TÜİK’in 2023 Mart ayı enflasyon verileri açıklandı. TÜİK’e göre mart ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) %50,51.
Bağımsız enflasyon araştırması yapan ENAG ise yıllık enflasyonu %112,51 olarak açıkladı. Yani arada tam %61’lik fark var.
Öncelikle şunu belirtelim. Yıllık %50’lik bir enflasyon çok yüksek bir enflasyondur. Yani kimsenin inanmadığı TÜİK’in sahte sayısı bile Türkiye’nin hiperenflasyon ülkesi olduğunu gösteriyor. Özellikle Rus-Ukrayna Savaşı ile Türkiye’ye girdiği tahmin edilen 50 milyar dolarlık kaynağı belirsiz para, AKP’nin Suudi Arabistan ve BAE’ye verdiği tavizlerle ülkeye soktuğu kaynak, dövizdeki yükselişi son 6 ayda frenlemişti. Ancak enflasyonun engellenemediği ortaya çıkıyor.
AKP seçimi kazanmak için Türk ekonomisine son büyük darbeyi vurmaya hazır. Seçime kadar büyük mali paketler açıklamaya devam edecekler. Karşılıksız para basılan ülkede enflasyon mutlaka fırlar. Dövizin baskılanması önemli değildir. 6 ay veya 8 ay sonra döviz de enflasyonu yakalayacak ve fırlayacaktır.
Nitekim son iki haftadır ABD Doları ve Euro, Türkiye’ye sokulan onca kaynağa rağmen tekrar yükselmeye başladı. 2023 yılının başında yabancı finans kuruluşlarının raporlarında yıl sonu ABD Doları-Türk Lirası paritesi 21-22 TL bandında açıklanıyorken, depremden sonra ve seçim ekonomisinin devreye girmesiyle tahminler 25 TL’ye kadar yükseltildi.
Türkiye’nin dış ticaret verileri de çok olumsuz. Hem AKP’liler hem Avrasyacılar hem de pesimistler, AKP’nin ucuz emek sömürüsüne ve dış ticarete dayalı “sanayileşme” politikasının kalıcı bir büyüme trendine yol açacağını düşünüyordu. Bir türlü istikrarlı bir oligarşiye ve faşizme kavuşamayan saray diktasının, kendi krizini “yeni Çin” olarak aşabileceği ileri sürülüyordu.
Oysa Türkiye 2022 yılında tarihin en büyük dış ticaret açığını verdi. TL’nin ve işgücünün aşırı ucuzlaması sonucu rekor büyüme beklenen ihracatta sadece %12,9’lik büyüme oldu. Oysa ithalat aynı dönemde %34,0 oranında arttı.
Türkiye’nin dış ticaret açığı 2021 yılında 46,2 milyar dolar iken, açık 2022 yılında 109,5 milyar dolara fırladı. Türkiye ihracatta sadece dünyada 23. sırada yer edinebildi.
Ekonomik büyümede de beklenen düzelme 2022’de yaşanmadı. AKP iktidara geldiğinde dünyanın 17. en büyük ekonomisi olan Türkiye, artık ilk 20’de değil. Türkiye’nin zirveyi zorladığı tek alan dış ticaret açığı…
Türkiye, dünyada en çok dış ticaret açığı olan 5. ülke. Türkiye’nin üstünde sadece ABD, İngiltere, Fransa ve Japonya var. Ancak bu ülkeler aynı zamanda ihracat devleri. ABD’nin dış ticaret açığının toplam milli gelirine oranı sadece %5,6. İngiltere için bu oran %9,2, Fransa için %6,9, Japonya için ise %3,0.
Türkiye’nin dış ticaret açığının toplam milli gelirine oranı ise bu sene %13,3’e çıktı. Dış ticaret açığının artması Türkiye’de döviz krizinin daha da derinleşeceğini gösteriyor. Ucuz TL ile dış ticareti patlatmanın ve Türkiye’yi ucuz emek pazarına çevirmenin, ekonomik bir çözüm olmadığı ortaya çıktı.
Peki, AKP ne yapacak? Yanıt basit. Her zaman yaptıklarını yapacaklar. İktidarlarını kurtarmakiçin Türkiye’yi Rusya, Arap ülkeleri veya Batı ülkeleri, kim varsa pazarlayacaklar. Ve ekonomiyi nihai olarak batıracaklar. 14 Mayıs’a kadar günü kurtarmaları yeterli.
Şimdi bir türlü düşmeyen enflasyon olgusunu bu çerçevede ele alalım. AKP’nin emeklilere, memurlara, asgari ücretlilere vereceği her zam, yeni emekli yapılan herkes, kadro alan her yeni memur ve öğretmen, eğer AKP 14 Mayıs seçimlerini atlatır ve iktidarda kalırsa, hiperenflasyon ile karşı karşıya kalacak. Saray ulufesi gibi dağıtılan tüm ikramiyeler, zamlar bir haftada doların ve enflasyonun fırlaması ile kuşa dönecek.
Görünen köy kılavuz istemez. Emekli sayısı artıyor ama 10 yıl önce en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,3 katıyken, şu anda bu oran tersine döndü. Ayrıca tüm emekli maaşları en düşük seviyeye çekildi. Tıpkı tüm ücretlilerin asgari ücret seviyesine çekilmesi gibi…
Mart ayında ENAG’ın açıkladığı enflasyon ile TÜİK’in resmi ve sahte enflasyonu arasındaki makas 2 katın üstüne çıktı. Memur, işçi ve diğer ücretlilerin, ücret artışı TÜİK’in resmi enflasyonu ile hesaplanıyor. AKP’nin ücretleri eritmek için oynadığı resmi sahtecilik oyununu artık zaten en sıradan vatandaş bile biliyor. Eğer AKP ne yapıp edip, gerekirse hileyle hurdayla seçimi kazanırsa, emin olun ki; bir dahaki ay TÜİK %20’nin bile altında enflasyon açıklayabilir.
AKP seçimi kazanırsa sadece emekçiler ve orta sınıf değil, tüm Türkiye ekonomisi büyük bir yıkımla karşı karşıya kalacaktır. Depremin ekonomik etkileri de tam olarak ortaya çıkacaktır. Bazı tahminlere göre Türkiye’yi %10’a yakın bir ekonomik küçülme bekliyor.
14 Mayıs’tan sonra seçim ekonomisi bitecek ama AKP gitmezse ekonomi de tamamen bitecek. Ondan sonra herkes görecek gerçek ekonomik tablo ne, ülkenin sıradan insanlarının sürüklendiği sefaletin boyutu hangi düzeyde?
Bu yüzden muhalefet derhal iktisadi sömürü, hırsızlık ve yolsuzluk meselesine odaklanmalı. Saçma sapan kimlik siyasetlerine, helalleşme tartışmalarına, din istismarlarına saplanmamalıdır.
AKP zübüklükle bu seçimi kazanabilir. Bu alana girilirse, kimse AKP’yi alt edemez. Muhalefet ise ancak gençlerin ve Türkiye’nin geleceğini etkileyen gerçek konulara eğilirse, halkı seferber edebilir ve AKP iktidarını alt edebilir.

