve şimdi 102 yıl sonra hâlâ konuşuyoruz çünkü…
Lozan bazılarına fazla geldi.
Bağımsızlık alerji yaptı.
“Sevr”le büyümüş zihinler, hâlâ Lozan’ı kabus belleğinde taşıyor.
Çünkü Lozan onların elinden “seçkin kulluklarını” aldı, halka teslim etti.
Bugün hâlâ “Lozan’da kaybettik” diyen varsa, bir zahmet Sevr’e baksın.
Çünkü biz Lozan’da hiçbir şey kaybetmedik.
Sadece onları kaybettik.
Saltanatı, kapitülasyonu, mandayı, uşaklığı…
Hâlâ matemini tutuyorlarsa, bir 102 yıl daha beklesinler.
Lozan, “bizimdir” çünkü
Biz, alın teriyle imzalanmış tek antlaşmanın çocuklarıyız.
@entelektor.kitap

