CHP tarihine, özellikle de son yıllarda olan bitene baktığımız zaman bu tarihin temel belirleyicisinin adım adım Kemalizm’den, Atatürk ilkelerinden kopuş olduğunu görürüz. Ecevitlerden Baykallara doğru giden bu süreç, son olarak Kılıçdaroğlu’nun “Yeni CHP” söylemiyle daha da netleşmişti. Ardından gelen Özgür Özel yönetimi döneminde de aynı yolda yürümeye devam edildi. Özellikle son dönemde “Açılım” karşısında tavır alamamakla şekillenen bu sorun hakkında çok yazdığımız için tekrardan kaçınıyorum.
Ama CHP’nin Atatürkçülükten uzaklaşması sadece milliyetçilik ilkesi çerçevesinde de olmadı. Altı Ok’un hepsi yıllar içinde aşındırıldı. Aşınma, her alanda, Altı Ok’un her bir için ayrı ayrı geçerli bir uzaklaşma ve nihayetinde de kopuş olarak yaşandı.
Öyle ki, son noktaya yani “Butlan”ın hemen arifesine geldiğimiz günlerde, özellikle milliyetçilikten ve laiklikten geriye hiçbir şey kalmadığını gördük. Artık ortada ne laikliği hakkıyla savunan bir CHP kalmıştı ne de milliyetçiliği, ulus devleti, üniter yapıyı sahiplenen bir CHP. Laiklik anlamında varılan nokta, olsa olsa Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı Terakkiperverlerin icadı olan “inançlara saygılı laiklik” gibi bir çizgiye sıkışmıştı. Milliyetçilik ise şanlı “Türk” adını, ulusun adı olarak kullanamayacak kadar kenara atılmıştı. Artık “bu millet” devrindeydik…
Şimdi biliyorsunuz, yeni parti kuruldu ve herkes bunun üzerinden bir şeyler söylemeye, politika yapmaya başladı. Gördüğümüz net durumun bir parçası şu: Parti üzerinde bir taraftan etnikçi kesimlerin “milliyetçilikten daha da uzaklaşın” baskısı var. Diğer taraftan da Davutoğlucu-Babacancı yani “eski” AKP’li dinci çevrelerin “laiklikten tamamen vazgeçin, ancak böyle gerçekten yeni parti olursunuz, yeni bir çizgi oluşturursunuz” diyen baskısı var.
Gerçekteyse etnikçi ve dinci kesimlerin ya da diğer adıyla Kürt-İslamcı ittifakının önerdiği şey; CHP’nin uzun yıllardır ürettiği, uyguladığı yanlış politikanın ta kendisi. Bu çevre, şimdi Yeni Parti’den bu hataların daha da şiddetlenerek uygulanmasını talep ediyor. Ve gördüğümüz kadarıyla Özgür Özel’in ve Yeni Parti’sinin de bu hataya direnmek yönünde bir yaklaşımı yok.
Yıllardır yapılan Kemalizm’den uzaklaşma, Atatürkçülüğe sırt çevirme hatasının sürdürülmesi ve şiddetlendirilmesi, birilerinin iddia ettiği gibi asla “yeni” olmak anlamına gelmez.
Çok umudum yok ama yine de söyleyeyim: Yeni Parti, gerçekten yeni olmak, yeni bir şey yapmak istiyorsa ancak bunu Kemalizm’e, Atatürk’e dönerek yapabilir. Zaten on yıllardır CHP’nin yapmadığı budur. Bu yapılırsa “yeni bir yol” açılabilir.
Yeni Parti ve Özgür Özel, AKP eskisi dincilerin ve etnikçilerin sözünü dinleyerek bir politika uygulayacaksa o da elbette kendi tercihleri olacaktır. Ama bunun bir “yenilik” olmayacağı gibi bir başarı getirmeyeceğinin de garantisini verebilirim. Eski yol zaten epey denendi ve başarısız olundu…
