No Result
View All Result

Nasuh Mahruki’ye özgürlük!

Ali ÖZSOY by Ali ÖZSOY
29 Temmuz 2026
in GÜNLÜK
0
Nasuh Mahruki’ye özgürlük!

Nasuh Mahruki, 1 yıl 8 ay sonra yeniden tutuklandı. Tutuklanmasının nedeni 15 Temmuz ile ilgili yaptığı paylaşımdı. Yaptığı paylaşımın AKP kıstaslarında bile “suç” unsuru içermediği o kadar barizdi ki; paylaşımı yandaşlar dahil bütün medya organları haber metinlerinde aktardı.

Anlaşılan savcı da bir suç unsuru bulamamış; zira paylaşımda olmayan sözcükleri kafasından resmen uydurmuş. Tutuklamaya sevk yazısında savcılık “tiyatro”dan bahsediyor.  Paylaşımda olmayan ifadeleri “suç delili” olarak öne sürmüş. Önce Mahruki’nin paylaşımını aktaralım, sonra da tutukluluğa sevk yazısında ortaya çıkan hayali ifadelere. Mahruki şunu paylaştı:

“15 Temmuz önceden fark edilmiş ancak rejim değişikliği için bir fırsat olarak görülerek bilerek engellenmemiş kontrollü bir şekilde kalkışılmasına müsaade edilmiş bir darbe girişimidir. Baş planlayıcısı ABD’dir, Fil’i feda etmiş, Vezir’i almıştır, Erdoğan’ı Şah yapmış Türk milletini Mat etmiştir.”

Gayet açık, zorlama yorumlarla anlamı bulandırılması imkânsız ve hiçbir suç unsuru barındırmayan bir açıklama. Peki savcılığın tutukluluğa sevk yazısında, tutukluluk için gerekçe olarak ne yazıyor:

“Şüphelinin attığı tweette Türk milletini hedef alan, vatandaşımızı ve güvenlik güçlerimizi şehit verdiğimiz 15 Temmuz hain darbe girişimini tiyatro olarak tanımladığı, bu haliyle atılan tweetin eleştiri sınırlarının ötesinde bulunduğu…”

Tiyatro sözcüğünün “t”sinin geçmediği paylaşımda, olmayan bir ifadeyi savcı açıkça uyduruyor. Sonra da bu uydurma delili (!) kullanarak, kıyasen yoruma giderek yeni bir suç daha uyduruyor ve TCK 216’ın şemsiyesinin altına sokuyor: Halkı kin ve düşmanlığa tahrik.

Kıyasen ifadesini özellikle kullanıyoruz. Çünkü TCK 216 yani “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu”nun lafzı, yorumu, gerekçesi, içtihatlarla yıllarca ortaya çıkmış anlamı ortadadır. Savcılar ve bazı sulh ceza hakimleri ise son birkaç yıldır, ceza kanunumuzda açıkça yazılı olan kıyas yasağına muhalefet ederek, sansür ve idari hapis rejimi kurmak için TCK 216’yı adeta şemsiye suç haline getirip yeni bir suç tipi uydurmuşlardır.

TCK’da açıkça yazan kıyas yasağı nedir? Bir örnek verelim.

Diyelim ki biri mahallede dedikodu yaptı. “Mürüvvet Hanım’ın kızı şöyle şöyle yapmış” dedi. Öbürü de başka bir dedikodu attı ortaya. “Asıl Seyfettin Beyin oğlu bilmem ne yapmış?” Şimdi bu dedikoducular yüzünden iki aile birbirine düştü. İnsanlar karakolluk oldu. Savcının biri gidip, “bu dedikoducular halkı kin ve düşmanlığa tahrik etti, hadi bunları tutuklayalım” derse bu kıyas yoluyla suç uydurmadır.

Her savcı ve hâkim kıyas ve yorum yoluyla suç uydurursa, kanunda belirlilik ilkesi ortadan kalkar. Her gün yeni bir sürpriz suç ortaya çıkabilir. Ceza kanunlarının en büyük amacı kamu düzenini korumaktır. Suçta kanunilik ilkesi kalkarsa tam tersine kamu düzeni ortadan kalkar.

Kıyas yasağının bir diğer amacı, öğretide beyaz yasa olarak geçen hukuksuzluğu engellemektir. Beyaz yasa içeriği belirsiz suç içerir. Mesela Nazi Almanyası’nda “devlet büyüklerinin itibarını düşürmek” diye suç vardı. Devlet büyüğü kim? İtibar ne? Nasıl düşürülür? Beyaz bir sayfa gibi. İsteyen istediği gibi doldurabilir.

Birilerine yaranmak isteyen veya birilerinden idari emir alanlar, TCK 216’yı beyaz yasaya dönüştürmeye çalışıyor. Bu maddeyi bu kadar eğip bükemezsiniz.

Tiranlığın en bariz göstergesi beyaz yasalardır. Bir suç var ama suçun tanımı her gün değişiyor ve asla vatandaş bu tanımı öğrenemiyor.

Başka bir örnek verelim. TCK 90 insan üzerinde deney suçunu düzenler. İnsanların kobay olarak kullanılmasını suç olarak tanımlar ve hapis ile cezalandırılacağına hükmeder.

Şimdi ben hasta olsam. Sürekli öksürsem. Bir türlü iyileşemesen. Mahallede bir teyze, “Evladım sen hasta olmuşsun. Ben sana şu otları karıştırayım, vereyim sana çok iyi gelir” dese. Ben de o teyzeyi dinleyip hastaneye gitmesem, o otlar da bana bir türlü iyi gelmese ve hastalık zatürreye çevirse. Sonra da bir savcı çıkıp teyzeye TCK 90 kapsamında soruşturma açıp, tutukluluğa sevk etse… Bu, delilik emaresidir!

Kıyas yasağına muhalefet ederek suç uydurmak ve kafana göre yurttaşları tutuklamak bir deliliğin veya üst düzey cehaletin sonucu değilse, açıkça kasıt içeren bir eylemdir. Bunun da bu sonucu var hukuk aleminde.

Şu anda AKP savcılarının ve sulh ceza hakimlerinin bir kısmı, TCK dışında yeni bir ceza kanunu uyguluyor. Kıyas yoluyla yeni suç tipleri uyduruyorlar.

TCK 216, her hoşunuza gitmeyen görüşü, AKP’lileri kızdıran her ifadeyi, “beni kızdırdı, kinlendirdi; demek ki halk da kinlendi ve düşmanlığa tahrik edildi sayabiliriz” yorumuyla, Anayasal düzenin temelinde olan ve Anayasa tarafından korunan düşünce ve ifade özgürlüğü rejimini ortadan kaldırmak için araçsallaştırabileceğiniz bir madde değildir.

TCK 216’nın yoruma açık olmayan amacı, nefret suçunu engellemek ve kamu düzenini korumaktır. Halkın bir kesimini toplu halde hedef alıp hakaret edersen ve halk içinde çatışma için gerçekten tehlike yaratan bir hal yaratırsan, bu suç gerçekleşir.

Kimse, AKP savcıları dahil, beğenmediği fikri, “bunun fikirlerini sevmedim, beni kine sevk etti, tutuklayın” diyemez. Örneğin Aktroller, muhalifler hakkında tonla laf ediyor. Muhalifler de AKP hakkında tonla laf ediyor. Her kızdığında TCK 216’yı uygulayamazsın. Senin elinde fikir polisliği sopası olarak kullanacağın bir madde değil bu. Tam tersine düşünce özgürlüğü ortamını korumak için, nefret ve kini engellemek için düzenlenmiş bir madde.

Sansür ve tutuklama rejimi için TCK 299’un yani Cumhurbaşkanına Hakaret suçu yetersiz kaldı. Bu yüzden son yıllarda TCK 216 devreye sokuldu. Kıyasen yorumla, her türlü muhalif görüş, halkı kine sürüklemek olarak ele alınıyor. Tek bir madde üzerinden koskoca bir sansür–ev hapsi–tutuklama rejimi kurmaya çalışıyorlar.

Ayrıca şunu da açıkça söyleyelim. 15 Temmuz için daha önce ana muhalefet partisi liderleri dahil pek çok siyasi ve gazete yorumcusu “tiyatro”, “kontrollü darbe”, “tarikatlar arası çatışma” gibi yorumlar yaptı. AKP’liler de ABD’nin oyunu dedi. Ama aynı ABD’nin Başkanı ile kucaklaşıyorlar şimdi. Nasuh Mahruki de sadece bunu tespit etmiş.

15 Temmuz hakkında fikir yürütme hakkı bir tek AKP’lilere mi ait?

10 yıl sonra mı aklınıza geldi bu yorumların halkı sözde kin ve düşmanlığa tahrik ettiği? Dün suç olmayanı, bugün savcılar bir talimat ile suç haline getiremez.

Beyler, 15 Temmuz’u kutsal, hakkında konuşulması yasak, katiyen üzerinde yorum yapılamaz bir hadise haline getiremezsiniz. Bu ülkede her 29 Ekim, her 10 Kasım, her 23 Nisan, her 19 Mayıs, her 30 Ağustos’ta vatan haini gerici ve bölücü odaklar, ağızlarından köpükler saçarak hakaretler sayıyor, “keşke Yunan kazansaydı” diyor.

Her gün Atatürk’e, Türk Bayrağına, Türk kimliğine saldırılar oluyor. Tek bir savcının gıkı çıkmıyor.

Demek ki o zaman “halk kinlenmiyor” AKP savcılarına göre. 15 Temmuz neden kutsal oluyormuş? 12 Eylül, 27 Mayıs nasıl tartışılıyorsa, 15 Temmuz da tartışılır.

15 Temmuz’un Demokrasi Bayramı olduğunu ispat etmek için, her 15 Temmuz’da insanları mı tutuklayacaksınız? O zaman demokrasi bayramı olmadığını ispat etmiş oluyorsunuz.

Kaldı ki yineleyelim. “Tiyatro” dememiş Mahruki. Açıkça satranç demiş. AKP’liler de övünmüyor mu? “Reis satranç oynadı, Fetöcüleri tuzağa düşürdü” diye.

Tutuklamaya gerekçe olsun diye “tiyatro” sözcüğü açıkça uydurulmuş. Üstüne üstlük bir de TCK 216 kıyasen yorumlanarak yeni suç uydurulmuş ve tutuklama gerçekleştirilmiş. Maksada ulaşılmış.

Bakın bu işte suçtur. Kıyasen bir yorum da yapmıyoruz. Burada sorumluların TCK 109 yani kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yargılanmaları söz konusu olabilir.

Benzer bir olay 31 Mart 2017 yılında aynen Gökçe Fırat’a uygulandı. Gökçe Fırat, tamamen uydurma bir iddianame çerçevesinde 8 ay tutuklu kalmıştı. İlk celsede tahliye edildi. Hem de soruşturma aşamasında kendisini tutuklayan sulh ceza yargıcı tarafından. Tutuklamanın ödülü gibi terfi alıp, Ağır Ceza Hâkimi olarak karşısına çıkmıştı. Bu sefer hukuku uygulamaya kararı verince görevden alındı.

Aynı gece Gökçe Fırat tahliye edilmediği gibi Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüsten yeniden tutuklandı. Yeniden tutuklayan sulh ceza hâkimi soruşturma dosyasında veya iddianamede hiçbir yerde geçmeyen, hiçbir temeli olmayan deliller uydurdu. Resmen hayal etti. Hayali telefon görüşmeleri, hayali talimatlar, hayali bağlantılar… Ve tutuklama gerekçesine yazdı. Nasuh Mahruki’nin paylaşımında olmayan “tiyatro” sözcüğünden dolayı tutuklanması gibi.

Mesela bu da cezai bir sorumluluk doğurur: Resmi evrakta sahtecilik suçu tartışılır.

Peki, Gökçe Fırat’ı hayali delillerle tutuklayan o sulh ceza hâkimi kimdi? Akın Gürlek.

10 yılda merdivenleri hızla tırmanıp Adalet Bakanı oldu. Bazılarının gözleri kamaştı. Küçük Akın Gürlekler böylelikle ortaya çıktı. Böylelikle bu garip yargı rejimi kuruldu.

Gökçe Fırat ise 3 yıl 8 ay hapiste yattıktan sonra, Yargıtay’ın hakkındaki bütün suçlamalardan bozma kararı vermesi üzerine tahliye oldu.

O zaman CHP sustu, sözde muhalifler sustu, liberaller sustu. Neden? Çünkü Gökçe Fırat Kemalist’ti. Türk Milliyetçisiydi. Cumhuriyetçiydi.

Özgür Özel’in CHP Grup Toplantısını izliyorum. Herkese selam gönderdi. Kendince bir liste yapmış. Siyasi tutukluların isimlerini saydı. 5 gün önce tutuklanan Nasuh Mahruki’yi es geçti. Kılıçdaroğlu da Gökçe Fırat’ı asla anmazdı.

Nasuh Mahruki’nin suçu ne? Türk olmak mı? Nasuh Mahruki neden sürekli tutuklanıyor? Bunlar hukuki değil idari tutuklamalar. Emir nereden geliyor?

Yanıt yine Akın Gürlek’te. Buyurun size halkı kin ve düşmanlığa “tahrik etmeyen ve aşağılamayan” (!) bir yandaş medya manşeti: “Akın Gürlek açıklama yaptı. Çerçeve yasada genel af yok, sadece PKK mensuplarına düzenleme var.”

Aşağılamak mı dediniz? Buyurun. Bize göre, Türk Milletini aşağılayan, yandaş medyaya göre ise müjdeler dolu, başka bir gazete haberi: “Çerçeve yasa Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra Abdullah Öcalan’a sunuldu.”

Mahruki’nin neden tutuklanıyor? Çünkü ülkemiz işgal edilmiş. Çünkü İhanet Açılımı için, dağdaki ve hapisteki teröristleri toplumun içine salmak için, Türk milletini sindirmek için, Türklerin sesi olan vatanseverler hapse atılmalı. Tıpkı Birinci İhanet Açılımı döneminde olduğu gibi.

Son zamanlarda moda bir deyim var. “Düşman hukuku” denip duruyor.

Düşman kim peki? Ve kime düşman?

Düşman Türk düşmanı! Bunu niye saklıyorsunuz? Her yere selamlar gönderenler. Nasuh Mahruki için neden susuyorsunuz?

Previous Post

Yeni Parti’de de, CHP’de de unutulan kavram: Türk Milleti

Next Post

Yeni Parti için “yeni” olabilecek tek politika, Kemalizm’e dönüştür

Next Post
Yeni Parti için “yeni” olabilecek tek politika, Kemalizm’e dönüştür

Yeni Parti için "yeni" olabilecek tek politika, Kemalizm’e dönüştür

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.