Bazen bir haber gelir ve ülkenin üstüne sessizlik çöker.
Ne söyleyeceğini bilemezsin. Kelimeler birbirine dolanır, sesin düğümlenir.
Bugün o günlerden biri.
Azerbaycan’dan dönerken düşen askeri uçağımızda şehit olan kahramanlarımızın ardından yalnızca susabiliyoruz. Çünkü susmak da bir dua biçimidir bazen.
Oysa onlar sessiz değillerdi.
Onlar bu toprakların sesi, nefesi, güveniydiler.
Birçoğu belki evine dönmeden önce annesinin sesini duymak istemişti, kimisi çocuğuna “az kaldı” demişti.
Bizse bir kez daha anladık: “Az kalmak” bazen bir ömür demek.
Bu topraklarda asker olmak sadece bir görev değil, bir varoluştur.
Bizim çocuklarımız daha okul sıralarında “vatan” kelimesini ezberler, ama yaş aldıkça onun bedelini öğrenir.
Bir uçak düştüğünde, aslında sadece bir uçak düşmez.
Bir baba düşer, bir evin ışığı söner, bir annenin nefesi yarım kalır.
Ve yine de bu ülkenin çocukları, o yarım nefesin devamı olmayı seçer.
Biz hep güçlü durmak zorundayız, değil mi?
Ama ben bugün güçlü durmak istemiyorum.
Gözyaşımızın da bir dili var; o dilde “teşekkür ederim” demek istiyorum.
Bu ülke için canını veren her askere, her sağlıkçıya, her vatandaşa…
Teşekkür ederim.
Vatan size minnettardır.
Sizi toprağa değil, yüreğimize gömdük.
Yazar Notu:
Bu yazı, 12 Kasım 2025 tarihinde Azerbaycan’dan dönüş yolunda düşen Türk askeri uçağında şehit olan 20 kahraman askerimizin anısına kaleme alınmıştır.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

