No Result
View All Result

CHP üzerinden siyaseti dizayn etme girişimi

Ali Açık by Ali Açık
13 Haziran 2026
in GÜNLÜK
0
CHP üzerinden siyaseti dizayn etme girişimi

Türkiye’de hukuk ile siyasetin yolları uzun zamandır birbirine karışmış durumda. Ancak bugün CHP üzerinden yürüyen süreç, artık sıradan bir hukuk tartışmasının çok ötesine geçmiş görünmektedir. Tartışılan mesele yalnızca bir kurultayın geçerliliği değil; doğrudan doğruya muhalefetin geleceği, seçim dengeleri ve iktidarın siyaseti yargı eliyle şekillendirme çabasıdır.

Ortada henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur. “Mutlak butlan” denilen karar kesin hüküm hâline gelmemiş, yargı süreci tamamlanmamıştır. Buna rağmen geçici bir yönetim anlayışıyla milletvekillerinin ihracından söz edilmesi, hukuk devleti açısından son derece tartışmalıdır.

Daha da önemlisi, kurultay sonrasında CHP iki kez daha kurultay yapmış, delegeler yeniden iradelerini ortaya koymuş ve Yüksek Seçim Kurulu bu süreçlere mazbata vermiştir. Anayasa’nın 79. Maddesinin 3. Fıkrası “Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz” açık biçimde YSK kararlarının kesin olduğunu belirtirken, şimdi ortaya çıkan tablo “yargı yoluyla siyasi sonuç üretme” görüntüsü vermektedir.

Burada sorulması gereken temel soru şudur:

Eğer delegelerin iradesi YSK tarafından tanınmışsa, yıllar sonra mahkeme eliyle siyasi tablo yeniden şekillendirilebilir mi?

Asıl mesele tam da budur.

Türkiye’de artık mahkemeler yalnızca hukuk dağıtan kurumlar olarak değil, siyasetin alanını belirleyen araçlar olarak tartışılmaktadır. Muhalefetin güç kazandığı her dönemde yargısal süreçlerin devreye girmesi toplumda ciddi bir güvensizlik oluşturmuştur. Çünkü vatandaş şunu düşünmektedir:

“Sandıkta yenemediğini mahkeme koridorlarında etkisiz hâle getirme çabası mı yürütülüyor?”

Bugün CHP üzerinde yürüyen süreç, yalnızca CHP’nin iç meselesi değildir. Bu durum, yarın başka bir parti için de emsal oluşturabilir. Eğer siyasi partilerin yönetimleri seçimle değil dava dosyalarıyla şekillenecekse, o zaman demokratik siyasetin anlamı büyük ölçüde ortadan kalkar.

Elbette hukuk denetimi olacaktır. Hiç kimse hukukun üstünde değildir. Ancak hukuk ile siyasi mühendislik arasındaki çizgi kaybolursa, adalet duygusu da kaybolur. Hele ki kesinleşmemiş kararlar üzerinden milletvekili ihracı gibi ağır siyasi tasarruflara girişmek, toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştirir.

Demokrasilerde meşruiyetin asıl kaynağı mahkeme salonları değil, milletin iradesidir. Siyasi partilerin kaderini belirlemesi gereken de hâkimler değil; delegeler, üyeler ve nihayetinde seçmendir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, siyaseti yargı üzerinden dizayn etmeye çalışmak değil; hukukun tarafsızlığına olan güveni yeniden tesis etmektir. Çünkü adaletin siyasallaştığı yerde ne hukuk kalır ne demokrasi ne de toplumsal huzur.

Ali AÇIK
Emekli akademisyen
Siyaset Bilimi uzmanı

Previous Post

“Atatürk’ü Koruma Kanunu” yobazları halktan koruyor

Next Post

Harezmiyye bakiyesinden “Kurmanç” kimliğine

Next Post
Harezmiyye bakiyesinden “Kurmanç” kimliğine

Harezmiyye bakiyesinden "Kurmanç" kimliğine

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.