Dün Tuncer Bakırhan bir açıklama yaptı. Çok kısa ve net: “Masada Cumhuriyet Halk Partisi olursa belki de İmamoğlu dışarıda olacak. Belki de bütün siyasi tutsaklar dışarıda olacak.”
Açıklamaya bak! “Yolsuzluk”, “siyasi baskı”, “yargı bağımsızlığı”, “hukuksuzluk” gibi göz boyayacak ifadeler bile kullanılmamış. Ver Tayyip ile Apo’ya desteği, kap tahliyeyi!
CHP hâlâ utanmazlara şirinlik yapmaya devam etsin! AKP en azından düşman gibi davranıyor. DEM’in yaptığı teklif açık bir aşağılamalıdır.
Bu bir ifşa ve itiraftır. Geçen hafta duyurduğumuz CHP’li tutsaklara yönelik AKP-MHP-PKK şantajı bir tahmin veya istihbarat değildi. Gözünün önünde olana aptal gibi kör gibi görmezden gelmek istemeyen herkes bunu görebilir. CHP, bebek katili Apo’nun özgürlüğü için rehin alındı. İşin “barış” ile “terörsüzlük” ile hiçbir alakası yok. Güneydoğu’da Apo derebeyliği, batıda Tayyip halifeliği programını kabul etmesi için, CHP teslim alınmak isteniyor. Bunca hukuk katliamı, baskı ve saldırının nedeni bu.
Bakırkan’a teşekkür etmek lazım. Açıklaması artık bilindik şantajın kapalı kapılar arkasında yapılmayacağının, cümle aleme duyurulacağının göstergesidir. Çünkü burada teslim alınmak istenen aslında CHP ve İmamoğlu değil, Türk milletidir.
Onlar boyun eğip “komisyon” denen illegal örgüte katılsalar bile Türk milleti bu süreci kabul etmeyecektir.
80 milyona diyor ki Bakırhan, masaya gelen hapisten çıkabilir. Masaya karşı çıkan ise kendini içeride bulur. İmamoğlu’na bunları yapan AKP-MHP-DEM ortaklığı, daha size neler yapmaz ki?
“Ne yapmalıyız” sorusunu etrafımdaki herkesten duyuyorum. Bir şey yapmadan önce doğruyu görmemiz, gerçekleri saptamamız ve korkmadan bu gerçeklere göre yaşamalıyız. Bunun için de Türk Solu’nu okumalıyız.
Öncelikle ortada “barış” veya “terörsüz Türkiye” diye bir şey yok. Bu kalıpları kullanmak bile, AKP-MHP-DEM İttifakına teslimiyet demektir.
“Biz de barış istiyoruz ama”, “biz de terörsüz Türkiye istiyoruz ama” ifadelerinin hepsindeki “ama” tamamen anlamsızdır. Bu kalıpları kullandığınızda önce AKPKK’ya teslim olmuş oluyorsunuz. Sonra da kimse sizin “ama”nızı takmaz. Bu İşgal Güçlerine teslim olup, sonra “ama Mondros Mütarekesini öyle yorumlamamak lazım” demek gibi bir şeydir.
Bu yüzden muhalefet içinde “efendim 30 milyon Kürt var, belki onlar da bize oy verir” gibi bahaneler öne süren herkes aslında AKPKK propagandası yapmaktadır. Kendi iktidar denklemini kurdu AKPKK. Yineliyoruz. Doğuda Apo derebeyliği, batıda Tayyip emirliği.
Burada seçim falan yok. Oy moy da yok. Zaten CHP’yi yok edecekler. Adam açıkça söylüyor. Masaya gelirsen, belki dışarı çıkarsın diyor. O da belki.
Tekrar “ne yapmalıyız” soruna dönersek. Türk Solu okuyacağız. Çünkü önce gerçeği bilip sonra ancak o gerçeğe göre eyleme geçebilirsin. Bizim hiçbir çıkarımız olmadığı için başında beri süreci olduğu gibi anlattık size.
Bakın Bakırhan bugün ne diyor: “Masaya gel, hapisten çık.” Bunun Özel’in ilk kez “ne mutlu Türküm diyene” demesinin hemen ardından olması rastlantı değil.
Peki biz ne yazdık? Geçen haftaki yazım: “İmamoğlu’na ahlaksız teklif: Apo’ya af sana da tahliye”, Ali Özsoy, Türk Solu, 12 Temmuz 2025.
3 gün önce Gökçe Fırat ne yazmış? “CHP’ye operasyonun nedeni: Çözüm Süreci’ni kabul ettirmek”, Gökçe Fırat, Türk Solu, 9 Temmuz 2025.
15 Nisan’da Gökçe Fırat ne yazmış? “CHP’ye operasyon: AKP-Dem ortak kumpası”, Gökçe Fırat, Türk Solu, 15 Nisan 2025.
14 Nisan 2025 Türk Solu’nun kapağı: “CHP’ye AKP-DEM Kumpası.”
Sadece son süreç değil. 2024’teki yerel seçimlerden itibaren CHP’yi uyarıyoruz. Size DEM tuzak kuruyor. AKP, CHP’yi terörist ilan edip kapatma davası açacak, eş zamanlı olarak da PKK ile ittifak kuracak. Kent Uzlaşması size tuzak!
Bugün tahliye olan belediye başkanı, Esenyurt Belediye Başkanı. O da MHP-DEM torpili ile çıktı. Diğerleri Ekrem İmamoğlu’nun ifadesiyle “betona gömülüyor.”
Nihayet Bakırhan ağzındaki baklayı, herkesin bilip de söylemeye cesaret edemediği şantajı açıkça dile getiriyor. CHP masaya yani kurulacak illegal Tayyip-Apo komisyonuna katılırsa, diğer “siyasi tutuklularla” birlikte CHP’li başkanlar da çıkabilirmiş.
PKK-DEM jargonunda hapisteki terörist başı Apo ve PKK’lılar “siyasi tutsak” olarak geçiyor. Yani “ver Apo’yu al İmamoğlu’nu” denklemi kuruluyor. Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi.
CHP ve İmamoğlu, Apo’nun tahliyesine ve Tayyip ile birlikte kurduğu yeni koalisyona karşı çıkmazsa, üzerlerine salınan savcılar geri çekilecek. Kapalı kapılar arkasındaki ahlaksız teklif artık açık şantaja döndü.
“Ne yapmalıyız?” İlk yapmamız gereken önce gözlerimizi açmak. Kör taklidi yapmamak. Gerçekle yüzleşmek. Zararlı Cemiyetler İttifakı, AKP-MHP-DEM iktidarı kuruldu. O halde düşman artık aynı anda bu üç güçtür. Bunlara yalvararak özgürlüğe kimse kavuşamaz. Tahliye olsa bile onların asıl o zaman marabası olur.
Türkiye’de bir sistem var. Kimisi hapse düşünce Bahçeli’ye ricacılar gönderiyor. Bu teslimiyet bayrağını Bahçeli kabul ederse, Saray’a “maruzatı” iletiyor. Tayyip de isterse, teslim alınan kişi dışarı çıkarılıyor. Bakırhan CHP’ye özetle diyor ki; siz de bizim vesilemizle Apo’yu aracı kılın. Belki Saray’ı ikna eder “kurucu önder”. Siz de çıkarsınız.
CHP’den böylesine ahlaksız bir teklifi, böylesi bir şantajı kabul edecek onursuz çıkar mı bilmiyoruz. Ama sıradan bir Türk yurttaşı bu alçaklıkları asla kabul etmez, etmeyecek. Türk Milletinin milli marşında geçtiği gibi: Hangi çılgın bana zincir vuracakmış!
Bakırhan densizinin teklifi, Antep’i teslim edilmesini isteyen Fransız üniformalı Ermeni fanatiklerinin teklifi kadar değerlidir. Türk Milleti olarak her gün yeni bir hakaret ile karşı karşıyayız.
Bakırhan’ın bu hakaretinin sorumlusu da bu sefer CHP! Siz bu şovenistleri çok şımarttınız. Onlar da şimdi AKP ile birlikte size hakaret ediyorlar.
Biz Türk Milleti olarak asla teslim olmayacağız. Ancak CHP artık kendi şerefini korumalı ve Bakırhan’ın ahlaksız teklifine, soysuz şantajına en sert bir şekilde yanıt vermelidir.

