Genel Seçimde AKP’nin oyları 2002 seviyelerine çekildi. Kemik tabanı, tarikat bağları, aşiret tulumu, hilesi hurdası, Suriyelisi Afganlısıyla AKP’nin vardığı varacağı oran, güç bela bir %35 oldu.
Ama buna rağmen AKP’nin milletvekili sayısında önemli bir yükseliş söz konusu. Bu sadece D’Hont sisteminin istikrarı önceleyen karakteriyle açıklanamaz. AKP hem gerici ideolojiye uygun ittifak siyaseti yürüttü hem de bu ittifakın adaylarını stratejik akılla sıraladı.
Mesela Hüda Par’lı 4 adayın 4’ü de bu yaklaşım sonucu meclise girebildi. İstanbul 3. Bölge’deki Hüda Par adayı, Esenyurt ve civarındaki Hizbullahçı kitleyi hedef alırken, diğer adayların Gaziantep, Mersin ve Batman’dan (Hizbullah’ın yuvası İpragaz Mahallesi) verimli oy alacağı biliniyordu. Öyle de oldu.
Peki, AKP en keskin ideolojik tavrı alırken CHP ne yaptı?
CHP, gerek Cumhurbaşkanlığı, gerek Genel Seçim tarafında tarihinin en Atatürksüz seçim kampanyasına imza attı.
Baykal’ın gardırop Atatürkçüsü dönemi, CHP’yi ne uzar ne kısalır bir halde bırakmıştı. Buna çare olarak önerilen Atatürk’ten uzaklaşma ve ideolojik bulanıklık siyasetini ise 2010’dan beri Kılıçdaroğlu yönetiyor. Bu yönelim, Atatürkçü tabanın söz hakkının tümden kısıldığı 6’lı Masa siyaseti ile zirve noktasına vardı.
Ama bunun hiçbir şekilde çare olmadığı artık kesin. Yetmez ama evetçi dar güruhun Türk siyasetine koyduğu ulus devlet karşıtı ipoteğin hiçbir geçerliliği yokmuş.
CHP’nin adeta mahkûm olduğu %25’lik pasta, 2023 Genel Seçimi’nde de kendini gösterdi. Kesin olmayan sonuçlara göre CHP listelerinden milletvekili seçilenlerin sayısı 169. Ama bu 169 ismin 15’i Deva Partili, 10’u Gelecek Partili, 9’u ise Saadet Partili.
34’ü çıkarınca CHP’nin elinde kalan 135. Üstelik bu sayı, önceki dönem elde edilen sandalye sayısından 9 eksik.
Peki bu 34 kişi, partilerinin büyük katkısı sayesinde mi meclise girdi? 6’lı masa siyasetinin en kötü tarafı burada. Net olarak ölçemiyoruz. Üç parti içinde sadece Saadet’in 2018 oy oranı belli, o da %1,34. Ayrıca Deva, Gelecek ve Saadet’in Millet İttifakı haricinde ayrı bir çatı listeyle seçime girmekten kaçındığını biliyoruz. Çünkü kelin merhemi yok!
AKP’nin Türkiye’yi bu derece muhafazakârlaştırdığı bir atmosferde bile Babacan ve Davutoğlu er meydanından kaçındıysa artık kimse kendini kandırmasın. İşin gerçeği, fikrî temelinde Atatürk’e yer olmayan her üç partinin de Atatürkçülerin oylarıyla meclise 34 vekil çıkarmış olmasıdır. Üstelik bu isimlerin sıralaması, AKP’nin aksine son derece akılsızca yapıldı.
Sonuç olarak Atatürk’ün gardırobuna bile tahammül gösteremeyen yetmez ama evetçi ekibin dayattığı Y-CHP anlayışı iflas etti. Hesapta Atatürk uzaklaştırılıp milliyetçilik oku kırılınca CHP’nin önü açılacaktı. Tam tersi oldu!
Sakın CHP’nin oylarını arttırdığı hikâyesine kimse sarılmasın. CHP’nin oyları, İmamoğlu ve Yavaş gibi karizmatik yerel yöneticilerin etkisiyle büyükşehirlerde arttı. Anadolu’da değil.
Artık ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimi için CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun önünde çok acil bir reçete duruyor. Kemal Kılıçdaroğlu, Atatürkçülerden oy istemek ve bunun için Atatürk’ü; partisinin kurucusu ve ruhu olan değeri hatırlamak zorunda.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sinan Oğan’a desteğini sunan, Atatürkçülüğü ve Türk milliyetçiliği tartışma götürmez %5’i aşkın bir kitle var. Demek ki Atatürk ve Türk milliyetçiliği oy kaybettirmiyor, aksine oy kazandırıyormuş.
Erdoğan’ın kıl payı kaçırdığı %50’nin üçte biri AKP’nin dışında bir taban ve onlar da önemli oranda Atatürk’le sorunu olmayan, milliyetçi karaktere sahip. Oyu %9’lara düşmüş HDP gibi bir problematik unsuru memnun etme üzerine kurulu bağımlılık politikası, en çok da bu tabanı CHP’ye düşman etti.
Kılıçdaroğlu, yıllar süren stratejik hatadan süratli bir dönüş gerçekleştirebilirse Tayyip Erdoğan’da konsolide olmuş “beka kaygısı”nda bile önemli çözülmelere sebep olabilir.
Kılıçdaroğlu için ikinci turda ipi göğüslemenin tek bir formülü var: Atatürk’e sarılmak!

