BİM marketler zinciri üzerinden yaşanan tartışma, dönüp dolaşıp varacağı noktaya ulaştı: Tarikatlar savaşına…
BİM, AKP döneminde Türkiye’nin her şehrine, her mahallesine kadar yayılan birkaç market zincirinden biri. Ve en çok tanınmışı. İslamcı sermayenin bir kurumu olduğu da eskiden beri biliniyor. Hatta bu sermayenin simgesi gibi… Ancak BİM’in çok bilinmeyen “cemaat-tarikat bağlantısı” şimdi bu son tartışmayla gündeme geldi.
Bu bağlantıyı, 2017’de Pusudaki Cemaatler’de yazmıştım. Erenköy Cemaati olarak bilinen Nakşibendî kolunun şeyh ailesi Topbaşların önde gelenlerinden Latif Topbaş BİM’in ortaklarındandı. Bu ortaklık, cemaatin en önemli ticari girişimlerindendi.
Erenköy Cemaati, İstanbul merkezli Nakşibendî-Halidî kollarından biri. İskenderpaşa Dergâhı ve adı şu sırada yeniden çocuk istismarı ile gündemde olan İsmailağa-Çarşamba Cemaati ile birlikte en eskilerden. Cemaatin silsilesi Kürt Teali Cemiyeti Başkanı Seyit Abdülkadir’in dedesi Şeyh Taha Nehri’ye kadar gidiyor. Onun üzerinden de Kürt Nakşîliğinin kurucusu Şeyh Halid’e uzanıyor. Erenköy Cemaati’nin esas kurucusu ise Erbilli Muhammed Esad Efendi. Onu ünlü kılan olay da Menemen’de Kubilay’ın şehit edildiği kanlı Şeriatçı kalkışmanın azmettiriciliği ile yargılanmış olması.
Esad Efendi’nin ardından tarikatın başına geçen şeyhler ise tam anlamıyla “tarikat-ticaret-siyaset” üçlüsünü bir arada yürüten kişiler. Mahmut Sami Ramazanoğlu, Musa Topbaş ve şimdiki şeyh Osman Nuri Topbaş hep ticaretle iç içe isimler. Cemaat, 1980’lerden beri Al Baraka Finans’tan, Panama Belgeleri Skandalına ve şimdi BİM kavgasına varana kadar hep tartışmalı İslamcı sermaye ve finans olaylarının odağında yer aldı.
Erenköy Cemaati’nin en çok bilinen yayını ise Altınoluk dergisi. Hatta cemaat de zaman zaman bu yayının adıyla anılıyor. Derginin yıllarca yayın yönetmenliğini yapmış isim de Ahmet Taşgetiren. Şimdilerde, Ahmet Davutoğlu’na yakınlığıyla bilinen Karar gazetesinde köşe yazıları yazıyor.
Taşgetiren, AKP’nin uzun süre el üstünde tuttuğu bir isimdi. Akıllarda en çok kalan görevi de “akil adamlar” arasında yer almasıydı. Fakat bu iyi ilişkiler 2010’ların sonuna doğru bozuldu. Taşgetiren önce AKP’yi “hukuka ve insafa çağıran”, “içeriden dost eleştirileri” denilebilecek kıvamda yazılar yazmaya başladı. Bugünün perspektifinden okunduğunda aslında hem AKP’ye hem de kendi cemaatine mesajlar veren yazılardı bunlar.
Taşgetiren, Erenköy’ün de gün gelip tasfiyeye uğrayabileceği ihtimalini görmüş olmalıydı. Yoksa AKP’yi hukuka, adalete davet etmesinin çok da ilkeli olmakla ilgisi yoktu.
Fakat Erenköy Cemaati bu durum karşısında koşulsuz yandaşlığa devam etmeyi seçti. Nihayet, Taşgetiren’i Altınoluk ile yine cemaate ait Erkam Yayınları ve Erkam Radyo’dan 2019 yılı Mart ayında uzaklaştırdı. Bu, cemaatin kendi sözcüsünü tasfiyesi anlamına gelen büyük bir olaydı. Erenköy’de bir şeyler kaynıyor olmalıydı.
Şimdi tekrar BİM tartışmasına gelelim. BİM’e, MHP ve Bahçeli’nin yaptığı tehditler ile bunlara bağlı isimlerin saldırıları üzerinden konuyu bir daha gözden geçirelim…
Birincisi her ne kadar Ahmet Taşgetiren’in 2019’da Altınoluk’un yönetiminden ayrılması “Taşgetiren Erenköy Cemaati’nden kovuldu” gibi başlıklarla basına yansıdıysa da tarikatlar-cemaatler evreninde işlerin pek böyle yürümediği de bir gerçek. Bir tarikatın en tepe noktalarına kadar tırmanmış bir ismin kenara çekilmesini, burayla tüm ilişkilerinin bir günde kesilmesi olarak algılamak pek doğru bir yaklaşım değil. Taşgetiren’in, şeyhi Osman Nuri Topbaş’tan ayrılıp gittiğini, tamamen “hür” bir yazar olduğunu sanmam. Şeyh-mürit ilişkisi parti ya da dernek üyeliği değildir. İstifa ettim, gidiyorum, demekle bitmez.
Yani Taşgetiren, son üç yıldır Erenköy’de aktif değilse de burayla bağları elbette sürmektedir. Gerçekten de daha dünkü yazısında da (8 Aralık 2022) BİM’i isim vermeden savundu ve eleştirilerinin merkezine AKP’den de çok MHP’yi yerleştirdi.
Erenköy’ün eski sözcüsü Taşgetiren’in, Davutoğlu’na yakın Karar’dan Bahçeli’yi ve MHP’yi eleştirmesini de tesadüf olarak değerlendiremeyiz. Bahçeli ile Davutoğlu arasındaki husumet malum.
Şu an için Erenköy Cemaati, Taşgetiren’in önerdiği yola girecek, AKP’den uzaklaşıp Davutoğlu’na destek olacak, demek için oldukça erken. Hele ki Türkiye çapında her mahalleye bir şube açacak kadar AKP iktisadının içine yerleşmiş, eklemlenmiş bir tarikat-sermaye grubu için bu “muhalifleşme adımı” çok daha da zor. Ama BİM meselesine, MHP ve çevresindeki “kara gömlekli sokak gücünün” en ön saftan dâhil olması gibi işaretler bu ihtimalin yabana atılmaması gerektiğini bize anlatıyor.
Türkiye’de artık, özellikle AKP dönemi itibariyle gelinen noktada, ekonomik ya da siyasi bir kavgada madalyonun diğer yüzünü çevirip baktığımızda bir tarikat kavgası görmemek şaşırtıcı olacaktır. Tarikatlar toplumun her alanını işgal etmiş durumda ve biz artık bunların arasındaki bir tarikatlar savaşını çeşitli boyutlarıyla yaşıyoruz…
Yani aslında üç harfli marketler savaşı olarak karşımızda duran kavganın özünde de yaşadığımız “tarikatlar savaşı” tüm ağırlığı ile duruyor. Konuyu bu açıyı dikkate almadan değerlendirmek eksik olacaktır.

