No Result
View All Result

Cumhuriyet’le “biz” ne kazandık, “onlar” ne kaybetti?

Kaya ATABERK by Kaya ATABERK
10 Kasım 2025
in HAFTALIK
0
Cumhuriyet’le “biz” ne kazandık, “onlar” ne kaybetti?

Cumhuriyet, biz ve onlar

Cumhuriyetimizin ilanının 102. yıldönümünü geçtiğimiz günlerde geride bıraktık. Kimi sevindi, kimi üzüldü. Kimi kutladı, kimi kinlendi… Cumhuriyet karşısında bizim tavrımız ile onların tavrı arasında elbette dağlar kadar fark var. Tepkiler tam ters yönde çünkü Cumhuriyet bizi var etti, onlarınsa işini bozdu, tezgahını devirdi, çıkarlarına bir son verdi.

Şimdi “biz” ve “onlar” dediğimiz için rahatsız olanlar çıkabilir. Varsın olsun. Çünkü buradaki biz ve onlar, toplumdaki gerçek, somut kesimleri kastediyor. Bunu görmezden gelmek en başta gerçeğe, sonra da Cumhuriyet’e ve tabii ki biz Cumhuriyetçilere ihanet olur.

Biz, Cumhuriyet’le çok şey kazanmış olanlarız. Türk halkıyız. Türk işçisiyiz, köylüsüyüz. Türk kadınlarıyız, Türk çocuklarıyız. Öğrencileriz, özellikle de kız öğrencileriz. Biz, Cumhuriyet’le Orta Çağ karanlığından çıkıp, çağdaş dünyaya kavuşanlarız. Eğitime, hukuka, sağlık hizmetine ulaşanlarız.

Onlarsa saltanat ve saray sahipleri, emperyalist sömürücüler, işgalciler, bilumum Türk düşmanı soykırımcı çeteciler, tekke şeyhleri, medrese softaları, feodal ağalar, aşiret reisleri ve aklımıza gelen, gelmeyen her türlü karanlık odaktır. Onlar Cumhuriyet’le kaybedenlerdir. Onlar kaybettiği için biz kazandık. Bunu çok açık bir şekilde tespit edelim ve altını çizelim.

Biz Cumhuriyet’in kazananları olmanın yanı sıra, Cumhuriyet’in var ettikleriyiz. Cumhuriyet olmasaydı, biz olmazdık. Şimdi de Cumhuriyet’in var olmaya devam etmesi için bizim onun saflarında olmamız gerekiyor. Cumhuriyet ile bizim varlığımız birbirine kopmaz ve karşılıklı bağlarla bağlı. Ve bizim için bir o kadar yaşamsal. Yani biz Cumhuriyet’in ta kendisiyiz.

Cumhuriyet’i sadece bir ideolojiyi, siyasal sistemi savunmak anlamında değil, tarihimizin güzel ve şanlı bir sayfasını anar gibi değil, geçmiş güzel günlere duyduğumuz bir hasret gibi de değil doğrudan doğruya kendi varlığımızı savunur gibi savunuyoruz!

Cumhuriyet’le öncelikle barışı ve yaşamı kazandık 

Cumhuriyet öncesi çağ, aralıksız bir savaşlar dönemiydi. Türk halkı hiç bilmediği diyarlara gider, savaşırdı. Çoğu zaman akıbeti bile bilinmezdi. Şanslı olanlarsa sakatlanıp dönerdi. Saltanat sahipleri onu sadece savaşa göndereceğinde hatırlardı. Ve bu bitmek bilmez savaşlar çağının son 200 yılı da sürekli kaybettiğimiz, öldüğümüz, Türk sivillerinin katliamlara uğradığı, Balkanlar’da, Kafkasya’da ve hatta Anadolu’nun içlerinde etnik temizliğe, soykırıma tabi tutulduğu savaşlarla geçti.

Türk kadını ve çocuğu biraz şanslıysa Rumeli’de Yunan, Sırp, Bulgar zulmünden kurtulur Anadolu’ya muhacir gelirdi. Arkasında bir vatanı, doğduğu toprakları bırakırdı. Çoğu zaman ailenin babası çoktan katledilmiş olurdu. Doğu Anadolu’da ve Kafkas eteklerinde Ruslar ve Ermeniler, Türk insanını kırardı. Ne kadınların namusu, ne çocukların canı güvendeydi. Osmanlı ise artık bunların hiçbiriyle başa çıkamayacak kadar bitmiş ve çürümüştü. Anadolu’nun daha güvenli yerlerinde ise bitmek bilmeyen savaşlarda, Yemen’de, Fizan’da şehit düşmüş babaların yetimleri ve dulları belki yaşardı ama yoksulluk bile değil, ağır bir sefaletin içinde…

Savaş buydu işte. Ve Cumhuriyet her şeyden önce bize barışı, güvenliği ve yaşamı kazandırmıştı. Cumhuriyet’in kurucusu ve milletin kurtarıcısı Büyük Atatürk “Yurtta sulh, cihanda sulh” demişti. Bunu diyebilmek için on yıllarca savaşmış, iç ve dış ne kadar düşman varsa yenmiş ve Türk milletini ferah günlere çıkarmıştı. Ve sonunda barışa ulaşmıştı. Cumhuriyet bize işte bu içerideki ve dışarıdaki bağışı armağan etmiştir.

Aralıksız ve galibiyetsiz devam eden, asırlara yayılmış savaşlar ve ölümler devri, Cumhuriyet’le bitti. Ve bu topraklar Cumhuriyet sayesinde 100 yılı aşkın zamandır savaş görmedi. Bundan daha büyük kazanç olur mu? Cumhuriyet yaşasın ki Türk halkı da barış içinde yaşamaya devam etsin. Adını bile duymadığı memleketlerde ölmesin ya da sakat kalmasın…

Cumhuriyet’le özgür, çağdaş bir yaşam kazandık

Bizler Cumhuriyet’le sadece hayatta olma, soluk alıp verme anlamındaki yaşamı değil, gerçekten özgür ve çağdaş bir yaşamı da kazandık. Bugün Türk insanı çarşafa, peçeye, cübbeye, sarığa mahkum değil.

Türk kadını bilmem hangi mollanın bilmem kaçıncı karısı olmaya ve bunu sineye çekmeye mecbur değil. Kocası diye başında zebani kesilen, onu ve çocuklarını dövmeye kendinde hak gören bir medeniyetsize itaat etmek zorunda değil.

Türk çocuğu Cumhuriyet sayesinde okul yerine sübyan mekteplerine gitmiyor. Burada cahil hocalar tarafından falakadan geçirilmiyor.

Burada Türk diline hiç uygun olmayan Arap harfleriyle okuma yazma öğrenmeye, hatta çoğu zaman anlamadıklarını ezberlemeye zorlanmıyor.

Türk evladı bugün çağdaş bir eğitim alabiliyor. Okul, bize Cumhuriyet’in armağanıdır.

Bunun da ötesinde özellikle Türk kızları okula gidebiliyor. Hem de sadece okuyup yazacak kadar değil. İsterse üniversite de bitiriyor, doktora da yapıyor. İstediği mesleği, kimseye hesap vermeden, “sen kadınsın, avukat, doktor, öğretim üyesi olamazsın” diyenleri dikkate almak zorunda kalmadan yapabiliyor. Erkeklerle eşit muamele görüyor, eşit koşullarda sahaya çıkıyor.

Cumhuriyet’ten önce sadece İstanbul’un, İzmir’in birkaç semtine özgü kalmış çağdaş kültür hayatı bugün Anadolu’nun en umulmadık köşelerine kadar ulaşabiliyor.

Cumhuriyet olmasaydı bırakalım ilçelerimizi, hangi ilimizde tiyatro, sinema, konser, kitap fuarı hayal edilebilirdi? Bunları geçtim ortada kitlelerin okuyabileceği kadar kitap olmadığı gibi bunları okuyabilecek insan da yoktu.

Cumhuriyet’le biz, çağdaş, özgür bir yaşam kazanırken gerilikten, cahillikten, karanlıktan beslenenler, din ve vicdan sömürücüleri, tarikat ve aşiret mütegallibesi kaybetti. Onlar eski düzenin galipleri, kazançlıları, ayrıcalıklılarıydı. Biz kaybederdik, onlar kazanırdı. Biz milyonlardık, onlar bir avuçtu ama onlar milyonlara el koyar, bizse bir avuç ekmekle yetinmeye çalışırdık.

Cumhuriyet özgürlük ve çağdaşlığı verirken halka halkçılığın doğal sonucunu da verdi.

Maraba, mürit, köle olmaktan kurtulup vatandaş olduk!

Cumhuriyet’ten önce medrese ve tekke sahiplerinin büyük ayrıcalıkları vardı. Devleti sömürdükleri yetmez, vakıf adı altındaki rant ve servet araçları onları doyurmaz, bir de vatandaşın iyi niyetini sömürüp onlardan korkutarak topladıklarıyla da zenginleşirlerdi. Buna karşılık medrese öğrencisi görünenler askere bile gitmezdi. Kaldı ki bunların çoğu gerçek öğrenci bile olmazdı…

Saraylılar ve paşazadeler ise saltanatın küçük ortakları gibiydi. Saraya kapağı atamayanların köşkleri, konakları, yalıları olurdu. Buralarda hepsi de kendi çapına göre ayrı saltanatlar sürdürürdü. Hepsinin halayıkları, köleleri, hizmetçileri, lüksleri, ihtişamları olurdu.

Ağalar ve aşiret reisleri ise bu sözde kibar saltanatının bile çok daha gerisinde ve vahşi bir feodalizmin temsilcileriydi.

Keyiflerine göre zulmeder, Türk insanına işkence ettirir, hatta öldürtürlerdi. Bugün köylü kendi tarlasını traktörle sürebiliyorsa bu dahi Cumhuriyet sayesindedir.

Cumhuriyet öncesi dönemin imtiyazlılarının günümüzdeki kalıntılarına şöyle bir bakmak bile Cumhuriyetsiz zamanların karanlığı hakkında bize fikir verir.

Cumhuriyet’le bu sömürücülerin, ayrıcalıklıların tümü yerlerinden, irili ufaklı saltanatlarından, kârlarından, rantlarından olurken o zamanlar, ancak maraba, mürit, köle olabilen Türk halkı, vatandaş olma hakkını kazandı. Yeni oluşturulan çağdaş Türk hukuku karşısında o da asırlarca kendisini ezenlerle eşit olmayı kazandı. Birisi canına, malına, namusuna sataştığı zaman hakkını adalet önünde arama şansını elde etti.

Türk insanı Cumhuriyet’le gerçek bir hukuk, gerçek bir eğitim kazandığı gibi gerçek bir sağlığa ulaşma imkânı da kazandı.

Cumhuriyetten önce doktora, hastaneye, ilaca, aşıya ulaşmak neredeyse imkansız, birçok yerde ise hayal bile edilemeyecek kadar uzak bir ihtimaldi.

İnsanlarımız, özellikle de çocuklarımız aşıyla önlenebilecek, doktor müdahalesiyle ve ilaçla iyileşebilecek hastalıklardan ölür giderlerdi.

Hasta olunduğunda genellikle ulaşılabilen tek kişi bir üfürükçü olurdu. Cumhuriyet, insanımıza gerçek bir doktora görünme imkanını sunmasıyla bile çok şey kazandırmıştır.

Cumhuriyetle biz insanlığı kazandık, onlar zulümlerini kaybettiler!

Tüm bunları tekrar gözden geçirdiğimizde Cumhuriyet’in bize kazandırdığı şeyin tek kelimelik özetinin insanlık olduğunu görüyoruz.

Türk insanı, gerçekten insan olma, insanca yaşama ve insanca muamele görme hakkına Cumhuriyet’le ulaşmıştır. Cumhuriyet’in gelmesiyle kaybedenler ise yine tek kelimeyle zulümlerini kaybettiler. Artık onların zulüm devri kapanmıştı.

Cumhuriyet düşmanları, geniş bir zulüm koalisyonudur. Feodal zorbalığı elinden alınan aşiret reisi, halk eğitildiği için artık ona hükmedemeyen din ve vicdan sömürücüsü, tarikat baronu, İstanbul’un komprador sermayedarı, bunların göbekten bağlı olduğu Avrupa tekelleri, emperyalistler, sömürgeciler, kapitülasyon sahipleri, yalı ahalisi vs…

Tümü birbirinden farklı ama Türk milletini sömürmek ve ona zulmetmekte birleşen, ortak çıkarları Cumhuriyetsiz düzende olan bir koalisyondu bu.

Günümüzde Cumhuriyet’e düşmanlık eden kesimleri düşünelim. Şeriatçısından, Kürtçüsüne; Ermenicisinden, Osmanlıcısına; Kemalizm karşıtı sağlı sollu liberalinden, Türkiye’ye tepeden bakan Batılı entelektüeline, tarikat baronlarına kadar uzanan geniş bir cephe hâlâ var. Ve bunların hepsi de 102 yıl önce Cumhuriyet düşmanlığı yapan kesimlerin bugünkü uzantılarıdır.

Sonuç olarak Cumhuriyet’le kaybedenler şimdi de tek ve birleşik bir cephe olarak karşımızda. Biz de yine Türk milleti olarak, Cumhuriyetle kazananlar olarak yine buradayız. Bizim için Cumhuriyet’i savunmak kendimizi, varlığımızı ve insanlığımızı savunmaktır. Savunmaya devam edeceğiz.

Yaşasın Cumhuriyet, Cumhuriyet’le kazananlar ve Cumhuriyetçiler!

Previous Post

Atatürk’ün mirası neydi ve kime bıraktı?

Next Post

19 Mayıs kararını alan savaş kadrosu

Next Post
19 Mayıs kararını alan  savaş kadrosu

19 Mayıs kararını alan savaş kadrosu

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.