Kitapların arasında, yazdıkları yapıtların arkasında; yüzlerinde halkının kurtuluş umudu, Atatürk’ün kavgası, devrimciliğin vicdanı ile bezeli, coşkuyla satıyorlardı kitaplarını. Okurlarına “neden ve niçin” yazdıklarını anlatıyorlardı, çünkü kendileri yazıyor, imzalarını, emeklerine bandıkları kalemle atıyorlardı. Onlar Atatürk’ün Askerleriydi!
Genç Okan’ı o genç yazarların arasında görüp tanıdım. Birbirinin eşi, birbirinin vazgeçilmezi, birbirinin yoldaşı bu ulusal devrimci gençler, “umudum olan devrimci mücadelenin bedenleşmiş yazarlarıydı.” Bugün aramızdan ayrıldığını üzülerek duyduğum sevgili Okan’a içim yandı! Olağanüstü zekâsı, kıvrak ve sorumluluk taşıyan kalemi, o kalemi kullanacak yürekliliği kişiliğinin ta kendisiydi. İçim yanıyor evet; gençliğini, hedeflerini, sevdiklerini, dostlarını ve yoldaşlarını bırakıp gitti!
Çok yeni tanıdım, ama uzun yıllar tanışıyormuşçasına çok sevmiştim Okan’ı. Yaşamımın sonuna değin de unutmayacağım. Okan İşbecer, Türkiye’nin ihtiyacı olan Atatürkçü, ulusalcı, devrimci gençliğin donanımlı ve yetişkin örneğiydi. Yazılarında dürüst ve sakınmasız, kişiliğinde sakin, Anadolu’dan taşıdığı devrimciliği iş için değil, öyle düşündüğü için omuzlayan bir genç yazardı.
İLERİ Yayınları, çok saygın bir emekçisini yitirdi. Böylesine zamansızca, “benden bu kadar” dercesine acımasızca okurlarını, arkadaşlarını ve umutlarını bırakıp bir yere gitmezdi, gidemezdi! Yaşamın dünü, bugünü ve yarını olmadığını anımsatmak sanki ona kalmıştı!
Bir hafta önce yazıştığım Okan şu an yok!
Ailesine, sevenlerine, İLERİ Yayınları çatısı altında Okan’la omuz omuza çalışan dostlarım Gökçe Fırat, Filiz Çakır, Hasar Arısoy, Kaya Ataberk, Özgür Erdem ve Rahime Cura’ya başsağlığı diliyorum.
Allah rahmet eylesin.
Kitaplarınla, güler yüzüyle, dostluğuyla yüreğimizde yaşayacaksın OKAN oğlum…

